YASAL UYARI  
GELECEĞİNİ ARAYAN ÜLKE: BOSNA HERSEK
 
BÖLÜM 1
 
 
 
 
 
 
 
 
 
BİRİNCİ BÖLÜM: 1995'TEN BUGÜNE DEĞİŞENLER:

 


GELECEĞİNİ ARAYAN ÜLKE'NİN BİRİNCİ BÖLÜMÜNÜ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN


Geleceğini Arayan Ülke’ye yolculuğumuza Bosna Hersek’in en ünlü pop müzik yıldızlarından Dino Merlin’in Burek adlı parçası eşliğinde çıkıyoruz.
Saraybosna-Başçarşı
Saraybosna'nın tarihi merkezinde zamanın durduğu izlenimine kapılmak kolay

CD bir hostesin uçakta yaptıklarını andıran bir anonsla başlıyor:

“Dünyanın en barış dolu ülkesine hoşgeldiniz, ancak varıştan itibaren sorumluluk size aitir”

Bosna Hersek'in sıradışı özellikleri aslında daha Saraybosna havalimanına ayak bastığınız an karşınıza çıkıyor...

Burası Avrupa'nın küçük ölçekli en iyi havalimanı ödülüne sahip... Ama aynı zamanda Bosna Savaşı sırasında 800 kişinin keskin nişancıların ateşiyle yaşamını yitirdiği yer...

Hemen havalimanının yanı başındaki bir evin bahçesinden inilen bir tünel, şimdi turistlerce ziyaret edilen bir müze...

Bir zamanlar kuşatma altındaki kente, temel ihtiyaç malzemelerini sokmanın ve giriş çıkışın tek yolu olan bu tünelde şimdi savaştan geriye kalan bazı malzemeler sergileniyor, bir köşedeki televizyonda savaşa ait görüntüler yayınlanıyor.

Tabiat bize her şeyi vermiş. Ama dış mihraklar Bosna Hersek’te yapacaklarını yaptılar; bu yüzden de şimdi Bosna Hersek’in geleceği belirsiz.
Banja Luka sakini
 
300 bin nüfuslu başkent Saraybosna savaştan sonra büyük ölçüde imar edilmiş. Ama ana caddelerden geçerken yüksek katlı apartmanlara şöyle bir bakmak, üç yılı aşkın süre devam eden kuşatma sırasında açılan ateşin izlerini görmeye yetiyor.

Yaşam ilk bakışta herhangi bir bölge kentindekinden farksız akıyor .

Sonuçta Avrupa Birliği adaylığına giden ilk adım olan istikrar ve ortaklık anlaşmasını imzalamış bir ülkedeyiz.

Ama aynı zamanda hala, iki bini aşkın barış gücü askerinin ve polisinin görev yaptığı, en üst düzeydeki yöneticilerinin bile, dışarıdan atanmış yabancı bir özel temcilsi tarafından görevden alınabildiği (düzenin muhalifleri bunu bir tür genel valilik yapısı olarak adlandırıyor) bir ülke burası.

Slovak diplomat Miroslav Lajcak uluslararası toplumun ülkedeki yüksek temsilcisi... Ülkedeki gidişin son iki yılda pozitiften negatife döndüğünden şikayetçi. Nedenlerini ise şu sözlerle açıklıyor:

“İlk neden (siyasetçilerin) devletin stratejik önceliklerinin ne olması gerektiği üzerinde anlaşamamaları. Siyaseten ve etnik kesimler açısından stratejik önceliklerinin ne olduğunu biliyorlar. Ama devlet düzeyinde böyle bir anlayış göremiyoruz. Aksine; farklı hatta birbiriyle çelişen devlet vizyonları var.”

“Bir diğer neden, ülkede bazı siyasetçilerin uluslararası toplumu,, siyasi yaşam ve sistem konusundaki şahsi vizyonlarını; başkalarının iradesi aleyhinde dayatmak için bir araç olarak görmesi... Bizim rolümüzün bu olmadığını anlattığımızda ise hayalkırıklığına uğruyorlar.”

Dayton'dan bugüne

1995'te savaşı sona erdirmek üzere imzalanan ve ülkenin yapısıni oluşturan Dayton Anlaşması’nın temel amacı, bölgenin sıcak savaş halindeki üç büyük toplumuna Sırp, Hırvat ve Boşnakları kendilerini güvende hissedecekleri bir yapı sunmaktı.

Tüm uzlaşmalar gibi, herkesi hoşnut etmeye çalışmak, sonunda kimsenin tam anlamıyla tatmin olmadığı, herkesin sadece "biraz" hoşnut olduğu bir tablo ortaya çıkardı.
Radko Mladiç ve Radovan Karaciç
Savaş suçlularının yargı süreci hala devam ediyor

Dünya Bankası ülke temsilciliğinde görev yapan Bosna Hersekli ekonomist Orhan Niksiç “Dayton barış anlaşması savaşı sona erdirdi ama karmaşık, etkisiz ve pahalı bir yapılanması olan bir ülke ortaya çıkardı.” diyenlerden sadece biri.

