![]() |
||
|
|
BEŞİNCİ BÖLÜM: EĞİTİM VE KÜLTÜR
GELECEĞİNİ ARAYAN ÜLKE'NİN BEŞİNCİ BÖLÜMÜNÜ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN Saraybosna ortasından akan Miljacka Nehri üzerindeki bir köprü ülkenin tarihte nasıl dönemeçlerden geçtiğinin de iyi bir kanıtı.
Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip, Avusturya tahtının varisi Franz Ferdinand’ı 1914’te bu köprünün yanı başında düzenlediği suikast sonucu öldürdü. Bu olay tüm bölgenin sınırlarının yeniden çizilmesine yol açan Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına yol açtı. Peki bugün ne ifade ediyor Gavrilo Princip dersiniz?
Hırvatçaysa ''Bu meşum terör eylemini gerçekleştirmek üzere Sırplarca eğitilip yönlendirilmiş bir suikastçi", ya da boşnakça ise''Eylemi,, üç etnik kesimi kapsayan polisçe güçlükle bastırılan, Sırp aleyhtarı protestolara yol açan bir milliyetçi". Özetle ülkenin eğitim sistemi Pulitzer ödüllü gazeteci Chris Hedges'in deyimiyle "tarihten nasıl hiç ders alınmadığının" kanıtı... Ülkedeki eğitim sisteminde ortaya çıkan ilginç tablonun en net olarak görüldüğü yerlerden birisi, Bosna Hersek’in güneyindeki Mostar kenti. 1566’da inşa edilen ve kentin simgesi olan Mostar Köprüsü’nün 1993'te savaşın en şiddetli dönemlerinden birinde yıkılması, savaşın akıllardan çıkmayacak anlarından birisiydi. Köprü 2004 yılında uluslararası toplumun desteği ve Türk şirketlerinin de katkısıyla yeniden inşa edildi ve hizmete açıldı. Ancak kentin ortasından akan Neretva Nehri’nin iki yakasındaki halkların arasında köprüler kurmak hala çok kolay değil. Kentin doğu yakasında Müslümanlar, batısında Hırvatlar yaşıyor.
Mostar'ın orta yerinde geçiş hatları olduğu, bir taraftan ötekine kimlik gösterip geçilen günlerden buraya gelinmesinin önemli ilerleme demek olduğunu vurguluyor... Köprünün yeniden inşası iki yakanın insanlarını özünde bir araya getirdi mi diye sorduğumda “Az da olsa evet…” diyor. “1993’te batıdan doğuya geçmeyeceğini düşünmediğim insanlar açılış törenindeydi.” Mostar'da toplumlar arasındaki köprülerin kurulmasına katkıda bulunanlardan bir diğeri Amela Sariç... Sariç, 1997'de çocukların savaşın travmalarını atlatmasına yardım etmek üzere ünlü tenor Luciano Pavorotti’nin desteği ile kurulan Pavarotti merkezi'nin başkanı...
İlk zamanlar çocukları derslere ancak BM araçları ile getirip götürebildiklerini dolayısıyla çok yol katedildiğini vurguluyor. Ancak Sariç kendi çocukları için yine de endişeli. Kızının devam ettiği lisede görüşmemizden bir gün önce bir bomba ihbarı nedeniyle derslerin iptal edildiğini anlatıyor. Mostar’da farklı mahallelerin gençleri arasında arbede ve çatışmalar çıktığını zaten daha önceden duymuştuk.
Nüfusu 130 bine yakın olan Mostar’da farklı etnik gruplar farklı okullara gidiyor. Kentin merkezindeki tarihi lise binası ise ilginç bir sistem uyguluyor. Bu okulda aynı bina içinda üç okul, üç müfredat okutuyor. Yani Boşnak ve Hırvat gençler, ayrı sınıflarda ayrı dersler görüyorlar. Bununla birlikte aynı binanın bir bölümü, kentin tek karma lisesine Birleşik Dünya Koleji’ne ev sahipliği ediyor.
Her kentte her etnik grup çocuğunun mümkün olduğunca kendi müfredatını okuyacağı okula gitmesine çalışıyor... Bu durum yeterli kaynak dağılımını, öğretmen tayinlerini ve eğitim kalitesini de etkiliyor. Özellikle de eğitimin 10 kantonda ayrı ayrı düzenlendiği Boşnak Hırvat Federasyonu içinde... Saraybosna'yı savunan Boşnak ordusunun en üst düzey Sırp generallerinden emekli Tuğgeneral Jovan Divjak, kazanılması gereken mücadelenin eğitimde olduğuna inanıyor. Bu nedenle emekliliği ardından, kendisini kurduğu "Bosna'yı eğitim kurtaracak" vakfı ile, çocuk ve gençlerin geleceğine katkıda bulunmaya adamış... Şimdiye dek üç bin kadar çocuğa eğitim bursları 30 binine de çeşitli şekillerde destek sağlamış. Divjak, duvarları ödüller ve nişanlarla; rafları oyuncaklarla ve çocukların yaptığı resimlerle dolu olan ofisinde, bana elleri ile pişirdiği kahveyi ikram ederken, “Üç ayrı tarih, üç ayrı müfredat, ayrı diller, iki ayrı alfabe. Başka kültürlere saygı yok.. Üç ayrı kültür var öğretilen...” diye dert yanıyor. “Üç eğitim sistemini birbirine bağlayan hiç bir ilişki de yok Bosna Hersek'te... Federasyonda 54 okul aynı çatı altındaki iki ayrı okul olarak faaliyet gösteriyor. Boşnak ve Hırvatların çocukları aynı bina içinde fiziksel olarak birbirinden ayrı tutuluyor. Bazı okullarda tenefüste bahçeye bile aynı anda çıkmıyorlar. Bu bence düpedüz eğitimin çökmesi demek...” Devlet düzeyinde bu eşgüdümü sağlamaya yönelik bir Eğitim İdaresi oluşturulması için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı AGİT desteğinde yürütülen girişimlerde, dört yıl gecikmeyle de olsa geçtiğimiz aylarda "bazı" adımlar atıldı... Ancak yetkililer, gerçek anlamda etkin bir eşgüdüme ulaşılması için çok ciddi gayret ve uzun zaman gerekeceğini itiraf ediyorlar...
