You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.

Take me to the main website

Dünya Bankası'na göre Türkiye'nin enerji sektöründe yeşil dönüşüm maliyeti 75-100 milyar dolar arasında olacak

COP28'de Dünya Bankası tarafından yapılan açıklamada Türkiye'nin yeşil enerjiye geçiş sürecinin maliyetinin 75-100 milyar dolar arasında olacağı öngörüsü paylaşıldı. Dünya Bankası daha önce de iklim konusunda eyleme geçmenin 2040 yılına kadar Türkiye'ye yaklaşık 150 milyar dolar tasarruf sağlayabileceğini söylemişti. Zirveden gelişmeler canlı anlatım sayfamızda.

Canlı yayın

  1. Küresel Karbon Projesi: Türkiye 2022 yılında en çok emisyona sebep olan ülkeler sıralamasında 15'inci

    Bugün COP28'in 6. gününde gündem enerji, endüstri, adil geçiş ve yerli halkların hakları.

    Bugün aynı zamanda Küresel Karbon Projesi, küresel karbon döngüsünün yıllık bilimsel değerlendirmesi olan 2023 karbon bütçesini açıkladı.

    Veriler, ekonomiyi karbonsuzlaştırmaya yönelik küresel çabalarda gerekli hızlanma olmazsa, fosil yakıt kaynaklı CO2 emisyonlarının bu yıl tarihi bir zirveye ulaşmasının beklendiğini gösteriyor.

    Bununla birlikte raporda Türkiye, 2022 yılında 400 milyon ton karbon emisyonu ile küresel olarak en çok emisyona sebep olan ülkeler sıralamasında 15. olarak yer alıyor.

    Türkiye’nin emisyonlarında kömür başı çekerken (167,2 milyon ton CO2), onu sırasıyla petrol, gaz ve çimento sektörleri takip ediyor.

    Küresel Karbon Projesi, Future Earth'ün bir Küresel Araştırma Projesi ve Dünya İklim Araştırma Programı'nın bir araştırma ortağıdır

  2. Dünya Bankası'na göre Türkiye'nin enerji sektöründe yeşil dönüşüm maliyeti 75-100 milyar dolar arasında olacak

    COP28'de Dünya Bankası tarafından yapılan açıklamada Türkiye'nin yeşil enerjiye geçiş sürecinin maliyetinin 75-100 milyar dolar arasında olacağı öngörüsü paylaşıldı.

    Dubai'de düzenlenen İklim Zirvesi sırasında Dünya Bankası "Net Sıfır Emisyon'a Yeni Hedefler: Güneş, Rüzgar ve Akıllı Şebekelerle Türkiye'yi Dönüştürmek" adlı paneli düzenledi.

    Dünya Bankası Ülke Direktörü Humberto Lopez, Türkiye'nin 2035 yılına kadar 60 GW güneş ve rüzgar enerjisi ekleyerek yenilenebilir enerji üretim kapasitesini ikiye katlama kararının önemli olduğunu belirtti ve Türkiye'yi kutladı.

    Panele video mesajla katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, şunları söyledi:

    "2024-2030 yıllarını kapsayan İkinci Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında emisyonlarımızı toplam 100 milyon ton azaltmayı hedefliyoruz. Bu planın iddialı olduğu ve ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğumuz doğrudur.

    "Ancak uluslararası toplumla ve bilhassa finansal kuruluşlar ve yatırımcılarla birlikte tüm bunları başarabiliriz. Enerji sektörüne yapılan yatırımlar Türk halkına istihdam ve refah temin ederken diğer ülkelere de enerji dönüşümü için güçlü bir model sunmaktadır."

    Bayraktar, yenilenebilir kapasitesini artırmak için şebeke dönüşümünü ifade eden yeşil şebekeyi kurma çabası içerisinde olduklarını belirterek, "2030'a kadar şebekeye 10 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyoruz." diye konuştu.

    Dünya Bankası enerji sektöründe altyapının yeşil dönüşümüyle ilgili olarak, tüm girişimin maliyetinin 75-100 milyar dolar aralığında olacağı tahminini paylaştı.

    Yaklaşık 10 milyar doların dağıtımda, 10 milyar doların iletimde ve 60-80 milyar doların enerji üretim ve depolama çözümlerinde kullanılması öngörülüyor.

    Bunun için kamu, özel sektör ve Dünya Bankası da dahil olmak üzere çok taraflı kalkınma bankaları arasında önümüzdeki yıllarda uzun vadeli işbirlikleri gerçekleşeceği belirtildi.