Bosna Hersek savaştan önceki 50 yıl, Federal Yugoslavya’nın parçası olan sosyalist bir cumhuriyetti. Dolayısıyla adem-i merkeziyetçi yapıya yabancı değil. Hatta şu haliyle, Yugoslavya'nın yapılanışını anımsattığı bile savunulabilir…

Yugoslavya ülkeyi bir arada tutan Josep Broz Tito’nun ölümü ardından etnik grupların kendilerini diğerlerinden daha etkili ve güçlü kılma mücadelesi sırasında savaşa sürüklendi.

Ancak halk arasında bu savaşın ülkenin iç dinamiklerinden değil, (tanımı herkese göre değişse de) dış mihrakların komploları’ndan kaynaklandığına inanan kaydadeğer bir kesim bulunuyor.

Kimilerine göre, bugün Bosna Hersek'teki sıkıntıların başlıca nedeni savaşın zihinlerde hala bitmemiş olması...

Kapanmayan hesaplar

Bizim Partimiz (Nasa Stranka) sözcülerinden Dennis Gratz, “Savaş hala devam ediyor diyebiliriz. Bu kurşun atılan bir savaş değil. Çok daha yıkıcı bir savaş; çünkü burada zafere ulaşmak diye bir şey yok. Herkes kaybediyor.” sözleriyle yorumluyor durumu.

Bunun bir örneğini Saraybosna'da, medya etiği eğitimi veren Mediacentar adlı sivil toplum kuruluşunun başkanı Boro Kontiç veriyor.

Kontiç arşivlerinde bulunan 1958'in, yani İkinci Dünya Savaşı’ndan 13 yıl sonrasının Yugoslav gazeteleri ile günümüz medyasını karşılaştırıyor:

“O gazetelerde savaşa ilişkin bir şey bulamazsınız. Bugün Bosna'da bir gazetede ise hal böyle değil. Konu kapanmış değil. Sanki savaş 13 yıl önce değil dün bitti.” diyor.
Saraybosna'da bir mezarlık
Savaşın izleri hemen her yerde karşınıza çıkıyor

“Hala kayıp olan belki 20 bin kişi var. Savaş suçları hakkında sonuçlanmamış meseleler var. Biz aslında Bosna Hersek'te uzlaşma sürecini henüz başlatmadık... Hala savaş öncesindeki tartışmaları konuşuyoruz. Mesela radyo televizyon yayıncılığı... Acaba Sırp Hırvat ve Müslümanların ayrı ayrı kamu televizyonları olmalı mı? Bu konu 1991'de gündeme geldi. Hala bunu konuşuyoruz. Öte yandan yerel düzeyde medya birbirinden hala düşman gibi söz ediyor.”

Bu gerilim kendisini en çok da siyasette gösteriyor. Bosna Hersek'in dönüşümlü başkanlığının Boşnak temsilcisi, Sırp Cumhuriyeti’nin feshinden yüksek sesle söz ediyor; Sırplar “bizi tanımayanı biz de tanımayız” demeye getiriyorlar...

Bu ideal bir ahenk ve uyum örneği olmaktan uzak görünse de Uluslararsı Toplumun yüksek temsilcisi Miroslav Lajcak’a göre "uyum ve uzlaşma" ülke için tam anlamıyla olmazsa olmaz.

Bundan 15 yıl kadar önce evliliklerin yarıya yakınının farklı etnik kesimler arasında yapıldığı başkent Saraybosna’nın merkezi, halklarının kaderinin nasıl içiçe örüldüğünün en iyi göstergelerinden birisi.

Kentin tarihi merkezinde 200 metre çapında bir alanda bir cami, bir katolik kilisesi bir ortodoks kilisesi ve bir havra bulunuyor.
Hırvatların Hırvatistanla hakikaten sıkı bağları var, Sırpların da Sırbistanla... Boşnakların ise tam bu anlamda o kadar sıkı bağlı oldukları bir anayurt yok. Onlar yurtlarını Bosna olarak görüyorlar.
 

Günümüzde ise başta Saraybosna olmak üzere etnik çizgilerin daha sert çekildiği de sıkça dile getirilen bir kaygı. Gazeteci Boro Kontiç bu kaygıyı paylaşanlardan...

Ülkede gitgide daha az kültürlerarası bağlaşma olduğundan yakınan Kontiç, “Örneğin şimdi Saraybosna'da yaşayanların yüzde 90'ı Müslüman. Son 200 yılda hiç böyle bir durum olmamıştı... Yüzde 30 Sırp, yüzde 15 Hırvat 5-7 civarında da diğer azınlıklar da olurdu... Şimdiyse, her toplumda "öteki" ne ait adalar küçülüyor...” diyor.

Birlikte değil, yan yana ama ayrı yaşamlar oluştuğundan söz ediyor.

