Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı,
Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Kararı ile kadına karşı şiddetin önlenmesine ilişkin
İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme gerekçeleriyle ilgili Türkçe ve İngilizce bir
açıklama yaptı.
İletişim Başkanlığı, çekilme kararının
gerekçesini İstanbul Sözleşmesi'nin "Türkiye'nin toplumsal ve ailevi
değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim
tarafından manipüle edilmesi" olarak açıkladı.
Açıklamada, sözleşmeyle ilgili "ciddi
endişeler taşıyan" tek ülkenin Türkiye olmadığı belirtilerek, Polonya'nın
da "eşcinsel grupların toplumsal cinsiyet hakkındaki fikirlerini tüm
topluma empoze etme girişimini gerekçe göstererek sözleşmeden çekilmek
için" adımlar attığı belirtildi.
-
Toplumsal cinsiyet eşitliği nedir, Türkiye'de neden tartışma yaratıyor?
Sözleşmede toplumsal cinsiyet ile ilgili hangi
maddeler var?
İstanbul Sözleşmesi'nin genelinde ağırlıklı
olarak cinsiyet yerine toplumsal cinsiyet ifadesi kullanılıyor.
Sözleşme'nin 3'üncü Maddesi'nde toplumsal
cinsiyet, "herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu
düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve
özellikler olarak anlaşılacaktır" sözleriyle tanımlıyor.
Örneğin kadınların ev işleriyle ilgilenmesi ya
da çocuk bakımını üstlenmesi gibi beklentiler, cinsiyet değil, toplumsal
cinsiyetle bağdaştırılan kavram olarak gösteriliyor.
Bu alanda yapılan çalışmalara göre, eşitliğin
sağlanabilmesi, cinsiyetlere biçilen toplumsal rollerin değiştirilmesi ve
eşitlenmesini de içeriyor.
Sözleşmede LGBTİ+'ları kapsayan cinsel yönelim
ve cinsiyet kimliği ifadeleri ise tek bir yerde geçiyor.
Sözleşmenin 4'üncü Maddesi'nin 3'üncü
Fıkrasında taraf devletlerin sözleşmeyi "herhangi bir temele dayalı olarak
ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceği" ifadesi yer alıyor.
Bu fıkrada, "Taraflar bu Sözleşme
hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin,
cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş,
ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum,
cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni
hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele
dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir"
deniliyor.