Kayseri
çarşısında geziyorum. Esnaf işlerin kötü gitmesinden şikayetçi. İçlerinden
biri, “Bak bayram geliyor, hiç bayram havası var mı çarşıda” diyor.
Bir
pastırmacıya giriyorum, orada da durum aynı. Her şeyin fiyatının dövize
endeksli olduğunu, döviz arttıkça zam yapmak zorunda kaldıklarını söylüyor.
Konu
esnafın oy tercihlerine geldiğinde, “Pek çok esnafın oy tercihi değişti.
Kirasını ödemekte zorlanıyor bir kısmı. Ama Kayseri merkezindeki esnaf için
söylüyorum bunu. Kırsaldakilerin çok değiştiğini sanmıyorum” diyor.
Dükkandan
çıkıyorum, gözüme bir sıra çarpıyor. Çarşıda o kadar dükkanın arasında, yalnızca burada sıra var.
Yaklaşıyorum
ve MHP’nin seçim standı olduğunu görüyorum. Sıranın nedeni ise halka tatlı
dağıtılması.
Ben
de diğerleriyle birlikte sıraya giriyorum. Önümdeki ve arkamdakilere hangi
partiye oy vereceklerini soruyorum, bir kısmı MHP diyor bir kısmı ise yanıt
vermiyor.
MHP’nin
seçim görevlileri kampanya başladığı günden beri tatlı dağıttıklarını
söylüyorlar. “Rakipleriniz de bir şeyler dağıtıyor mu?” diye soruyorum,
“Rakibimiz erzak dağıtıyor” diyor AKP’yi kastederek. Diğer partilerin herhangi
bir şey dağıttını ise görmemiş.
İşe
yarayıp yaramadığını merak ediyorum, “Onu sandıkta göreceğiz” diyor.
Standdan
ayrıldıktan sonra 20 metre ötede başka bir stand gözüme çarpıyor. Önü bomboş.
Yaklaşıyorum ve Saadet Partisi’nin standı olduğunu görüyorum. “Yan taraftakiler
tatlı dağıtıyor, siz dağıtmıyor musunuz?” diyorum. “Hayır” diyor görevlilerden
biri, ve ekliyor: “Biz sevgi dağıtıyoruz.”
“Oy almak için tatlı dağıtmaya kadar düştüler,
işleri zor” diyor bir görevli.
Standdan
ayrılıyorum. Anlaşılan, sevginin alıcısı tatlının alıcısından daha az. Aklıma
Süleyman Demirel’in “Millet plan değil, pilav istiyor” sözü geliyor…