    Dünya Bankası daha önce iklim konusunda eyleme geçmenin 2040 yılına kadar Türkiye'ye yaklaşık 150 milyar dolar tasarruf sağlayabileceğini söylemişti.

  3. Türkiye'nin imzacı olmadığı Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Taahhüdü nedir?

    Geçtiğimiz günlerde COP28 iklim zirvesinde 118 ülke Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Üzerine Küresel Taahhüt'e imzacı oldu. Türkiye imzacılar arasında yer almadı.

    Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Sorumlusu Elif Cansu İlhan BBC Türkçe için bunun ne anlama geldiğini açıkladı:

    Türkiye, Suudi Arabistan, Rusya ve Irak'ın yanında COP28'de sivil toplum tarafından fosil yakıtlardan çıkışın, dolayısıyla iklim kriziyle mücadelenin önünü tıkayan dört ülkeden biri olarak anılmaya başlandı.

    COP28 tüm aksaklıklarına ve güçlü fosil yakıt lobisine rağmen azımsanmayacak adımlara sahne oldu.Yetersiz düzeyde de olsa fosil yakıtlardan çıkış tartışılıyor.

    COP28’in şimdiye kadarki en dikkat çeken çıktısı 118 ülkenin katıldığı Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Üzerine Küresel Taahhüt oldu. Taahhüt 2030’a kadar küresel yenilenebilir enerji kapasitesini 3, enerji verimliliğini 2 katına çıkarmayı hedefliyor. Pek çok ülke de yenilenebilir enerji yatırımlarının artması tartışmalarına fosil yakıtların yayılmasını önleme anlaşmasını dahil etmeyi öneriyor, bu konuda çalışan fosil yakıt anlaşması girişimine katılıyor.

    İyi bir örnek olarak Kolombiya’ya bakabiliriz. Ekonomisi petrol ve kömüre dayalı bir ülke olduğu halde Kolombiya fosil yakıt anlaşmasına katıldı. Kolombiya Devlet Başkanı’nın bu konuda yaptığı açıklama da çok kıymetliydi. "Bu bir ekonomik intihar değil, bir yok oluş içerisindeyiz, bu yok oluşa karşı bir mücadele" dedi.

    Türkiye ise fosil kaynaklarda dışa bağımlılığına rağmen anlaşılmaz şekilde fosil yakıtlardan çıkışa, hatta fosil yakıtların azaltımına karşı çıkıyor.

    Elbette yeşile boyama çalışmalarıyla da çok fazla karşılaşıyoruz

    Küresel Durum Değerlendirmesi (GST) çıktısı COP28’in en önemli çıktılarından olacak. Küresel iklim eyleminde ne aşamada olduğumuzu gösteren bir değerlendirme ve ne yöne gitmemiz gerektiğini gösteren bir yol haritası sağlaması gerekiyor. Ancak Türkiye’nin de arasında olduğu ülkeler GST çıktı metnindeki olumlu çıktılara karşı duruyor ve fosil yakıtların kullanımının devamına alan açmaya çalışıyor. Gelişmekte olan ülkeler daha önce verilen ama yerine getirilmeyen taahhütlerin yerine getirilmesini ve bunun yanında iklim finansmanının iki kattan fazla artması gerektiğini söylüyor.

  4. COP28 iklim zirvesinin beşinci gününde neler bekleniyor?

    Bugün COP28 iklim zirvesinin beşinci günü. Gündem finans, ticaret, toplumsal cinsiyet eşitliği ve hesap verebilirlik. Bu temaların yanı sıra daha geniş kapsamlı müzakereler de bekleniyor.

    Bu arada dün olanları kısaca özetleyelim:

    • The Guardian gazetesinin bildirdiğine göre COP28 Başkanı Sultan El Caber, katıldığı bir toplantıda küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamaya yönelik fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmasının gerekli olduğunun bilimsel kanıtı olmadığını söyledi.
    • Dün iklim zirvesine katılan çok sayıda protestocu Gazze'de ateşkes çağrısında bulundu.
    • Yerli gruplar Peru'da bir aktivistin öldürülmesini kınadı.

    Gelişmeleri buradan aktarmaya devam edeceğiz.

  5. COP 28'de büyük vaatler verildi, ancak çevreciler kaygılı

    BAE'de yapılan COP 28 BM iklim görüşmelerinde ülkeler ve petrol şirketleri, küresel ısınmayla mücadelede büyük ilerleme sözü verdi.

