YASAL UYARI  
ÖTEKİ IRAK
 
 
 
 
 
 
 
 
 
BÖLÜM 8
 
 
 
BÖLÜM VIII. Kürtlerle Türkmenler Kerkük için ne istiyor?

 

  Sekizinci bölümü dinlemek için tıklayın

Kerkük'e gideceğimizi söyleyince, meslekdaşım ve rehberim Mustafa ileErbil'de epey uyarı dinledik herkesten... O zaten tecrübeli bu konuda ve epeyce varta atlatmış ama, yine de tembihliyor herkes: "Aman Arap mahallelerine girmeyin, ara sokaklara sapmayın, ana caddelerde hiç bir yerde fazla vakit geçirmeyin. İşinizi çabucak bitirip gün batmadan Kerkük'den çıkın."

Kerkük, Kürdistan Yönetimi Bölgesi'ne dahil olup olmayacağı Irak anayasasının 140. maddesine göre bu yıl bir referandumla belirlenecek olan kent ve kasabalardan biri.

Sincar, Zummar, Mahmur, Hanakin, Mendeli ve Zorbatiye de bu kategoride. Ama en çok Kerkük tartışılıyor.

Bunun akla ilk getirdiği şey bölgedeki zengin petrol yatakları kuşkusuz. Ama Kürtler de Türkmenler de kentin kendileri için öneminin zengin petrol yataklarıyla ilgili olmadığında, tarihi ve kültürel olduğunda ısrarlı.

Kent, Kürdistan bölgesel yönetimine katılsa dahi, buradaki petrol kaynakları tüm Irak'ın olacak yeni bir yasaya göre. Ama bu petrolü doğrudan dışarı satarak, merkezi bütçeden alacakları payı bundan mahsup etme, bir başka deyişle istikrara kavuşamayan Irak'ta, gelirlerini kontrol etme şansına kavuşacaklar.

'Referandum yapılacak'

Ama neredeyse her gün bombaların patladığı, insanların öldüğü Kerkük'te referandum yapılabilecek mi herşeyden önce? Kerkük'e doğru yola çıkmadan önce, bu konuda Kürdistan Özerk Yönetimi'nin görüşlerini almak üzere, "dış bölgeler bakanı" Muhammed İhsan ile görüştüm. Öncelikle referandumu yıl sonuna kadar yapabilecek misiniz? diye sordum.

"Şu anda takvimin gerisindeyiz, geciktik. 29 Mart'ta normalleşme sürecini tamamlayacaktık. Ama Nisan başında yeni başladık. 15 Temmuz'da seçmen sayımı yapmamız gerekiyor. 15 Aralık'ta da referandum. 31 Aralık 2007 itibariyle sürecin tamamlanması gerekiyor. 'Yapamazsınız' diyenler çok. Ama ben mümkün olduğunu düşünüyorum."

"Ama daha normalleşme diye tanımlanan aşamanın ne anlama geldiği konusunda bile fikir birliği yok gibi, nasıl olacak bu iş?" diye soruyorum. Şöyle yanıtlıyor:

"Ne yazık ki öyle. Kimileri anlamak istemiyor, ya da işlerine gelmiyor. Aşırı milliyetçiler var. Kürtler arasında da, Türkmenlerde de, Araplarda da... Milliyetçilik gözlerini kör ediyor. Amaçlanan, eski rejimden miras aldığımız bir sorunu çözmektir. Bugün Kürt, Türkmen, Asuri, Keldani, Arap bütün Iraklılar, Baas döneminde bir Araplaştırma politikası izlendiğini kabul ediyor. Bu, 1968'den 2003 yılına kadar sürdürüldü. Belli bölgelerin Arap olmayan yerli halkı zorla yerinden yurdundan göç ettirildi, yerlerine Arapların gelmesi teşvik edildi. Tarlaları, ev ve dükkanlarının mülkiyeti yeni yerleşimcilere geçti. Eskiden nüfusunun yüzde 60'ı Kürt olan bazı yerlerde şimdi nüfusun yüzde sekseninin Arap olduğunu görebiliyoruz."

"Peki ama 1968'den 2003'e kadar devam etmiş büyük bir nüfus yapısı değişikliğini bir kaç ay içinde nasıl tersine çevireceksiniz?" diyorum.Muhammed İhsan'ın buna yanıtı şöyle:

"Biz anayasayla, bu bölgelere yerleştirilen Arapların, dönmeye teşvik edilmesini kabul ettik. Bir Arap Basra'dan getirilmişse, ona orda bir parça toprak ve 15 bin dolar civarında bir para veriliyor. İstemezlerse gitmezler, ama o zaman bu sene referandumda oy hakları olmayacak. Oy hakkı konusunda 1957'de yani araplaştırma politikası başlamadan önce yapılmış son sayım temel alınacak. Bir yandan da, göçe zorlanmış, Kürt, Türkmen, Asuri ve Keldanilerin de kendi topraklarına dönüşü de yine toprak ve para verilerek teşvik ediliyor normalleştirme sürecinde. Ama onlara Araplara verdiğimiz tazminatın sadece dörtte birini teklif ediyoruz. Çok karmaşik bir iş. Kesinlikle kabul ediyorum. Ama bu insanlar otuz yılı aşkındır acı çekiyor. Yerinden, yurdundan olmuş, onuru çiğnenmiş. Bu durumu düzeltmemiz şart."