Nüfus yapısı karma olan pek çok kentte, Sırp Boşnak ve Hırvat mahalleleri eskisine göre daha kolay ayırt ediliyor… Ülkenin en büyük siyasi partilerinin genel merkezlerini ziyaret etmek istiyorsanız, Saraybosna’da sadece Boşnaklarınkini bulabiliyorsunuz. Sırplarınkisi Banja Luka, Hırvatların genel merkezleri Mostar'da…

Yağmurlu, soğuk bir kış günü, Saraybosna Üniversitesi’nin karşısında düzenlenen bir gösteri bu duruma kendi çözüm önerilerini sunmayı amaçlıyor:

Organizatörlerden Jasmin Gabila anayasada üç temel etnik grup yerine “Bosna Hersek vatandaşlığı” kavramının yer almasını istediklerini anlatıyor. Yöneticilere bu taleplerini düzenledikleri imza kampanyası ile iletmeyi hedefliyorlar.

Şiddetli yağmura rağmen, imza atmak için en az 20 dakika beklemeyi göze alan bir kalabalık oluşması, onları da yüreklendirmiş:

“Bugünkü eylem, bizim sanal ortam dışındaki ilk buluşmamız...” diyen
Gabila, dört ay kadar önce bir facebook grubu olarak yola çıktıklarını. Şimdi ülkedeki 35 bin kullanıcıdan 8500’ünün gruplarına üye olduğunu anlatıyor...”
Saraybosna'da bir imza kampanyası
Sivil toplum hareketleri filizleniyor

Peki bu görüş Sırpların çoğunluk olduğu kesimlerde de paylaşılıyor mu? Banja Luka merkezli Gençlik İletişim Merkezi (OKC) başkanı Jugoslav Jedic “Sanmıyorum.” diye yanıtlıyor:

“Çünkü burada siyasi partilerin yürüttüğü ve etnik meseleleri öne çıkaran muazzam bir medya kampanyası var. Gençler burada kendilerini Bosna vatandaşı olarak görmüyorlar.... Örneğin Boşnaklar kendilerini Bosnalı olarak tanımlıyorlar ama Hırvat ve Sırplar arasında bu daha az.”

Jedic’e göre, bunun temelinde ‘anayurt’ kavramına farklı yaklaşımlar yatıyor:

“Mesela Hırvatların Hırvatistanla hakikaten sıkı bağları var, Sırpların da Sırbistanla... Boşnakların ise tam bu anlamda o kadar sıkı bağlı oldukları bir anayurt yok. Onlar yurtlarını Bosna olarak görüyorlar. Bence burada insanların kendilerini Bosnalı olarak tanımlamamalarının başlıca nedeni bu.”

Savaş sonrası toplumsal yaşamda kendisini gösteren bir diğer eğilim dindarlaşma...

Dinin Sosyalist Yugoslav düzeninde yıllarca bastırılmasından sonra belki bu doğal bir gelişme olarak görülebilir...

Ancak kullanılan simgelerin bir diğer etnik halkı dışlayıcı nitelikte olmaması gerektiği konusunda daha önce yaşanan pek çok anayasal soruna rağmen, din sadece bireysel alanda etkin değil.

Şu anda Banja Luka'daki emniyet müdürlüğü toplantı salonunun duvarında, şu ya da bu ulusal simge değil, Tanrının ulağı kabul ettikleri Başmelek Gabriel, yani Cebrail’in bir ikonu var...
Banja Luka Emniyeti
Polis müdürlüğünde kimse ikonları garipser görünmüyordu

Mostar'da en büyük Hırvat siyasi grubu olan Bosna Hersek Hırvat Demokratik Birliği Partisi (HDZBİH) karargahına girdiğinizde sizi Papa İkinci Jean Paul'ün Saraybosna ziyaretine ait bir poster ve bir haç karşılıyor...

Saraybosna'daki Boşnaklar, İslami unsurların daha görünür olduğunu anlatıyorlar.

Ödüllü film yönetmeni, Jasmila Zbanic de İslamileşmenin yoğunlaşmasını yakında gösterime girecek yeni filminin çıkış noktalarından biri olarak almış:

"Pek çok kişi savaştan sonra gitgide daha dindar oldu. Bir de dine radikal şekilde yönelenlerin sayısı da hiç olmadığı kadar çok. Bunun elbet bir nedeni var. İnsanlar hala çok canlı olan travmaları atlatmaya çalışıyorlar. Kimliklerini bulmaya çalışıyorlar."

"Çünkü biz Avrupalıyız ve Avrupa Birliği'nden kabul görmüyoruz. AB'den gelen ve sizi istemiyoruz diye anlaşılan bu mesaj insanlara o zaman biz kimiz sorusunu sorduruyor. Avrupalı değilsek o zaman nereye aidiz?”

Bosna Hersek nereye ait, kendisine nasıl bir kimlik, nasıl bir rota çizebilir?

İkinci bölümümüzün konusu Bosna Hersek’in karmaşık siyasi yapısı...



BU BÖLÜMDE DİNLEDİĞİNİZ PARÇALAR
Burek, Dino Merlin
Sarajevo Grade Moj, Halid Beslic
Mujo Djogu Po Mejdanuvoda, Mostar Sevdah Reunion

 
^^ Başa dön ANA SAYFAYASAL UYARI