    100 ülke yenilenebilir enerji kullanımını 2030 itibarıyla üç katına çıkartmayı taaahüt etti.

    Suudi devi Aramco'nun da aralarında bulunduğu 50 petrol ve doğalgaz şirketi de 2050 itibarıyla, küresel ısınmaya neden olan gazlara ek yapmayı durdurma vaadinde bulundu.

    Ancak bu, fosil yakıtların yakılmasını değil, sadece üretimdeki karbon salımını kapsıyor ve karşıtları bu önlemlerin küresel ısınmayla anlamlı bir mücadele olmayacağına dikkat çekiyor.

    Ayrıca hedeflerin kaçırılmasına yönelik bir yaptırım yok ve verilen sözler de bağlayıcı değil.

  6. COP 28'in ev sahibi BAE, petrol üretimini önemli ölçüde artırmayı planlıyor

    Fosil yakıt kullanımının azaltılmasını amaçlayan COP 28 iklim görüşmelerinin ev sahibi ülkesi Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) petrol üretimini çok büyük ölçüde artıracağı belirlendi.

    Adnoc ile ilgili bilgi, petrol piyasasıyla ilgili istihbaratı yaygın bir şekilde hem petrol şirketleri hem de uluslararası kuruluşlar tarafından kullanılan Rystad Enerji tarafından verildi.

    Rystad Enerji, gelecekteki petrol ve doğalgaz üretimi tahminlerini hükümet kaynakları ve akademik çalışmaları kullanarak yapıyor.

    Buna göre BEA devlet petrol şireti Adnoc 2030 itibarıyla petrol arama çalışmalarını % 42 artıracak.

    2030 - 2050 arasında sadece Suudi Arabistan'ın BAE'den daha çok petrol üreteceği tahmin ediliyor.

    Adnoc ise projeksiyonların gerçek petrol üretimini değil, üretim kapasitesini gösterdiğini söylüyor.

    Şirket, gelecek dört yılda üretim kapasitesini % 7 oranında artırma planlarını daha önce net bir şekilde açıkladıklarını belirtti.

    Şirket ayrıca, gelecek on yıllarda bir kısım doğalgaz ve petrole ihtiyaç duyulacağının, geniş kabul gören bir gerçek olduğunu savunurken, faaliyetlerini daha iklim dostu hale getirdiklerini iddia etti.

  7. COP28'e özel jetle uçanlar eleştirildi

    COP28'e katılmak için Dubai'ye özel jetle seyahat edenler sosyal medyada eleştiriliyor.

    Özel jetler küresel havacılıkta toplam yakıt kullanımının sadece %4'ünü oluştursa da çevresel etkileri çok yüksek.

    Enerji yoğun olmalarının yanı sıra, yolcu başına daha büyük uçaklardan daha fazla sera gazı salıyorlar.

    University College London (UCL) araştırmacıları, Londra'dan COP28'e özel jetle uçan tek bir kişinin çevresel maliyetinin, doğrudan bir ticari uçuştaki 11 yolcunun maliyetine eşdeğer olduğunu söylüyor.

    UCL'de iklim değişikliği profesörü Mark Maslin, geçen yıl Mısır'da düzenlenen COP27 sırasında 315 özel jet yolculuğunun kaydedildiğini ve bu sayının "mümkün olan en güvenli şekilde seyahat etmesi gereken dünya liderlerinin sayısının çok ötesinde" olduğunu söylüyor.

    "COP toplantılarının yüz yüze yapılması çok önemli. Ancak bir dünya lideri değilseniz özel jetler kullanmak dünyaya yanlış bir mesaj gönderir" diyor.

  8. COP İklim Konferansı ilk kez gıda ve tarımı önemli bir unsur olarak değerlendiriyor

    Bugün dünya liderleri gıda ve tarımın geleceğine ilişkin önemli bir deklarasyon üzerinde anlaştı.

