![]() |
|
|
|
BÖLÜM VI. Kadınlar ve hakları Altıncı bölümü dinlemek için tıklayın
İranlı ünlü Kürt ses sanatçısı Merziye Feriqi'nin onlarca yıl önce peşmerge için söylediği bir şarkı bugün bile popüler. Peşmerge geleneği, savaşçılık, direniş kültürü Kuzey Irak'taki Kürt toplumunun çok temel bir özelliği. "Bugün kadın örgütümüz içinde yer alan kadınların çoğu geçmişte peşmergeye katılmıştır. Savaşçı olarak değil ama, hemşire olarak, haberleşme işleri, mutfak ve diğer yardımcı görevlerde... Şu anda Kürdistan Kadınlar Birliği'nin bölge çapında 45 bin üyesi var. Çoğu peşmergeye katılmıştır. Ben de 1981'de katıldım. 1990'a kadar peşmerge olarak hizmet ettim. O sene ayaklanmadan sonraki bombardımanlar sırasında Avrupa'ya kaçtım. "Burada kadın hareketi daima, bütün halkların kardeşçe, uyum içinde yaşadığı demokratik ve özgür Kürdistan mücadelesinin bir parçası oldu. Ama bağımsızlığını da korudu. İşte kadın hareketinin saygınlığı ve ağırlığı da burdan geliyor. Vatandaşlar, partiler, hükümet, parlamento nezdinde saygınlığımız var, sözümüz dinleniyor. " diyor Şobo Askari. Askari, Süleymaniye'de yaşıyor. Kadınlar Birliği Sekreteryası üyesi. Bölge içi ve dışı kadın örgütleri arasında koordinasyondan sorumlu. Süleymaniye'deki kadınlar birliği merkezinde cinsel ilişki yoluyla geçen hastalıklar konusunda bir seminer. Gruptaki 40 civarındaki kadın, anlatılanları dikkatle izleyip, semineri veren doktoru sorularıyla terletiyorlar. Merkezde, sağlık, kadın hakları, aile içi şiddet ve benzeri konularda çok sayıda seminer, atelye çalışması düzenleniyor. Partilerin kadın örgütleri Kuzey Irak'taki kadın hareketleri de bütün diğer toplumsal örgütlenmeler gibi, esas olarak iki büyük parti Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği tarafından destekleniyor. Celal Talabani liderliğindeki KYB'nin kalesi Süleymaniye'de de partinin kadın örgütünün yanısıra bir de kadın gazetesi çıkaran bir medya örgütlenmesi var. Aile içi şiddete maruz kalan kadınlar için Kuzey Irak çapında faaliyet gösteren altı sığınaktan biri de Süleymaniye'de. Saya adlı kadın örgütünün yönetimindeki sığınak da bunlardan biri. Sığınağın yeri kadınların güvenliği açısından çok gizli tutulduğundan Saya'nın merkez ofisini ziyaret ettik. Saya'nın sözcüsü Leyla, "Sığınağımız 1999 yılında açıldı. Sekiz yıl içinde 276 kadına hizmet verip sorunlarını çözdük." diyor. Bazen aile ile yanlış anlamalar giderilip barıştırma yoluna gidiyorlarmış basit vakalarda. Bazen ise iş mahkemede bitiyormuş. Ama bir de çözümü çok zor ya da imkansız durumlar var diyor. Yani kadının hayatının tehlikede olduğu durumlar. Sekiz yıl içinde bu tür üç olay var çözemedikleri... Şu anda sığınakta 10 kadın ve üç çocuk kalıyor. Leyla, "Kapasitemiz yeterli değil. Sosyal danışmanlık eğitimi görmüş eleman eksiğimiz büyük" diyor. Şiddet, töre cinayetleri, tecavüz ve bölgeye has bir başka sorun- kadın sünneti çok azalmış olmakla birlikte kadın örgütlerinin güncel öncelikleri arasında. Erbil, Dohuk, Zaho civarındaki kadın örgütlenmeleri ise ağırlıkla Kürdistan Demokrat Partisi'ne yakın kadınlarca yürütülüyor. 