“Örneğin, benim çok beğendiğim ve Berlin Film Festivali'nde ödül kazanan bir film var. Jasmila Zbaniç'in Grbaviça filmi: Bu film Sırp Cumhuriyeti'nde gösterilmiyor.” diyor. Savaşın bireysel yaşamlarda bıraktığı travmaları ele alan “Grbavica, Esma'nın Sırrı” adlı film, 2006'daki Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanmıştı... Film adını Zbaniç'in evinin yakınında, savaşta ağır yıkıma uğrayan bir Saraybosna semtinden alıyor... Jasmila Zbaniç, bir anne kızın öyküsünü işleyen filmin çatısını, kendi kızına hamileyken kurmaya başlamış... Aradan geçen yıllardan sonra, şimdi sekiz yaşındaki kızına o yılları nasıl anlattığını sormadan edemiyorum: “Savaşı, bir şeyler olduğunu bir şekilde duyup öğrenmiş. Bana sorduğunda; kötü insanlar şehri kuşattı, dört yıl eziyet çektirdiler diyorum. Ama milliyetlerden hiç söz etmedim. Çünkü farklı etnik kesimlerle bir arada yaşıyorum; evime Sırp ve Hırvat dostlarım, farklı dinlerden farklı kültürlerden arkadaşlarım geliyor. Dolayısıyla bu harika insanlarla rahat iletişim kursun herhangi bir şeyi genellemesin istiyorum. Vakti geldiğinde tabii belli gerçekleri öğrenecek ama şimdi önemli olan insanlara güvenebilmesi...” Sinema çevrelerinde 1970'lerden bu yana ayrı bir ekol olarak anılan Bosna Hersek sineması, son yıllarda hemen her uluslararası festivalde adından söz ettiriyor... Jasmila Zbaniç buna rağmen sanayi açısından büyük zorlukların varlığna dikkat çekiyor... "Ekonomi bu haldeyken yılda bir kaç film için insan ve altyapı yatırımı yapmak da zor tabii" diye ekliyor... Bu zorlukları aşabilmek için 10 yıl kadar önce bir dernek kurmuş: Deblokada... “Deblokada - kelime olarak ablukayı kırmak demek.” diye söze başlıyor: “Savaş sırasında, Saraybosna kuşatma altındaydı; ablukadaydı. Sürekli bu abluka ne zaman bitecek diye düşünüyorduk. Şimdi artık ablukadan söz edilmiyor ama bence, insanların zihninde, kalbinde hala var bu abluka... Bunu her yerde kırmak için çok emek gerekecek; biz de bu nedenle sanat grubumuza bu adı verdik... Hedefimiz, filmlerimizle topluma ulaşıp ablukaları kırmak...
“Bir kültür politikamız yok. Entiteler ayrı ayrı yönetiliyor. Ulusal müze kimse tarafından finanse edilmediğinden dökülüyor. Çünkü bu ne Sırp Cumhuriyetinin ne de Federasyonun müzesi. Ulusal müze...” “Bence bu çok yazık... Her yıl uyarılar yapılıyor; müzelerin perişan olduğu, ısınmak için yakıt almaya paraları olmadığı konuşuluyor... Film dünyasında da bu var. Mesela Avrupa Konseyi bünyesindeki Euroimages'ın fonlarından yararlanmak istedik... Ama Euroimages'ın burada kimi muhatap alacağı sorun oldu... Federasyonla ya da Sırp Cumhuriyeti ile anlaşma yapamıyorlar çünkü devlet düzeyinde anlaşma imzalamaları gerekiyor.” Zbanic'in sözünü ettiği bu gibi sorunlar; sanatta da kültürde de, sporda da bilimde de tekrarlanıyor... Bir yanda bunların sonucu olan ciddi bir beyin göçü bir yanda kültürlerarası yabancılaşma eğilimi kültürel yaşama gölge düşürüyor. Peki Bosna Hersek nasıl bir gelecek biçiyor kendisine? Dizimizin son bölümünde bu soruya yanıt arıyoruz... BU BÖLÜMDE DİNLEDİĞİNİZ PARÇALAR Lejla, Hari Mata Hari Cudna Jada od Mostara Grada, Mostar Sevdah Reunion Sarajevo Ljubavi Moja, Kemal Monteno |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ^^ Başa dön | |||