Ama kimin aslen Kerküklü olduğunu nasıl bilebiliyorlar acaba bunca yıl sonra? Örneğin Kürt hükümetinin, yüzbinlerce Kürdü Kerküklü olmadıkları halde Kerkük'e yığdığını öne sürüyor bazı Türkmen partileri... Kürt bakan bunu da şöyle yanıtlıyor.

"Irak'ın iyi tarafı herşeyin kayıtlara geçirilmiş olması. Kimin bölgeye sonradan geldiği, nerden geldiği, geldiği günkü ve bugünkü fotoğrafı dosyalarda. Baas rejimi herşeyi kaydetmiş bir bir, bir gün devrilebileceğini düşünmeden. Üstelik herkesin temsil edildiği bir komisyon tarafından izleniyor süreç. Benim Türkiye'deki insanlara bir mesajım var. Bir şey duyduğunuz zaman hemen inanmayın, bir de diğer tarafı dinleyin. Bir kere biz istesek de oraya gitmeye hiç bir Kürdü zorlayamayız. Bazı milliyetçi Kürtlerin böyle niyetleri olabilir. Ama biz Kürdistan Bölgesel hükümeti olarak kimsenin hakkının çiğnenmesine izin vermeyeceğiz. Kerkük'ün kendi halkına iadesini istiyoruz. Türkmenler kentte ikinci büyük millettir. Onlara Kürt kardeşlerinizle bir masaya oturup herşeyi konuşun, taleplerinizi getirin diyoruz. Her türlü taleplerinin karşılanmasını istiyoruz. Ama bölge ülkelerini araya sokmadan. Burası egemen bir ülke. Anayasası var. Burada emirleri Türkiye veremez. "

Kuzey Irak'daki özerk yönetimin bakanı Muhammed İhsan'la söyleşimizi burada noktalayıp, Kerkük ziyaretimize geri dönelim. Kent merkezinde, bize kenti gezdirecek öğretmen Hejar'ı bekliyoruz. Kardeşleriyle birlikte geliyor. Tedirginler. Sabahtan bir bomba patlamış. 'Gidelim hemen' diyorlar. İlk durağımız ara sokaklarda bir otopark.

Kerkük'te sanat

Otoparka bakan avluda, inanılmaz bir manzara... Kızlı erkekli gençler gülüşüp konuşuyor, geride müzik sesleri. Kenardaki gölgede tuvallerinin başında resim yapanlar. Kerkük'ün tedirginliği ve şiddeti buraya pek sızamamış sanki. Kerkük Güzel Sanatlar Akademisi burası. Rehberimiz Hejar, burada öğretmenmiş.

Akademinin Türkmen Dekanı Mustafa Hamid, okulda 380 öğrencinin müzik, resim, heykel, seramik, tasarım ve tiyatro dallarında eğitim gördüğünü anlatıyor. O sırada, Kerkük Emniyet müdüründen davet geldiği için, geri dönmek üzere Güzel Sanatlar Akademisi'nden ayrılıyoruz.

Emniyet binası önce dikenli teller, sonra koca insan boyunu aşkın dökme beton bloklarla çevrili. Emniyet Müdürü Serhat Kadir, Kerkükle çevre köy ve ilçelerdeki güvenliği sağlıyan polis ve asker gücünün komutanı. Şiddet eylemlerini yapanların kentin güney batısındaki Sünni Arap mahallelerinden geldiğini söylüyor. Kendisini on kere öldürmeye teşebbüs etmişler. Bir kere de içeceğine zehir katmışlar. Hatta Emniyet Müdürlüğüne girip bombasını patlatan intihar eylemcileri olmuş. Polise ve askere sızanlar olduğunu anlatıyor.

Kerkük Emniyet Müdürü yine de bu yıl referandumun yapılabileceğini düşünüyor. Ama çıkarken bizi uyarıyor. Keskin nişancılar türemiş son zamanlarda kentte.

Bir sonraki durağımız Kerkük İl Meclisi. Çevresindeki sokaklar ve evler bomboş. Muhafızlar iyice mevzilenmiş.

İl Meclisi, kentteki tüm dini ve milli grupların temsil edildiği bir yapı. Türkmen siyasetçilerle görüşmek istiyoruz. Ama Türkmenler tek ses değil. Bir kısım Türkmenler, 40 küsur üyeli il meclisinde 26 sandalye ile en büyük grubu oluşturan Kardeşlik İttifakı adlı Kürt ağırlıklı karma grup içinde yer alıyor.

Bu grup, referandumun yapılmasını ve Kerkük'ün Kuzeydeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne dahil olmasını istiyorlar. Yirmiyi aşkın Türkmen partisinden biri olan Irak Türkmen Millet Partisi genel başkanı ve Kerkük Vali Yardımcısı İrfan Kerküklü bunlardan biri. "Türkmenler, kuzeyde Kürdistan bölgesinde saygı görüyor. İkinci millet sayılıyor. Her türlü haklara sahipler. Niçin Kerkük de oralar gibi olmasın?" diye soruyor.