16 yıl boyunca Kürdistan Kadınlar Birliği başkanlığı yapmış, KDP merkez komitesi üyesi Şirin Amedi'ye "partilerden bağımsız, kadınların çıkarlarına öncelik veren bir kadın hareketinden söz edebilir misiniz bölgede?" diye sordum. "Ben kadınlarla ilgili çalışmalarımı KDP'nin üst düzey bir yetkilisi olarak yapmıyorum. Bölgede şu anda 12 tane kadın örgütü var. Türkmen, Asuri, Keldani, Kürt kadın örgütleri birlikte çalışıyoruz. Bu örgütleri biraraya getiren Kürdistan Kadın Komitesi bölgedeki tüm kadınlar için faaliyet gösteriyor. Baas rejimiyle mücadelede tabi ki biz de Kürt halkının parçası olarak yer aldık. Ama bölgede güvenliğin sağlandığı 1992 yılından bu yana, kadınlar büyük yol aldı. Okuma yazma kampanyaları yürüttük. Bugün üniversite öğrencilerinin yüzde ellisi kızlar. Kadınların zorla evlendirilmesine, töre cinayetlerine karşı, kadına ayrımcılık güden yasalara karşı kampanyalar yürüttük. "Zihniyetin değişmesi için de uğraştık. Gruplar halinde köylere, gecekondulara gittik. Amacımız şimdi kadını dört duvar arasından çıkarmak. Bunun koşulu ise ekonomik olarak serbest olması. Ekonomik olarak özgürleşemeyen kadın sosyal ve siyasi olarak da özgürleşemez. Ama bu konuda da her yıl durum daha iyiye gidiyor." Parlamentoda dörtte bir kota Kürdistan Bölgesel Yönetimi parlamentosunun dörtte bir üyesi, yani 29 milletvekili kadın. Hükümette üç kadın bakan var. Kadınlara siyasette yüzde 25 kotası Irak genelinde uygulanıyor. Ama yine de Irak parlamentosunun kabul ettiği anayasa, islam hukukuna dayalı. Ve kadın hakları konusunda Baas rejimi dönemine kıyasla bile gerileme anlamına gelen bir yasal çerçeve var. Kuzey Irak'da konuştuğum bir çok kadının en büyük kaygısı bu. Özellikle de yakınlarda kadınların pasaport alabilmesi ve seyahat edebilmesi için ailesinden herhangi bir erkeğin iznini alması gerektiğine ilişkin İçişleri Bakanlığı düzenlemesi bardağı taşıran son damla olmuş. Sokak gösterileri yapılmış, binlerce imzalı dilekçeler hazırlanmış. Kürdistan yönetimi bölgesinden kadınlar hali hazırda, Irak yasalarında özellikle de medeni kanunda kadına ayrımcılık uygulayan kanunlarda değişiklik isteyen ayrıntılı bir paketi, hem bölgesel hem de merkezi parlamentoya sunmuş ve iki büyük Kürt partisinin desteğini almış. İslami yasalarla mücadele Bu çalışmalar içinde yer alan Kürdistan bölgesel parlamentosunun milletvekillerinden Heman Zinar Esad'a, "güneyde gerek sünni gerekse şii tarafında dine dayalı partiler bu kadar güçlüyken, Irak yasalarını değiştirme konusunda umudunuz var mı" diye sordum.. "Irak anayasasına göre, bölgesel ve merkezi parlamentoların kararları çelişirse, anayasa mahkemesine gidiliyor. Burada bizim lehimize iki nokta var. Bir kere anayasaya göre bir kanun şeriata aykırı olabilir, ama anti demokratik olamaz. Sonra, Irak hükümetinin imzalamış olduğu uluslararası anlaşmalar da onun demokratik kurallara uymasını taahhüt altına alıyor. Ayrıca Irak anayasasındaki bir başka madde, merkez ile bölgeler arasında hukuki uyumu sağlamaktan sorumlu anayasa mahkemesinin, bölgeyi koruyacağını da öngörüyor. Dolayısıyla gerçekten değiştirmeye niyetliysek, Irak yasalarını değiştirme şansımız var. Tabi bunlar çok hassas konular. Ama İslamcı partilerin toplumu bu kadar etkileyecek kanunları kabul ettirmesine sessiz kalamayız." diye yanıtladı. Aslında bu Kuzey'deki kadınların Irak kanunlarına ilk müdahelesi olmuyor. Daha önce Baas yönetimi sırasında bu tür bir girişimleri başarıyla sonuçlanmış.. Yeniden Süleymaniye'ye dönüp Kadınlar Birliği Koordinatörü Şobo Askari'ye kulak verelim. "Irak'ta "kişinin statüsü" kanunu var. Onun da 59. ve 62. maddeleri vardır. Biri poligami, diğeri töre cinayetleriyle ilgilidir. 