![]() |
|
|
BÖLÜM V. Azınlığın hükmü altında (Güney Afrika 1980'ler)
1970'lerden itibaren asker ve polisin sivil halkla karşı karşıya geldiği, işkencenin yaygın olarak başvurulduğu ülkelerin başında yer alan bir ülke de ırk ayrımcılığını yaşayan Güney Afrika'ydı.
Güney Afrikalı eski polis Paul van Vuuren, "Biz bir ordu-devlet içinde doğup büyüdük. Afrika Ulusal Kongresindeki'lerin kötü adamlar olduklarına inanıyorduk. Ve onları uzak tutmak için mücadele etmemiz gerekiyordu." diyerek savunuyor bu dönemde yaşananları. Van Vuuren sorgu polisi olarak, yetenekleriyle gurur duyuyor. "Hani Rambo filmlerinde ya da onun gibi şeylerde adama elektrik verirler,, her şeyi yaparlar da konuşmaz ya... Saçmalık bu... Ben şimdiye dek, konuşmayan bir kişiyle bile karşılaşmadım... Kim olursa olsun alıp konuşturabilirim. Hiç dert değil..." diyor. Van Vuuren 1984'te Güney Afrika polisine katıldı. Kısa süre içinde güvenlik biriminin içindeki gizli bir ölüm timine mensup oldu. İşkence işinin olağan bir bölümüydü. Üstelik kurbanların konuşmaması için cinayete de başvuruluyordu. Yani van Vuuren hem işkenceci hem de infazcıydı. Sayısını tam hatırlayamamakla birlikte 70 kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor. Kaç kişiyi sorguladığını ya da işkence ettiğini soruyoruz, "Çok" diyor sadece... "Herhalde 150 ile 500 arasında... Kesin rakam veremem. Ama çok, şu kadarını söyleyebilirim; çok..." 'Uzun saatler boyunca dayak yorucu oluyordu' Van Vuuren işkenceye tam bir mesai gibi bakıyor. "Başta daha çok fiziksel şiddete başvuruyorduk. Ama sonunda bakıyorsunuz uzun saatler çalışıyorsunuz, çok yorucu oluyor." diye anlatıyor yaptıklarını. "Başka şeyler denemeye başladık... Mesela birini aldık diyelim, öldüreceğiz ama iz de bırakmamak gerekiyor... Gaz maskesi takıyor ama tıpasını çekmiyorduk. Kapalı tutuyorduk... Kendi kendine boğuluyordu." Ama çoğu zaman sorguladıkları kişilerin sonunda hep pes ettiğini ve konuştuğunu söylüyor. "Hemen yumuşarlar... Elinizde sünger gibiler. Sıkarsanız, suyu çıkar..." diyor gülümseyerek.
"Bu adrenalin patlamasına zamanla bağımlı oluyorsunuz ki sonunda benim cinsel hayatım bitti. Çünkü adrenalin patlaması olduğu zaman.... Ne bileyim cinselliğe ilginizi yitiriyorsunuz... Bu işe giren pek çokları da boşandı." diyor. 1987 Temmuz'unda Paul ve birimi, Afrika Ulusal Kongresi'nin (ANC) aktif üyeleri arasındaki Harold Sefola'yı ve iki arkadaşını kaçırdılar. Onları, Pretoria'nın kuzeyindeki boş bir taş ocağına ocağına götürdüler. Van Vuuren, Harold Sefola'yı "Yaşlı başlı kendi halinde bir adamdı... Çok mütevazıydı..." diye anlatıyor. Hatta başta yanlış kişileri kaçırdıklarını bile düşünmüşler. Üç gün sürekli dayak ve işkencenin sonunda üç ANC eylemcisi elektrik jeneratörü ile öldürüldü. Sefola ise ölüme yürüyüşü ile tarihte kendisine bir yer açtı. Paul Van Vuuren, "Herkes hayatının bağışlanması için yalvarıyordu. Onun son isteği ise ANC rozetini eline vermemiz oldu." diyor. "Nkosi Skileli'i marşını söylemeye başladı…. Onuruyla öldü. Hiç bir şeyden korkusu yoktu. Ona saygı duyduğuma karar verdim. Ölüme yürüyüşüne saygı duyuyorum." O dönemde Afrika Ulusal Kongresi'nin marşı olan "Nkosi Skileli'i Africa" yani "Tanrı Afrika'yı korusun", şimdi Güney Afrika'nın milli marşının bir bölümünü oluşturuyor. Harold Sefola ise "şarkı söyleyerek ölen adam" olarak tanınıyor... Ancak Sefola ve arkadaşlarının başlarına gelenler bununla sınırlı değildi. Kimlik tespiti yapılmaması için cesetleri kara mayınları ile havaya uçuruldu. Üç eylemcinin yakınları, örneğin Harold'ın eşi Lizzie Sefola polise, hastaneye, aklına gelen her yere başvurmasına rağmen eşinin izini bulamadı. Ta ki bundan 10 yıl sonra, gazetede okuduğu bir haberle gerçeği öğrenene dek. Paul van Vuuren, yaptıkları için yine de pişman olmadığını söylüyor. "Sefola o aşamada bizim için bir objeydi ve ondan bilgi almamız gerekiyordu. Bunu da elimizden gelen en iyi şekilde yapmaya çalışıyorduk." diyor. Kendini de savunmayı ihmal etmiyor: "Bazı insanlar benim bir canavar olduğumu düşünüyorlar. Oysa ben iyi bir insanım, insanları çok severim, hep yardım etmeye çalışırım... Kimileri bize katil, işkenceci diyor... Oysa biz sadece bir savaş halinde olan sıradan insanlardık.... Yaptıklarımıza inanıyorduk. " Paul van Vuuren, işlediği cinayetleri itiraf edip resmi makamlardan af talebinde bulunmuş olsa da, Sefola ailesinden özür dilemeyi düşünmüyor ama buna başvuran işkenceciler de var. Tanrı işkenceciyi affeder mi? Güney Afrika'nın en namlı işkencecilerinden Gideon Nieuwoudt, yaptıklarının suçluluk duygusundan arınmak için Tanrı'ya ulaşmaya ve sürekli af dilemeye çalışan eski bir polis. "Bir işkenceci olarak yaşamak kolay değil." diyor. "Bunu sadece Tanrı'nın sizi gerçekten affedebildiğine inanmak değiştiriyor. Ben, affedildiğime inanıyorum ve başkalarının ne dediği umurumda değil." Nieuwoudt Ülkenin Hint Okyanusu'na bakan sahil kenti, Port Elizabeth'te, emniyet kuvvetlerinin halen ayaktaki koca gri beton binasında görevliydi...