Şii ve Sünni Türkmenler

Türkmenler Sünni ve Şii olarak da ayrılıyor. Kerkük'ün belli mahalleleri ve bazı ilçelerinde yoğun olarak yaşayan Şiilerin temsilcilerinin bir kısmı Kardeşlik ittifakı ile, bir kısmı ise Irak Türkmen Cephesi ile, ya da Şii Araplarla birlikte hareket ediyor. İl Meclisindeki odasında görüştüğümüz Mecid Azad Cuma, Türkmen cephesi içinde. Irak'ın bir çok bölgesinde şiilerle sünniler arasında yaşanan gerginliklerin Kerkük'e ve Türkmenler arasındaki ilişkilere etkisi oluyor mu acaba?

"Buralarda henüz yok böyle şeyler. Ama Telafer bizim kanayan bir yaramız. En çok Türkmek yaşayan yerlerden biridir. Oraya ne umutlar bağlamıştık. Şimdi birbirlerini öldürüyorlar" diyor Mecid Azad Cuma.

Kerkük İl Meclisi'nde Arapların altı ve Türkmen Cephesi'nin de dokuz sandalyesi var. Her iki grup da Kürtlerin kentteki bütün önemli görevleri aldığını söyleyerek il meclisi çalışmalarını boykot ediyor. Her ikisi de referandumun bu koşullar altında yapılmasına ve kentin Kürdistan Bölgesel yönetimine bağlanmasına kesinlikle karşı. Türkmen cephesinin itiraz noktalarını ve Kerkük için ne önerdiklerini dinlemek üzere İl Meclisinden ayrılıp, cephenin genel merkezine ulaştığımızda bir bomba daha patlıyor yakınlarda.

Kapıdaki Türkmen muhafızlar, "can kaybı yok" diyorlar. Cephenin genel başkanı ve Irak parlamentosu milletvekili Saadettin Ergeç'in yanına giriyoruz.

Ergeç, "Kerkük bir Türkmen kentidir, buram buram heryeri Türkmen kokar" diyor. Yukarda üç Kürt vilayeti bulunduğunu, güneyin ise Arapların yönetiminde olduğunu, Irak'taki üçüncü nüfus olarak bugün doğru dürüst bir sayım yapılsa sayılarının ikibuçuk milyonu bulacağını ileri sürdüğü Türkmenlerin de en azından bir vilayeti yönetmesi gerektiğini söylüyor.

Irak Türkmen Cephesi, Kerkük'ün Kürt ya da Arap vilayetlerine değil, doğrudan Bağdat'a bağlı özel statülü ve Türkmenlerin yönetimde ağırlıklı olduğu bir vilayet olması gerektiğini savunuyor.

Kürtlerin kente referandum yapılmadan önce altıyüzbin nüfus yığdığını ve referandumu böyle kazanmayı planladıklarını iddia eden Ergeç, normalleşme süreci denen, kimin Kerküklü olduğunun ve hangi toprağın ve mülkün sahibi olduğunun belirlenmesini de içeren "normalleşme" sürecinin bu yıl tamamlanamıyacağını söylüyor. Bu nedenle de referandum için yapılacak sayım ve referandumda ısrar edilirse, Türkmen Cephesi katılmayacak.

ABD'yi kasdederek, "Kürtlere değil, Kürtlerin arkasında duranlara bakmak lazım" diyen Türkmen Cephesi Genel Başkanı Ergeç'e "Sizin de arkanızda Türkiye'nin bulunduğunu söyleyenler var" dediğimde "91'den bu yana onları kim korumuş acaba?" diyor, "İncirlik'ten kalkan uçaklar kimi korumuş, soruyorum onlara?"

Düğüm nasıl çözülecek?

'Nasıl çözülecek bu Kerkük düğümü?' diyorum Türkmen Cephesi'nden çıkarken Erbilli Türkmen meslektaşım Mustafa'ya.

"Bence çok kolay" diyor her zamanki iyimserliğiyle. "Ama iki tarafın da biraz taviz vermesi lazım. Kerkük Kürdistan bölgesine dahil olur, ama özel bir anlaşmayla, Türkmenlere yönetimde Kürtlerle eşit ağırlık verilir. Böylece herkes memnun olur." Tabii referandum yapılabilirse.

Kerkük'deki günümüzü Güzel Sanatlar Akademisi'nde noktaladık. Kerkük festivaline hazırlanıyorlardı harıl harıl. Müzik bölümü üçüncü sınıfına konuk olduk. Şiddetten tedirginler. Korkusuz yaşayabilmek için biran önce anlaşmazlıkların çözülmesini istediklerini anlattılar.

Sonra Türkmen bir öğrenci piyano çaldı, Kürt bir öğrenci su gibi şarkılar söyledi hicaz makamında, biz de dinledik...
 
^^ Başa dön ANA SAYFAYASAL UYARI