![]() |
|
|
|
AB'nin demokrasi sınavı Stephen Mulvey
BBC News Online Eğer televizyonda yayınlanan bir program için bir seçimden daha fazla oy kullanılırsa, demokraside bir sorun var demektir.
İşte rakamlar: İngiltere'de 1999 yılında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 11 milyon kişi sandık başına gitti. Yine İngiltere'de 2002'de "Big Brother" adlı televizyon programı için oy kullananların sayısı ise 23 milyondu. AB projesine şüpheyle yaklaşın bir İngiliz köşe yazarı, kendi deyimiyle "asitten bir kalemle", durumlarından hiç de memnun olmayan kişilerin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde "yanlış bir televizyon programı için" oy kullandıklarını yazmıştı. İngiltere'de 1999 yılında Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılım oranı yüzde 24'tü. Bu da tüm AB üyeleri içinde gözlenen en düşük orandı. Finlandiya'da dahi seçimlere katılım oranı yüzde 30 düzeyindeydi, Hollanda'da da bu rakam çok farklı değildi. Avrupa genelinde ise seçimlere katılım oranı 1979-1999 arasında yüzde 63'ten yüzde 49,5'e düştü. Bu düşüşü daha da dramatik kılan unsursa, seçimlere katılım oranının azaldığı dönemde Avrupa Parlamentosu'nun yetkilerinin artmasıydı. Belki geçmişte parlamentoyu sadece görüş belirtilen bir platform olarak görmek mümkündü. Ancak bu artık iddia edilemez. Çünkü Avrupa Parlamentosu üyeleri, artık AB'yle ilgili yasa değişikliklerinin çoğunu değiştime ya da reddetme yetkisine sahip. Avrupalı parlamenterler, Avrupa Komisyonu'nu istifaya zorlayabilirler, ki bunu geçmişte yaptılar zaten. Ayrıca atanmaları öncesi Avrupa Komisyonu üyelerinin durumlarını gözden geçirebilirler. AB bütçesi üzerinde de göreceli kontrolleri söz konusu. Avrupa Parlamentosu'nun liberal üyelerinden Chris Davies, İngiltere'nin kuzey batı bölgesini temsil ediyor. Davies, Avrupalı bir parlamenter olarak, geçmişte İngiltere Parlamentosu'nda muhalefet milletvekilleri arasında yer aldığı günlere oranla, kararlar üzerinde çok daha fazla etki sahibi olduğunu söylüyor. Seçimle göreve gelmeyen Komisyon Avrupa Parlamentosu'nun yetkilerinin artmasıyla, parlamento seçimlerine katılım oranının azalması arasında bir ikilem var. Bu Brüksel'de de sık sık tartışılan bir konu. "Katılımcı demokrasi eksikliği" olarak adlandırılan bu ikilem, Avrupa Birliği'nin yeni bir anayasa üzerinde çalışmasının nedenlerinden biri. Avrupa Anayasası'yla, AB'yle ilgili işlemlerin daha kolay anlaşılabilir hale gelmesi amaçlanıyor. Böylece AB'nin daha şeffaf olması ve etkili çalışmasıyla, vatandaşlarıyla arasındaki bağları güçlendirmesi hedefleniyor. Bununla birlikte Avrupa Parlamentosu'nu destekleyen kesimler de, katılımcı demokrasinin birçok ülkede zaten zayıf olduğuna ya da zayıfladığına dikkat çekiyor. Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox, son Avrupa seçimlerine katılım oranının düşük olmasının, bazı üye devletlerde, özellikle de İngiltere'de katılımın az olmasına bağlıyor. Cox "Buna karşın son Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılım oranı, ABD'deki son başkanlık seçiminden fazlaydı. Ben Amerika Birleşik Devletleri'nde, insanların başkanın meşriyetini sorguladıklarını görmedim" diyor. Fakat Avrupa Birliği özel bir yapıya sahip. Zira merkezinde, seçimle göreve gelmeyen Avrupa Komisyonu var. AB, demokratik meşruiyet sağlaması yolunda özellikle Avrupa Parlamentosu'na güveniyor. ABD'de özellikle ara dönemlerde yapılan kongre seçimlerine katılım oranı az olabilir. Ancak başkanın seçimle göreve gelmesi nedeniyle bu daha az önem taşıyor. Avrupalı partiler ABD'deki Kongre seçimleriyle, Avrupa'daki seçimler arasında bir benzerlik var. İki seçimde de seçmenler, hükümeti değil parlamentoyu değiştirme şansına sahip. Oysa bir