Afrikalıların aşağılık kompleksinden kurtulmasını kendi kimlikleri ile guru duymasını hedefleyen Siyah Bilinç hareketinin başkanı Steve Biko, 1977'de bu binaya getirilip. Nieuwoudt ve dört arkadaşına teslim edildi. Steve Biko'nun sorgusuna katılan Nieuwoudt onu sık sık bahçe hortumuyla dövdüğünü anlatıyor. Yaptıklarını anlatırken mesleğinden söz etmeyi seven herhangi biri heyecanlanıyor, gözleri parlıyor, yüzüne bir gülümseme yayılıyor: "Bu hortumlar gerçekten çok etkilidir." diyor, "Daha çok yeşillerini kullanır; ondan buna "yeşil güç" derdik. Hortumla sürekli kafasına vuruyorduk. Çünkü bunlar morluk ve iz bırakmaz." 1977'nin 12 Eylül'ünde Steve Biko, sorgu seansları sırasında aldığı ağır darbeler ardından komaya girdi ve bir cezaevine nakledilirken öldü. Nieuwoudt'nun işkence ettiği bir diğer Afrika Ulusal Kongresi mensubu olan Kusta Jack ise hala hayatta olan ve bu konudaki davalarda tanıklık eden bir kişi. 1976 ile 1989 arasında pek çok kez tutuklanan Jack, Nieuwoudt için "Beni tutuklayıp işkence eden ilk polis de, son polis de o oldu" diyor. Niuewoudt'nun en sevdiği işkence yöntemlerinden biri helikopterdi… Bu yöntemi bilenler, bunu çarmıha gerilmeye benzetiyor... Tutuklu önce arkasından kelepçeleniyor. Kollarının arasından bir sopa geçiriliyor. Bacaklarının arasından da bunu kesen ikinci bir sopa geçiyor. Daha sonra iki masa arasına asılıyor.
"Kusta üzerinde tecrite de başvurdum." diyor: "Bu da çok etkiliydi..." Psikolojik ve fiziksel işkence yöntemleri onun için "bir piyanonun siyah ve beyaz tuşları gibi". "Hem siyah, hem beyaz tuşlardan yararlanıyorduk, aynı tatlı bir melodi bestelemek gibi…" Niewoudt bir tutukluluk döneminde Kusta Jack'ı alıp arabasıyla Port Elizabeth'teki mahallesinde gezdirmiş. Onunla dostmuş gibi davranmış... Böylece Afrika Ulusal Kongresi'ndeki diğer arkadaşlarının Kusta'nın kendilerine ihanet ettiğini düşünmesini istiyormuş. Kusta da Nieuwoudt da hala Port Elizabeth'te yaşıyor. Irk ayrımcılığının sona ermesinden bu yana Kusta milyoner bir işadamı olmuş. Şimdi mahallesini ziyaret ettiğinde lüks spor arabasının etrafını çocuklar sarıyor. Nieuwoudt ise emekli olalı düzenli bir işe girip çalışmamış. İşkenceci ile tutsak arasında hala devam eden tuhaf bir ilişki oluşmuş. Nieuwoudt zaman zaman araryıp iş yapmalarını bile teklif eder olmuş. "İşinde çok başarılı olduğuna memnunum. Kıskanma, nefret, içerleme ya da herhangi bir rahatsızlık gibi bir şey duymuyorum. Tek istediğim barış ve uyum içinde yaşayabilmek. Tek derdim bu." diyor eski polis. Nieuwoudt'nun Steve Biko'nun ölümü hakkında af talebi reddedildi. Halen yargısız infaz ve işkence suçlamalarından yargılanmayı bekleniyor. Yaşadıklarından pişman olduğunu söylüyor. "Şimdi dönüp bunları yeniden yaşar mısın , 'değer mi?' deseler 'hayır' derim. Bunlara değmez… Çünkü hükümet üzerine düşeni yapmadı... Ben hayatımın yüzde yüzünü hatta yüzde yüzonunu hükümete verdim. Bu hükümete "iktidarı" vermek için. Şimdiyse sistemin dışındayız. Aradaki fark bu… " Güney Afrika'da ırk ayrımı dönemi tarihe karıştı... Ancak dünyanın farklı bölgelerinde hala, yönetimler terör unsurlarına karşı varlıklarını koruma gerekçesiyle sorgu sırasında şiddete ve insanlık dışı muameleye başvurmaya devam etmekle suçlanıyor. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ^^ Başa dön | |||