![]() |
|
|
|
Almanya, Hollanda ve Belçika'da seçmen iktidardan mutsuz
Murat Nişancıoğlu - Brüksel Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyük çoğunluğunda iktidar partileri, Avrupa ekonomisinin durumuna, yaşam koşullarının kötüleşmesine ve birçok yerde de hükümetlerinin Irak’taki savaşa ve sonrasindaki işgale destek vermesine tepki gösteren seçmenler tarafından cezalandırıldı. Avrupa seçimleri genel olarak üye ülkelerdeki hükümetlerin iktidar dönemlerinin ortasına rastlıyor ve geleneksel olarak protesto oylarının öne çıkmasına neden oluyor. Almanya, Hollanda ve Belçika’da da seçmenler Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, ülkelerindeki iktidar partilerine duydukları hoşnutsuzluğu dile getirdiler. En ağır darbeyi Almanya’daki koalisyon hükümetinin büyük ortağı olan Sosyal Demokratlar aldı. Başbakan Gerhard Schröder’in partisi seçimlerde oyların sadece yüzde 21,5'ini alarak son elli yılın en kötü sonucunu elde etti. Ana muhalefetteki Hristiyan Demokrat Birlik ve Bavyera’daki kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik ise yüzde 44,5 oranında bir destek sağlayarak Avrupa Parlamentosu'na 49 milletvekili gönderme hakkını elde etti. 2002 yılındaki genel seçimlerde Sosyal Demokratlarla Hristiyan Demokratların yüzde 38,5'lik oy oranları ile başa baş oldukları hatırlanırsa, Gerhard Schröder ve partisinin aldığı darbenin ciddiyeti daha açık şekilde görülebiliyor. Şurası kesin ki, Almanya’daki ekonomik durgunluktan, yüksek işsizlik oranından ve sosyal desteklerdeki kesintilerden Sosyal Demokratlar sorumlu görülüyor. İktidarın küçük ortağı Yeşiller bu durumdan etkilenmemişe benziyor. Yeşiller oy oranlarını genel seçimlere kıyasla arttırarak yüzde 11,9’luk bir destek elde ettiler ve Brüksel’deki milletvekili sayılarını 7’den 13’e çıkardılar. Bu milletvekillerinin arasında Türkiye kökenli Cem Özdemir de bulunuyor. Bir diğer Türkiye kökenli aday, Vural Öğer de Sosyal Demokratların listesinden Avrupa Parlamentosuna girmeyi başardı. Fakat Parti’nin oylarının beklenenden de düşük çıkması nedeniyle Sosyal Demokrat milletvekili sayısı 23 ile sınırlı kaldı ve 28’inci sıradaki Ozan Ceyhun seçilemedi. Almanya’daki diğer iki küçük parti de seçimlerde başarılı bir sonuç elde ettiler. 1999 yılındaki Avrupa seçimlerinde yüzde 5 sınırını aşamayan Hür Demokratlar yüzde 6,1 oranında oy kazanarak yedi milletvekili çıkarırken, Demokratik Sosyalizm Partisi de aynı oy oranıyla yine yedi milletvekilliği kazandı. Kürt kökenli aday Feleknaz Uca da seçilen adaylar arasında. Almanya’da seçmenler hoşnutsuzluklarını bir de sandık başına gitmeyerek gösterdiler. 1999 yılında yüzde 45 olan katılım oranı bu sefer yüzde 43’e geriledi. Seçimlerde oy vermenin zorunlu olduğu Belçika’da katılımın düşüklüğü gibi bir sorun yaşanmıyor. Ülkenin Fransızca konuşulan Valon ve Flamanca konuşulan Flaman bölgelerinde siyasi partiler seçimlere ayrı ayrı giriyorlar. Valon bölgesinde, federal parlamentoda iktidarın büyük ortağı olan liberaller konumlarını korurken, küçük ortak sosyalistler az da olsa oy oranlarını arttırdı. Flaman bölgesinde ise ayrılıkçılık ve yabancı düşmanlığı ile suçlanan, seçim kampanyasında da Türkiye’nin üyelik müzakerelerine karşı çıktığını öne çıkaran Vlaams Blok Hristiyan Demokratların arkasından ikinci parti konumuna yükseldi. Başbakan Guy Verhofstadt’ın liderliğindeki Flaman liberalleri ise dördüncü parti konumuna düştü. Belçika’da liberallerin ve yeşillerin listesinde yer alan üç Türkiye kökenli aday da seçimleri kazanamadı. Hollanda’da 1999 yılındaki Avrupa seçimlerinde yüzde 30 olan katılım oranı bu kez yüzde 40’a yükseldi. Ana partiler arasında küçük oynamalar olurken Hristiyan Demokrat-Liberal koalisyon partileri az da olsa gerilediler. Hristiyan Demokratlar 2, Liberaller ise 3 milletvekilliği kaybettiler. Hollanda’daki seçimlerde asıl kazanan, Avrupa Birliği’ndeki bürokrasi ve yolsuzlukları eleştiren Saydam Avrupa grubu oldu. Birlik içindeki yolsuzluklara ilişkin ilk ifşaatta bulunan bir eski Avrupa Komisyonu memuru olan ve Jacques Santer başkanlığındaki Avrupa Komisyonu’nun 1999 yılında toptan istifa etmesine neden olan kişi olarak bilinen Paul van Buitenen’in liderliğindeki grup oyların yüzde 7,3’ünü alarak Avrpa Parlamentosuna iki milletvekili soktu. Bu grubu Avrupa’daki diğer bazı küçük partilerden ayıran, Avrupa karşıtı, ya da aşırı sağcı olmaması, sadece Avrupa Birliği’nin daha saydamlaşmasını ve Avrupa vatandaşlarına yakınlaşmasını savunması. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ^^ Başa dön | |||