![]() |
|
|
|
BÖLÜM IV. Siyasette Kürdistan vizyonu Dördüncü bölümü dinlemek için tıklayın
Erbilli gazeteci Mustafa Kerim Göktürk'le Süleymaniye'ye doğru giderken, yol kenarında boyalı taşlar gördük. Yeşiller, beyazlar, pembelerle çiçekler, güvercinler... Bir de slogan var "Kürdistan'a barış" anlamına geliyormuş. Kuzey Irak siyasetine onlarca yıldır damgasını vuran iki lider, Mesut Barzani ile Celal Talabani ve partileri arasında 1994 ve 1996 yılları arasında yaşanan kanlı iç savaş sırasında, Erbil ve Süleymaniye'den barışsever sanatçılar anlaşıp ortadaki bu tampon bölgede bir gün dağlara taşlara barış taleplerini yansıtmışlar... Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği arasındaki iç savaş çok gerilerde kaldı. 2003 yılında Irak'ın işgali ve Saddam Hüseyin'in devrilmesiyle başlayan süreç onları daha da yakınlaştırdı ve özellikle 2005 seçimlerinden bu yana, oluşturdukları koalisyon hükümeti bünyesinde bölgede yıllarca hüküm süren siyasi ikiliği gidermeye, iki bölgeli iki hükümetli yönetim yapısını birleştirmeye çalışıyorlar. Herşey ikiye ayrılıyor Ama Kuzey Irak'daki Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırları içinde hâlâ adeta iki ayrı devletçik var. Erbil ile Süleymaniye hala iki ayrı siyasi merkez. Sınırlar ayrı, bayrakları ayrı, kontrol noktaları ayrı, peşmerge ayrı, peşmergenin başına bağladığı poşuların renkleri farklı, sivil toplum örgütleri, medya kuruluşları, televizyon kanalları ayrı... Erbil'de duvarlarda Molla Mustafa, Mesut ve Neçirvan Barzani'nin resimleri, Süleymaniye'de Celal Talabani'nin. Telefon şebekeleri bile ayrı. Erbil'deki cep telefonunuzla Londra'yı arıyor, Süleymaniye'yi arayamıyorsunuz. Biz de Erbilli meslektaşım Mustafa ile Süleymaniye yolunda son KDP kontrol noktasını ve ilk KYB kontrol noktasını geçtikten sonra telefonlarımızın sim kartlarını değiştiriyoruz. 'Mam Celal ve Kak Mesut' Süleymaniye'den yayın yapan Kürdistan Yurtsever Birliği'nin uydu televizyonunun haber bülteninde Serok Mam Celal, yani Başkan Celal Amca diye bahsedilen kişi Irak cumhurbaşkanı Celal Talabani. Kürdistan Yurtsever Birliğinin, eski bir Maocu olan lideri Celal Talabani'ye halk arasında yaygın olarak Mam Celal deniyor. Meraklı, şakacı, çabuk gülüp çabuk kızan, ama geniş gönüllü biri olarak tanınıyor. Erbil Süleymaniye arasındaki üç saati aşkın yolda epey Mam Celal fıkrası dinledim. Çoğunu bizzat kendisi televizyon sohbetlerinde anlatıyormuş. Mesut Barzani ya da yaygın adıyla "Kak Mesut" hakkında ise fıkra yok. O çok daha geleneksel bir lider. Lideri olduğu Kürdistan Demokrat Partisi de öyle. İki partinin neleri temsil ettiği ve tarihi kökleri konusunda Erbil'de Kurdish Globe adlı İngilizce gazetenin editörü ve Selahaddin Üniversitesi Tarih bölümü öğretim üyesi Doktor Azad Aslan'ın görüşünü sordum. "KDP ve KYB Kürt siyasetinde 20. yüzyılın başından beri varolan iki ayrı geleneğin devamıdır. KDP geleneksel bir partidir diyorlar, doğrudur. Ama aşiret yapılarının devamı anlamında değil bana göre. KDP'yi ben, Koçgiri isyanı, İran'daki Simko isyani, daha sonra İran'da ikinci dünya savaşından sonra kurulan Mehabad adlı Kürt cumhuriyeti gibi, yerel Kürt ayaklanmalarının, o geleğin devamı olarak görüyorum. "KYB ise çıkışı itibariyle radikal sol bir hareket olmakla beraber o da başka bir geleneğin, İstanbul'da ve Avrupa başkentlerinde aynı dönemde iyi eğitim görmüş Kürt aydınlarının başlattığı, batılı anlamda milliyetçi hareketler geleneğinin devamıdır. Aralarındaki fark da hala budur. Biri daha yerel ve milliyetçi, diğeri daha batıcı." Bağımsız bir ses Son bir yıldır yönetim yapısını tekleştirmeye ve parçalanmanın eşiğindeki Irak bünyesinde belirsiz bir geleceğe karşı omuz omuza duran Talabani ve ve Barzani'nin partileri kalıcı bir bütünleşme sağlıyabildiler mi? Ya da bir başka deyişle ulusal bütünleşmenin geriye dönüşü var mı? Bu soruyu, bir kaç günlüğüne Bağdat'dan Erbil'e geldiği sırada karşılaştığım bir politikacıya yönelttim. Her iki partiye de üye olmadığı halde Kürt ve Irak politikasında hep önde olmuş bir isme, şu anda Irak parlamentosu milletvekili olan eski Irak Kürdistan Sosyalist Partisi lideri Mahmut Osman'a.. "Biraraya geldiler. Beraber hükümet kurdular. Ama yüzde elli yüzde elli bölüştüler. Her şey hala ya bir