YASAL UYARI  
GELECEĞİNİ ARAYAN ÜLKE: BOSNA HERSEK
 
 
 
 
BÖLÜM 4
 
 
 
 
 
 
BÖLÜM IV. POLİS VE EKONOMİ

 

  ASAYİŞ VE EKONOMİ
GELECEĞİNİ ARAYAN ÜLKE'NİN DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜNÜ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN


En temel hizmetlerin başında gelen asayiş ve bunu sağlamakla yükümlü olan polisin teşkilatlanması, Bosna Hersek’teki temel sıkıntılara da ayna tutuyor...
Banja Luka'da bir polis

Diyelim arabanız çalındı, peşlerine düşen polis devriyesi bir kaç kilometre sonra durup, “kusura bakmayın” diyebilir, “benim yetkim buraya kadar...”

Çünkü devlet istihbarat ve güvenlik yapılarını da sayarsanız Bosna Hersek'te 19 ayrı güvenlik ve emniyet teşkilatı var.

Bu durum farklı illerde farklı emniyet il müdürlükleri olmasından farklı.. Çünkü her birimin tabi olduğu yasalar, prosedürler ve bakanlıklar farklı...

Ordudan farklı olarak, polis devlet değil, entite ve kanton düzeyinde örgütleniyor.

Sabıka kayıtları bir yerde toplanmıyor, polisin ortak bir telsiz frekansı yok… Bu da şu demek:

Örneğin Saraybosna’da bir suçun zanlıları entite sınırını geçtiyse, peşine düşmek için Sırp Cumhuriyeti’ne bağlı Doğu Saraybosna polisinin haberdar edilmesi, izinler alınması gerekiyor.

Saraybosna kantonu emniyet teşkilatı sözcüsü Dragan Mijokoviç gündelik rutinlerinden en iyi örneğin otomobil hırsızlıkları olduğunu söylüyor:

“Sırp Cumhuriyeti’nden geliyorlar, arabayı çalıp karşı tarafa geçiyorlar; sonra Saraybosna merkezindeki işbirlikçilerini arıyorlar; bizim taraftakiler de aracın sahibini bulup ondan para sızdırıyor...” diyor.

Polis gücü, Sırp cumhuriyeti için elinde kalan son egemenlik imtiyazı. Dolayısıyla bence bu nedenle bunu bu kadar güçlü şekilde savunuyor.
Dragan Mijokoviç, Saraybosna Emniyet Sözcüsü
 
Mijokoviç ve bir polis devriyesi eşliğinde, ufak bir konvoy oluşturup kent merkezinden, iki üç kilometre güneydoğuya, havalimanına doğru gittiğimizde, kendimizi bir anda, dışarıdan bakan birine gayet sıradan görünen bir mahallenin iki ayrı entiteye farklı hukuk ve polis teşkilatına bağlı olduğu gerçeği ile karşı karşıya buluyoruz.

Soruşturmalar sırasında, ilgili birimden tanıdığımız arkadaşları arıyoruz karşılıklı birbirimize yardımcı oluyoruz diye anlatıyor Saraybosna polisinin sözcüsü.

Bazı işbirliği belgeleri olduğunu ama daha etkin bir yasal çerçeve gerektiğini söylüyor.
"Madem böyle bir ihtiyaç var neden böyle bir yasa yapılamyor sizce?" diye sorduğumda "Mesele siyasi. Bazı siyasi gruplar bunu böyle tercih ediyor." diyor.

Kimi kastettiğini soruyorum; "madem açık konuşacağız söyleyeyim- ama bunlar benim şahsi görüşüm" diyor:

“Bence Sırp Cumhuriyeti içinde iktidarda olan parti, sadece Sırp Cumhuriyeti’nde faaliyet gösterecek bir polis gücüne sahip olma fikrine vargücüyle asılıyor. Çünkü bence bu, onlar için devlet olma yolunda ellerindeki son imtiyaz. Ne mi kastediyorum şimdi bununla?

“Şu anda Bosna Hersek'te Sırp Cumhuriyeti açısından ülkenin sınırları belli, aynı sınırlardan söz ediyoruz. Aynı parayı kullanıyoruz. Araçlarımızda aynı plakaları kullanıyoruz. Polis gücü, Sırp cumhuriyeti için elinde kalan son egemenlik imtiyazı. Dolayısıyla bence bu nedenle bunu bu kadar güçlü şekilde savunuyor."

“(Polis) şu anda, sadece ve sadece Sırp Cumhuriyeti’ne bağlı ve ileride askeri güce de dönüştürülebilecek nitelikte... Aynı daha önce olduğu gibi...”

Saraybosna polisinin devriyesi ile birlikte Entite Sınırı’na (Inter Entity Border) gittiğimizde, hattın bir noktada geniş bir meydana açıldığını görüyoruz.

Meydana bakan apartmanların üzerinde iki levha var: Sırp kesimindekinde, Ilıca Tugayları Meydanı yazıyor, Boşnak Hırvat kesiminde William Shakespeare Meydanı...