2000 yılında, Irak hükümetini, bu iki maddenin bazı yönlerini değiştirmeye zorladık. Örneğin namus gerekçesiyle bir kadını öldüren erkeğin cezasında indirim yapılıyordu yasaya göre. Bizim baskılarımız sonucunda, "cinayet cinayettir, hangi gerekçeyle işlenirse işlensin aynı cezayı alır" anlayışı kabul edildi. Diğer madde de İslam hukukuna dayanıyor ve bir erkeğin dört kadınla evlenmesini meşru kılıyordu. Bu konuda da büyük baskılarla tek eşliliği kabul ettirdik. Bir tek istisna ile. Kadının ölümcül hastalık gibi bir nedenle eşine rıza vermesi halinde ikinci bir eş alınması kabul ediliyor. Şimdi Baas zamanında kabul ettirdiğimiz bu maddelerin olduğu gibi kalması için mücadele ediyoruz." Talabani'nin eşi Tabii bütün bunlar şu anda güneyde yaşanan şiddetin yatışıp Irak'ta istikrarlı bir siyasi rejimin yerleşebilmesine bağlı. Süleymaniye'de görüştüğüm Kuzey Irak'taki kadın hareketinin kurucularından Hero İbrahim Ahmed, yani Irak cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin eşi, bu konuda iyimser... "Biliyor musunuz, ben çok insan tanıyorum orda. Sıradan insanlar.. Partilerin görüşleri umurlarında değil. Sadece yaşamak istiyorlar. Mutlu olmak, normal bir hayat sürmek istiyorlar. Bu insanlar çoğunluk. Onun için umutluyum. Barışçı insanlar. Yakında düzelecek. Çünkü herkes çok yorgun düştü bu savaştan. Durması lazım. Aklım sürekli orda. Çok üzülüyorum." Fakat, diyelim ki şiddet durdu.. Bugünkü Irak meclisinin, hükümetinin yapısına baktığımızda, acaba, Kürtlerin tarihine zalimliğiyle geçen Saddam Hüseyin rejimi, bugün Irak'ın merkezi hükümetine hakim olan partilere göre daha laik, dolayısıyla da kadın hakları açısından bakıldığında daha ileri bir idare miydi? Bu soruyu yine Hero İbrahim Ahmed'e yönelttim.. "Yoo yooo.. Bunlar dışarda pek bilinmiyor ama bunlar hep Saddam Hüseyin zamanında başladı. İmana dönüş adını verdiği bir hareket başlattı mesela. Irak genelinde bütün lokantalarda alkollü içki servisinin yasaklanmasını o emretmiştir. Dükkanlardan alabiliyor ama restoranlarda, kafelerde içemiyordunuz. Sonra, kadının kapanması konusu. Bu geçmişte kadınların kendisine kalmış bir şeydi. Saddam Hüseyin bir kadın hareketi oluşturdu. Bu hareketin başında Menal isimli bir kadın vardı. Türban ve peçeyi geri getiren o oldu. Bugün Bağdat'da onun gibi baş bağlamaya Menal usulü diyorlar hala. Sünnilerle Şiiler arasında husumeti başlatan da odur. Muhalefet kendisine yönelmesin diye herkesin başkalarıyla uğraşmasını körüklerdi. Ben 1960'lar ve 1970'lerde Bağdat'ta yaşadım. Orada okula gittim. O zamanlar gerçekten okulda kimin Sünni kimin Şii olduğunu bilmezdiniz." Bölgede konuştuğum bir çok kişiden, Süleymaniye'de kadınların daha ilerde, daha güçlü olduğunu duydum. Kuzey Irak 'öteki Irak' ise, Süleymaniye de öteki Kuzey Irak mı acaba? Ve onu farklı kılan ne? Bir çoklarına göre, daha modernist, sol kökenli ve batıcı bir siyasi hareket olan Kürdistan Yurtsever Birliği'nin etkisi, kimilerine göre de çok daha yeni ve aşiret yapısını taşımayan, kent gibi bir kent olması.. Ama Hero İbrahim Ahmed'e göre, güçlü bir kadının öncülüğü.. "Süleymaniye'de, 1920'lerin sonlarında bir kadın yaşardı. Adı Habsahani Nakim'di. Daha İngilizlerin Irak'ı yönettiği zamanlar. Çok güçlü bir kadındı. Kocası da etkili bir adamdı.O zamanlar biliyorsunuz kadınlar çarşaf giyiyor. Habsahani Nakim bir gün çevresine bir grup kadını toplayıp çarşıya gitmiş. Önce o atmış çarşafı üzerinden. Sonra etrafındaki kadınlar. Birer birer, çarşının ortasında. Bu kadarla da kalmıyor. Kendi evini, kızlar okusun diye okula çevirmiş. O zaman kızlar okutulması akıllara sığdırılamıyor tabi. Herkes ayağa kalkmış... Ama Habsahani Nakim'in umrunda değil. Kadınlar için bir eğlence düzenlemiş. Bir de ünlü şarkıcı getirtmiş Bağdat'tan. Adı Dayki Cemal. Cemal'in annesi demek yani. Hep beraber oynayıp gülmüşler kadınlar... Çok mühim şeyler bunlar. Bence Süleymaniye'deki kadınların bugün bu kadar ilerde olmasında onun mirası çok önemlidir." |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ^^ Başa dön | |||