partiye ya da diğerine ait. Bu gerçekten üzücü. Birleşmiş olmaları iyi. Bir ilk adım. Ama dar parti politikacılığından kurtulup da ulusu temsil etmeye geçebilmiş değiller. Şu anda mecbur oldukları için beraberler. Benim umudum zaman içerisinde, çok daha geniş kesimleri, parti üyesi olmayanları da kucaklayabilecek bir hükümete dönüşmeleri. Ama daha hızlı davranmaları lazım. Yolsuzlukla mücadele etmeleri, altyapı inşasına, tarımın geliştirilmesine ağırlık vermeleri lazım. Memur maaşı alanların sayısının azaltılması lazım. Hâlâ tam bir tüketim toplumuyuz." "Peki ama muhalefet mümkün mü, bunları söyleyenler var mı; söyledikleri zaman dinleniyorlar mı?" diyorum Mahmut Osman'a. Şöyle yanıtlıyor: "Her zaman farklı düşünenler var. Ve ben baştakilerin bölge istikrar kazandıkça, bu sesleri yavaş yavaş dinlemeye başladığını düşünüyorum. Kiminle konuşursanız konuşun bu durumun değişmesi gerektiğini, bölge halkının ayakları üzerinde durabilmesi gerektiğini söylüyor. Bugün Amerikalılar var ama, bir yıl, iki yıl sonra burda olmayabilirler. Üstelik Irak'ın geleceği de belirsiz. Az ötemizde Kerkük'te; Musul'da, Diyala'da, Bağdat'ta yaşıyan Kürtlerin durumu çok zor. Öldürülüyor, göçe zorlanıyorlar. Bu da bizim sorunumuz. Ayrıca kimileri, güneyde Sünnilerle Şiilerin birbirine düşmesinin Kürtler için iyi olduğunu düşünüyor. Bu da çok yanlış bence. Biz bu ülkenin parçasıyız. Kopamayız. Irak'da barış ve istikrarın egemen olması bizim de çıkarımızadır. O sürece de katkıda bulunmamız lazım." Ve İslamcılar 2005 seçimleriyle toplanan Kürdistan bölgesel parlamentosunda ve oluşturulan bölgesel hükümette her ne kadar Asuriler, Türkmenler, Yezidiler ve İslami Birlik Partisi Yek Girtu'nun üyeleri bulunsa da, karar verici her biri elliye yakın milletvekili sahibi KDP ve KYB... Ekonominin musluklarını, yerli sermayenin büyük kısmını, askeri örgütlenmeleri de elinde toplayan iki parti karşısındaki en ciddi muhalefet ise bölgede konuştuğum bir çok kişiye göre, Kürt islamcı birlik partisi Yek Girtu. Ilımlı islamcı diye tanımlanan parti islami tonu bakımından, Mısır'daki Müslüman Kardeşler ile Türkiye'deki eski Refah Partisi arasında bir yere konuluyor. 1992'den bu yana bölgede sosyolojik araştırmalar yapan Erbil'in Kürdistan Üniversitesinden Dr. Denise Natali, şehirli yoksullar diye tanımladığı, iki büyük partiye üye olmayan ve onların düzeninden pay alamayan kitlelerin, geniş bir öğrenci kesiminin öfkesinin, İslamcı parti Yek Girtu'ya oy kaynağı olduğunu düşünüyor. Doktor Natali geçen yıl bölgede 655 öğrenciyle mülakatlar yapmış son çalışması için. İslamcı örgütlerin gençlik içindeki etkisi kendisini çok şaşırtmış. "Bugün özgür ve adil bir seçim yapılsa, benim izlenimime göre, islamcılar Erbil'de oyların yüzde 20'sini, Süleymaniye'de yüzde 9'unu alırlar" diyor. Buna karşılık bölgenin şu andaki içinde bulunduğu belirsizlik ve tehlikeler göz önüne alındığında, memnuniyetsizlikler ne boyutta olursa olsun, öncelikleri itibariyle milliyetçi değil islamcı bir partinin pek destek bulamayacağını düşünenler de var.. Irak seçimlerine Kürdistan listesinden katılmadığı için ulusal davaya sırt dönmekle suçlanan buna rağmen, Irak parlamentosuna beş, bölge parlamentosuna da dokuz milletvekili sokan ve üçüncü parti olmayı başaran Kürdistan İslami Birlik Partisi Yek Girtu'nun Şura Başkanı Hadi Ali ile partinin Erbil'deki binasında görüştüm. Partinizi Kürt siyasetinin mi Irak siyasetinin mi parçası olarak görüyorsunuz diye sordum. "Bizim tabanımız Kürdistan'da. Örgütümüz de burda. Irak'lı, Müslüman bir Kürdistan partisiyiz" dedi. "Peki ama güneyde, Irak'ın diğer bölgelerinde sizin gibi Müslüman olan gruplar Amerikalılarla çatışıyor. Siz kendinizi bu kavga içinde nerde görüyorsunuz?" dediğimde ise şöyle yanıtladı: "Biz barışçı ve demokrasiye inanan bir partiyiz. Ama bunun böyle olacağı belliydi. Biz o yüzden başından itibaren Amerikalıların işgaline karşı çıkmıştık. Saddam'ın Iraklılar tarafından devrilmesini, yönetimi Iraklıların almasını istedik. Halen de Amerikalılara söylüyoruz bunu. Bakın bugün Kürdistan'da Amerikan askeri göremezsiniz. Ama bugün buraya gelseler, burada da huzur bozulur. Kimse toprağında yabancı asker istemez." |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ^^ Başa dön | |||