YASAL UYARI  
ÖTEKİ IRAK
 
 
BÖLÜM 1
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
BÖLÜM 1- Ulus olmak

Birinci bölümü dinlemek için tıklayın

Erbil'in İzzeddin Feyzi ilkokulu öğrencileri sabah mahmurluğu içinde Kürdistan Özerk Bölgesinde ulusal marş olarak okunan Ey Rakip'i söylüyor:

"Hey düşman, Kürt ulusu dili ile yaşıyor, bayrağı asla inmez" diyor marş.

Kuzey Irak'ın çocukları yıllardır okullarında ana dillerinde eğitim de görüyor. Ama sadece Kürtçe değil. Birinci sınıf öğrencileri bu yıl üç dilde okumayı ve yazmayı öğrenmiş. Arap alfabesiyle Sorani Kürtçesi ve Arapça, ve latin alfabesiyle ingilizce...Çocukların bir kısmı da Türkmen.

Bölgede yaşayan Türkmenlerin de, tıpkı Araplar, Asuriler, Keldaniler, Yezidiler ve Ermeniler gibi kendi dil ve dinlerini öğreten okulları var. Ama kimileri de karma okullara gidiyor. Her halukürda öğrenciler en az üç dilde öğrenim görüyor.

Iraklı Kürtler daha 1970 yılında bir anlaşmayla öz yönetimlerine kavuşmuşlardı. Kürt bölgesine özerklik tanıyan anlaşmaya, Molla Mustafa Barzani ile zamanın Baas yönetiminin devlet başkan yardımcısı Saddam Hüseyin imza atmıştı.

Her ne kadar dört yıl sonra yeni bir isyan ve ardından gelen bastırmayla bu özerkliğin uygulanmasında önemli kesintiler olduysa da, Kürtlerin ayrı bir yönetim yapısına sahip olduğu, Irak'ta uzun zamandır genel kabul görüyor.

Baskı ve isyan tarihi

İran-Irak savaşının son yıllarında Baas rejiminin yürüttüğü Enfal adlı harekatta Irak'ın kuzeyinde insan hakları izleme örgütü Human Rights Watch'a göre en az 50 bin, muhtemelen yüz bin insan öldürüldü. İki bin köy boşaltıldı, yüzbinlerce insan göçe mecbur edildi.

Kuzey Irak'ın yakın tarihindeki en önemli dönüm noktası ise herşeye rağmen 1992.

Körfez Savaşı ardından yaşanan ayaklanma ve milyonlarca Kürdün İran ve Türkiye'ye göçüne yol açan bastırma harekatı sonrasında, 36. paralelin kuzeyi uluslararası koruma altına alındıktan sonra, bölgenin güçlü Kürt partileri fiilen hiç bir yere bağlı olmadan bölgeyi yönetmeye başladılar. 2003 yılında Irak'ın Amerikan güçleri ve müttefikleri tarafından işgaline kadar.

Şimdi Kürdistan Bölgesel Yönetimi, yeniden Irak'ın bir parçası... Ama Irak siyaset sahnesinde 1970'lere kıyaslanmayacak kadar güçlenmiş olarak.

400 çocuğun okuduğu öğretmenlerinin önemli bir kısmı da Türkmen olan İzzeddin Feyzi ilkokulunun müdürü Kamran Fethi Mahsun, 26 yıllık emektar bir öğretmen. Bölgenin görüp geçirdiği onca isyan, çatışma, baskı döneminde okullarını asla kapatmamış olduklarını söylerken, sesi gururla çınlıyor.

Okul kitapları, müfredat, yöntemler herşey gözden geçiriliyor. "Yeniden inşa" anahtar kelime burada. Kürdistan Bölgesel Yönetimi her alanda büyük bir inşaat alanı. Bölge bağımsız değil ama süreç bir tür ulus inşa süreci gibi. Bunun yarattığı romantizm, onlarca yıldır savaşlar, baskılar, yokluklarından kaçarak dünyanın dört bir yanına dağılan Iraklı Kürtleri de mıknatıs gibi çekiyor. Sadece Iraklı Kürtleri de değil üstelik.

Erbil'de bu yıl öğretime başlayan Kürdistan Hawler Üniversitesi, adeta bölgedeki büyük inşa projesinin sembolü. Modern, özerk bir üniversite hayalinin ürünü.

Rektörlüğüne İngiltere'de 25 yıl öğretim üyeliği yapmış siyaset profesörü, Abbas Vali getirilmiş. Geçen iki öğretim yılında İstanbul'da Boğaziçi Üniversitesi'nde ders veren Vali, İranlı bir Kürt..

"İngiliz yüksek öğretimi modeline göre kurulan bu üniversite, gecikmiş eğitim reformunun en önemli aracı olarak görülüyor.. Biz, bu bölgede, kuruluş yönetmeliğinde, "kamu kuruluşu" diye tanımlanan ilk üniversiteyiz. Irak yasalarında, daha önce üniversiteler sadece "özel" ya da "devlet" kurumları olabiliyordu. Biz ise artık bir kamu kuruluşu olarak, devlet tarafından finanse edilen ama akademik ve idari olarak hükümetten bağımsız bir yapıyız. Müfredatımızın belirlenmesi, öğrenci, öğretim üyesi ve diğer personelimizin seçimi tamamen bize ait. Ve akademik özgürlüklerimiz garanti altında" diyor.