'Etnik ayrımlar suç örgütlerine işlemiyor'

Kendisi Sırp ve Ortodoks olan, savaşın tamamını Saraybosna’da kuşatma ve saldırı altında geçiren Mijokoviç, suç örgütlerinin ise etnik, dini siyasi ayrımları hiç umursamadığının altını çiziyor.

Savaş sırasında bile suç örgütlerinin işbirliği içinde “müthiş” suç operasyonları gerçekleştirdiğine dikkat çekiyor.

Saraybosna'daki entite sınırı
Sokağın bir yanı Sırp Cumhuriyeti, ötekisi Bosna Hersek Federasyonu
Bir kaç gün içinde Sırp Cumhuriyeti’nin merkezi Banja Luka’ya gittiğimizde Saraybosna’da duyduğumuz şikayetlerden hayli farklı bir algılama ile karşılaşıyoruz.

Banja Luka emniyetinde bizi karşılayan Organize Suçla Mücadele Birimi Başkanı Darko Çulum “Sizi işbirliği yaptığımız konusunda temin ederim. Bizim burada tüm kantonlarla işbirliğimiz var, özellikle de bize en yakın durumdaki Bihaç ve Livno gibileriyle. Ve bu işbirliği 1996’dan bu yana mevcut.” diyor.

20 yıldır polis teşkilatında görev yapan Çulum’a göre, daha etkin faaliyet göstermek için işbirliği açısından daha fazla adıma gerek yok. Varolan anlaşmaların yeterli olduğunu söylüyor. Onun şikayet ettiği unsurlar daha çok sorgu ve gözaltı yetkilerinin geçmişe göre daralmış olması...

Banja Luka Emniyet Müdürü Dragan Çibiç’e ısrarla bu kadar çok birim arasında bu şekilde örgütlenme zor olmuyor mu diye üstelediğimizde bize verdiği örnek yine kanton kapsamında örgütlenen 26 birimli İsviçre polisi. “Onlar yapıyorsa biz niye yapmayalım” diyor Çibiç.

Her iki kesimde de ciddi endişe yaratan bir konuysa silahlanma. Bosna Hersek savaştan sonra yürütülen yoğun faaliyetlere rağmen mayından arındırılmış değil.

Ülkenin kırsal kesimlerinde, açık arazilerdeki yüzbinlerce mayın, ülkenin güvenliği ve özellikle turizm potansiyeli açısından ciddi bir tehdit.

Ancak ateşli silahların yoğunluğu ve yaygınlığı da başlı başına bir soun.

Darko Çulum, dolaşımdaki silahların cinayetler, silahlı soygunlar, yaralamalar gibi türlü silahlı suçlarda karşılarına çıktığını anlatıyor.

"Avrupa polis gücü EUFOR ile hasat operasyonnu dediğimiz başarılı girişimlerimiz oldu. Çok miktarda silah topladık. Ama evlerde hala çok miktarda silah olduğunu biliyoruz ve bu bir sorun teşkil ediyor. Aslında bu bölgede insanlar II. Dünya Savaşı'ndan bu yana, yani 50 yılı aşkın zamandır hep silah depoluyor. Bölgenin en güçlülerinden Yugoslav ordusunun dağılması ardından da bu sorun arttı. Ama çabalarımızı sürdüreceğiz..." diyor.

Polis reformu

Polis sisteminde reform Avrupa Birliği'nin ülkeyle istikrar ve ortaklık anlaşmasına imza koymak için olmazsa olmaz şartıydı.

Darko Çulum'un polis reformunun kendi faaliyetlerine etkisi konusundaki görüşünü almak için aynı soruları bir kaç kez sormam gerekti.

"Pek bir şey olmadı" dediğinde, o zaman neden AB bu konuya bu kadar önem atfediyordu sorusuna aldığım yanıt, "bilmem ben de sıkça kendimi bunu soruyorum" oldu.

Birlik 2005'ten bu yana teşkilatlarıın birleşmesi çağrıları yapıyordu. Uzun müzakereler ardından, taraflar bir uzlaşmaya vardı, Brüksel ile anlaşma imzalandı.

Ancak yapılan düzenleme "polis artık birleşecek" anlamına gelmiyor.

Uluslararası toplumun eski yüksek temsilcisi Paddy Ashdown'un deyimiyle: "Polis reformu diye bir şey yok. Hangi polis reformu?"

"Bosna Avrupa'nın getirdiği tüm koşulları zayıflattı ve özünde reform olmayan bir reform yaptı- ki bence bunun bedelini gelecekte ödeyecek. Avrupa da buna karşılık kendi sırtını sıvazlayıp "reform sağladık" dedi, oysa böyle bir şey olmadı..." diyor Ashdown.

Özellikle Sırp Cumhuriyeti'nin şiddetli muhalefeti sonunda, şuna karar verildi:

Devlet düzeyinde teşkilatlar üstü koordinasyon birimleri oluşturulacak. Bu birimler ülkenin anayasal reform sürecini tamamlamasından bir yıl sonra kurulacak. Ve anayasal reform sürecinin tamamlanması şu anda sadece bir hedef…

Tarım ve enerji bakanlığı hem yok, hem çok

Yapısal sıkıntıların etkili olduğu bir diğer alan ekonomi...
Bosna'da bir tarla
Ülkede tarım siyaseti kanton ve entite düzeyinde yönetiliyor
Bosna Hersek ekonomisi, son yıllarda yüzde 6 gibi hızlı bir büyüme oranı sergiliyor.