hükümetin değiştirilmesi, seçmenleri genelde sandık başına gitmeye cezbeden en önemli faktördür. Dolaylı olarak Avrupa Komisyonu'nu değiştirme şansının, Avrupalı seçmenleri ne kadar cezbedeceği bilinmiyor. Zaten bu fikir de, bazı üye devletlere gereğinden fazla "federalist" gelecek. Tartışılan Avrupa Anayasası taslağı da, Avrupa seçimiyle Avrupa Komisyonu'nun yapısı arasında bir bağ kuruyor. Zira taslak, Bakanlar Konseyi'nin, Avrupa Komisyonu Başkanlığı için bir aday belirlerken, seçim sonucunu "dikkate alması" gerektiğini belirtiyor. Peki bir Alman ya da İngiliz seçmen, örneğin Fransız bir Komisyon başkanı için sandık başına gitmekte ne kadar istekli olur? Avrupa Parlamentosu'nun, AB projesine şüpheyle yaklaşan tecrübeli milletvekillerinden Jens-Peter Bonde "Ben bir Avrupa halkının var olduğuna inanmıyorum" diyor ve ekliyor "İnsanlar hâlâ ulusal görüşlerini koruyor. Bir İngiltere vatandaşı, bir yabancı için oy kullanmayacaktır. Avrupa demokrasisinin işlediğini göremiyorum." Ancak AB projesine iyimser bakanlar, seçimlere şans verilmesinden yana. Avrupa Birliği Haziran ayından itibaren, bazı birlik üyesi devletlerde uygun bir manifestosu ve üyeleri olan Avrupalı partileri ekonomik olarak destekleme kararı aldı. Böylece bu partilerin bir gün, ulusal düzeyde kardeş partilerinden bağımsız olarak kendi adaylarını seçecek ve kampanyalarını yürütecek güce sahip olmaları umuluyor. Sarı kart Aslında halen Avrupa Parlamentosu içindeki siyasi bloklar, partilerden değil, ulusal partilerin ittifaklarından oluşuyor. Bu nedenle Avrupa siyasetini canlandırmada düşünülen bir diğer strateji, Avrupa siyasi sistemi ve ulusal siyasi sistemler arasındaki bağların güçlendirilmesi. Avrupa Anayasası taslağında önerilen fikirlerden birinin, yeni bir Avrupa yasa tasarısının, ulusal ya da bölgesel düzeyde ele alınmasının daha iyi olacağının düşünülmesi halinde, ulusal parlamentolara, tasarıyı geciktirmek için "sarı kart" yetkisi verilmesi. Taslağa göre eğer üye devletlerin parlamentolarının üçte biri bu tutumlarını muhafaza ederse, Avrupa Komisyonu önerilerini gözden geçirmek zorunda kalacak. Komisyon'un önerilerinden vazgeçmesi ise öngörülmüyor. Bu önlem bazı ulusal parlamentoların, Avrupa Parlamentosu'ndaki yasal değişiklikleri, daha yakından incelemelerini sağlayabilir. Böylece ulusal parlamentolar, diğer üye devletlerin parlamentolarındaki çalışmalara da daha çok ilgi duyabilir. Tartışılan önerinin bir diğer olumlu yanı da, medyanın Avrupa Parlamentosu'nun çalışmalarına daha fazla ilgi duymasına yardımcı olma ihtimali. Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox, seçimlere katılım oranını arttırmaya yönelik stratejisi çerçevesinde, AB üyesi ülkelerdeki ulusal partilerle de bağlarını arttıma amacında. Pat Cox bu çerçevede, ulusal partilerin Avrupa Parlamentosu seçimlerindeki kampanyalarını yürüten yetkililerle görüşmeler yapıyor. Cox, parti yetkililerinden, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin, hükümetler için görev sürelerinin ortalarındaki bir sınavdan daha fazla anlam taşımasını sağlamaya çalışmalarını istiyor. Pat Cox, 1 Mayıs'taki genişlemenin ve görüşmeleri bu ay içinde tamamlanması beklenen Avrupa Anayasası'nın, bu kez en azından bir ölçüde Avrupa'ya ilişkin konularda oy kullanılmasını sağlayacağını söylüyor. Cox "Benim çağrım şu: Gelin bu seçimleri, Avrupa'nın ilk Avrupalı seçimi yapalım" diyor. İngiltere'de, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle aynı gün, yerel seçimler de yapılacak. Bunun da seçimlere katılım oranını artırması bekleniyor. İngiltere'de 90'lı yıllarda yerel seçimlere ortalama katılım oranı yüzde 36'ydı. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ^^ Başa dön | |||