Profesör Vali'ye, "peki ama siz İranlı bir Kürtsünüz. Üstelik 30 yılı aşkın süredir İngiltere'de itibarlı okullarda ders veriyordunuz, niye geldiniz buraya" diye sordum.

"Bu benim açımdan, mensup olduğum Kürt toplumuna borcumu kısmen de olsa ödemenin bir yoluydu. Doğru, İrandanım. Ama uzun zamandır, edindiğim bilgi ve tecrübeleri bu toprağa taşımayı ve buradaki inşa sürecine katılmayı istiyordum. Eğitim reformunun öncülüğünü yapmak suretiyle bizler de bu düşün gerçekleşmesine küçük bir katkıda bulunabiliriz umarım. Kısacası benim için bu hem kişisel, hem siyasi ve hem de akademik bir misyon" diye yanıtladı.

Aklıma hemen gelen bir örnekle, "Acaba İsrail devletinin kuruluş yıllarındaki romantizmle paralellikler görüyor musunuz?" diye sorunca da şu cevabı verdi:

"Paralellikler var. Ama aynı zamanda çok temel farklar var. Biz kendi toprağımızdayız. Hep burda yaşadık. Kimseyi yerinden yurdundan etmiyoruz. Burada insanların topraklarına sahip çıkması, dillerini, kültürel ve siyasi haklarına sahip çıkması söz konusu. Bunu da, mümkün olursa, demokratik federal bir Irak içinde inşa edebilmeyi umuyorlar."

Gelenek ve modernleşme

Kürdistan Üniversitesi'nde rektör Profesör Abbas Vali'den sonra kantinde, koyu demli çaylar eşliğinde üç öğretim üyesiyle sohbet ettim. Üçü de buralı değil. Fakat, bu bölgenin sosyologlar ya da siyaset bilimciler açısından müthiş bir laboratuvar olduğunu düşünüyorlar. Onları bölgeye çeken de bu olmuş...

Doktor Sandra Phelps, sosyolog. Sydney Üniversitesi'nden gelmiş. Doktor Zafer Yörük, Londra Üniversitesi'nden, Siyaset Bilimi hocası. Ve 15 yıldır bölgede araştırmalar yapan siyaset bilimci Doktor Denise Natali...

Doktor Sandra Phelps'in uzmanlık alanlarından biri ulus inşa süreçlerinin sosyolojik kurgulanışı. Kürdistan bölgesel yönetimi içinde milliyetçiliği tezahürleri hakkındaki gözlemlerini sordum.

"Milliyetçiliğin sembolleri bakımından, yani marşlar, danslar, bayrak gibi semboller bakımından diğer milliyetçiliklerden pek farkı yok. Ama söylem ilginç. Kürtlerin, Kürt olmaktan gurur duyduklarını görüyorsunuz. Ama devlet milliyetçiliğinden farklı bir şey bu... Belki devlet olmadıkları için. Yani halk arasında milli duygular güçlü, ama resmi bir milliyetçi söylemin fazla görünmediğini söyleyebilirim. Bir de tabi milliyetçilik hep "öteki"ler karşısında birlik duygusunu işler. Bu anlamda Kuzey Irak'daki milliyetçilik, tarihteki sömürgecilik sonrası milliyetçiliklere benziyor. Yani Kürtler için "öteki", esas olarak Irak'ın güneyi... Oradan farklı oluşlarını vurguluyorlar" diye yanıtladı.

Doktor Zafer Yörük de Sandra Phelps'in görüşünü paylaşıyor milliyetçiliğin günlük hayattaki tezahürleri konusunda. Ama bölgedeki milliyetçiliğin karakterinin gelenekselliğinin ulus devletin üzerinde yükseldiği birey-vatandaşın ortaya çıkmasına izin vermediğini ya da yavaşlattığını düşünüyor.

Zafer Yörük'ün bahsettiği geleneğe dayalı değişim Doktor Denise Natali'ye göre en büyük problem. Baas rejiminin mirası olan "baba devlet" zihniyeti yüzünden sadece eğitim alanında değil, sosyal, ekonomik ve siyasi düzeyde de bir türlü köklü değişimler yaşanamadığını düşünüyor:

"Eğitim ya da sosyal sermaye konusunda gelişme sıfır. Kürdistan Üniversitesi'nde modern bir eğitim sistemi kurma çabası var, tamam. Ama düşünün ki buranın güvenli bölge ilan edilmesinin üzerinden tam 15 yıl geçti. Ne değişti? Üniversitelerde hala Baasçı sistem geçerli. Müfredat bakımından evet. Ama aynı zamanda zihniyet bakımından da."

"İktidardaki siyasi partilere üye olmak, size üniversitede yer açabiliyor. Öğrenci olarak veya öğretim üyesi olarak. Dolayısıyla hala 'haketme'ye dayalı bir sistem kurulabilmiş değil. Siyasi ve ekonomik dönüşümü sağlayacak sosyal devrim gerçekleşemiyor. Evet bir ölçüde sivil toplum gelişiyor. Ama yukardan denetimli. Yani siyasi partilerin ve hükümetin onayını alması şartıyla. Koca bir yeni nesil var burada yaşamak istemeyen. Yetişmiş bir kesim dışardan geliyor doğru ama buradaki gençler de kaçmanın yollarını arıyorlar. Çünkü burada iktidar partilerine yakın değilseniz geleceğiniz yok..."
 
^^ Başa dön ANA SAYFAYASAL UYARI