Böylece gayrı safi milli hasıla son verilere göre savaş öncesindeki düzeyi bulmuş. Ortalama gelir diğer bazı Balkan ülkelerine göre daha bile iyi...

Enflasyon nispeten düşük seyrediyor; ancak tüm bunlar Bosna'nın işleyen sağlam verimli ve hele müreffeh bir ekonomiye ulaştığı anlamına gelmiyor.

İşsizlik ve yoksulluk hala ciddi ve yaygın sorunlar.

Dünya bankasının saraybosna'daki ülke birimi uzmanlarından Orhan Niksiç, ekonomi de polis teşkilatı gibi entite ve kantonların yetkisinde olduğundan ülke genelinde planlamanın güçleştiğini belirtiyor.

Niksiç, "Devletin ekonomi üzerinde çok az yetkisi var. Örneğin devlet düzeyinde bir tarım bakanlığı ya da bir enerji bakanlığı yok. Bu da ekonomi yönetimini ve ekonomik işbirliğini çok güçleştiriyor." diyor.

Dünya bankası yoksulluk eşiğini hane başına 190 euro (yaklaşık 400 TL) gelir olarak görüyor ve her beş aileden biri bunun altında kalıyor...

Yoksulluğun kaynağı ise, nüfusun önemli bir bölümünün işi olmaması...

İşsizlik oranı yüzde 41. Ancak kayıtdışı, sigortasız işler de dahil edildiğinde bu oranın yüzde 23-24 dolaylarında olduğu tahmin ediliyor.

Ülkede gelir düzeyi asgari ücret olarak 200-300 marka, ortalama gelir olarak 775 marka civarında.

Bu rakam ülkenin komşularına, yani AB ülkelerine göre düşük olsa da bazı Balkan ülkelerinden daha iyi...

İşsizliğin en yaygın olduğu kesim gençler...

Gençliğin ciddi sorunlar yaşadığının yönetim de farkında ve bu nedenle devlet düzeyinde oluşturulmuş bir Gençliğin Sorunlarının Eşgüdümü Komisyonu bulunuyor.

Komisyonun hazırladığı son raporsa hiç de parlak bir tablo çizmiyor...

*Gençlerin yüzde 58'i işsiz.
*Gençlerin yaklaşık yüzde 70'i Bosna Hersek'i terketmek isterim diyor.
*Yüzde 95'lik bir kesim "ancak birisine rüşvet verirse" iş bulabileceğine inanıyor.
*Üniversite eğitimine başlayan dört gençten sadece biri eğitimini tamamlıyor.

Halkın ekonomi bağlamında dile getirdiği kaygılarsa sadece işsizlik ve yoksulluk değil.

Yolsuzluk ve bürokrasinin hantallığı da sıkça dile getirilen şikayetler.

Burada iş sahibi olmak demek 10 bin euro demek. Her şeyin bir bedeli var. Oğlumun iyi bir firmada iyi bir işe girmesi için birine bir para ödemem lazım.
Bir Saraybosnalı
 

Bosna Hersek, Uluslararası Şeffaflık Örgütünün listesine göre, Rusya hariç Avrupa'da yolsuzluk açısından en kötü durumda...

Üstelik bu listede son yıllarda iyileşme değil, gerileme gösteriyor.

Kuruluşun ülke sorumlusu Srdjan Blagovcanin, "Ülkede yolsuzluk olmayan yer yok. Sağlıkta, kültürde, eğitimde, her şeye yolsuzluk hakim. Ama bunun hepsinin kaynağında siyasetteki yolsuzlukların cezasız kalması geliyor." diyor.

Blagovcanin'e göre "siyaset ülkedeki en kârlı işlerden biri".

Ülkedeki pek çok sorunun çözümü için ekonomik kalkınma sağlanması öneriliyor.

Dünya Bankası uzmanlarından Orhan Niksiç bunun içinse ülkenin ekonomisini yeniden düzenlemek dışında bir seçeneği olmadığına dikkat çekiyor.

"Tek bir pazar yaratılması büyük bir ihtiyaç." diyen Niksiç, bunun AB'ye katılım düşü için de olmazsa olmaz olduğunu vurguluyor.

"Birlik ve 27 üyesi de tek bir pazar oluştururken, Bosna Hersek'te de ekonomik alanın birleşmesi dışında bir alternatif yok..."

Tek bir Pazar yaratmak Bosna Hersek'in kalkınması ve geleceği için gerekli görülen büyük projelerden sadece birisi…

Ancak ülkenin geleceğini inşa etmek için beşinci bölümde ele aldığımız eğitim ve kültür de bir o kadar önemli.



BU BÖLÜMDE DİNLEDİĞİNİZ PARÇALAR
Policija, Zoster
Firma Ilegal, Dubioza Kolektiv


 
^^ Başa dön ANA SAYFAYASAL UYARI