    • Her yıl düzenlenen BM toplantısında ilk kez insanların yetiştirdikleri ve yedikleri gıdaların küresel ısınmada çok önemli bir faktör olduğu kabul edildi
    • Anlaşma, COP28 tarım, gıda ve iklim eylem bildirgesine imza atan 134 dünya liderini kapsıyor
    • Aralarında ABD, Çin ve Brezilya'nın da bulunduğu bu ülkeler birlikte dünyadaki gıdanın %70'ini üretiyor
    • Taraflar, iklim değişikliğiyle mücadele için hazırladıkları ulusal planlarda gıda ve tarımdan kaynaklanan sera gazı emisyonlarını dikkate alacaklarına söz verdiler
    • 2015 yılında, gıda sistemi emisyonlarının 18 milyar ton sera gazı salınımı ile küresel ısınmanın yaklaşık üçte birinden sorumlu olduğu hesaplandı
    • Tarım grupları bugünkü deklarasyonu memnuniyetle karşıladı ancak ülkelerin verdikleri sözleri yerine getirmeleri gerektiği konusunda uyardı
    • Ancak duyurunun çok muğlak olduğu ve dünya liderlerinin gıda üretimiyle ilgili emisyonlarla nasıl mücadele edeceklerini ortaya koymadığına dair eleştiriler var.
  9. COP28'de bugün neler oldu?

    COP28'in ikinci gününde Dubai'de saat 18:00'i geçti. Peki bugün iklim zirvesinde neler yaşandı?

    • Bugün Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid el Nahyan'ın "küresel iklim çözümleri" için 30 milyar dolarlık bir fon duyurusu yapmasıyla başladı.
    • Ardından Birleşmiş Milletler (BM) Başkanı Antonio Guterres, "Dünyanın yaşam belirtileri yok oluyor, ancak henüz çok geç değil" uyarısında bulundu ve yenilenebilir enerjiye daha hızlı geçiş çağrısı yaptı.
    • İngiltere Kralı,3. Charles, zirvenin cevaplaması gereken beş pratik soruyu sıralayarak, "Dünya bize ait değil, biz Dünya'ya aitiz" dedi.
    • Aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Avrupa Birliği'nden (AB) Ursula von der Leyen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu dünya liderleri zirvede konuşmalar yaptı.
    • COP28 başkanı gıdanın geleceğine ilişkin, aralarında büyük gıda üreticileri ve tüketicilerinin de bulunduğu yaklaşık 134 ülkenin imzaladığı yeni bir deklarasyonu açıkladı.
  10. Bakan Özhaseki: Türkiye'nin kayıp ve zarar fonundan en fazla yararlanması için büyük bir mücadele veriyoruz

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye'nin COP28'de kayıp ve zarar fonundan "en fazla istifade edebilmesi için" büyük mücadele verdiklerini söyledi.

    Dubai'de basın mensuplarına konuşan Özhaseki, Türkiye'nin zirveye 50 kişilik bir heyetle katıldığını belirtti.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, Türkiye'nin fondan yararlanması için gelişmekte olan ülkeler statüsünde değerlendirilmesi gerektiğini ve bunun için mücadele ettiklerini söyledi:

    "90'lı yıllarda gidenler Türkiye'yi 'gelişmiş ülkeler' diye tarif ettikleri için bizi sanki yardım edecek ülkeler arasına atmışlar Paris Anlaşmasında. Biz buradan çıkıp gelişmekte olan ülkeler sınıfında, bu işten istifade etmek istediğimizi her fırsatta ifade ediyoruz. Yeşil iklim fonuna erişmek için bir takım müraccaatlarımız var. Sonra da kayıp ve zarar fonundan en fazla istifade etmek için büyük mücadele veriyoruz.

    Bakan Özhaseki Türkiye'nin iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu belirtti:

    "Çünkü bizim ülkemiz Akdeniz Havzası'nda, ortalama dünya ısının 1.1 derece arttığı bir yerde biz 1,5 derece kadar ısınmadan etkilenmiş bir ülkeyiz, o yüzden de seller, kuraklıklar, heyelanlar müsailajlar vs gibi belalar da arka arkaya geliyor ve bundan kurtulamıyoruz. En çok etkilenen ülkelerden biri olarak bu fonlara erişmemiz lazım, bu da bir mücadele, biz de bunun için mücadele veriyoruz.

    Özhaseki COP28'de Türkiye'nin istekleri yerine getirilmediği ve yürütme kuruluna alınmadığı için açılışında sonuç bildirgesini imzalamadıklarını anlattı:

    "Zaten özlelikle COP28 açılışında sonuç bildirgesini yayımlamak istediler, istediklerimiz olmadığı, belgede not düşülmediği ve yürütme kurulunda olmadığımız için imzalamadık. En son bakanları, yürütme başkanları söz verdiler, isteklerimiz sonuç bildirgesine yazıldı. Ve ilk günden açıklandı diye ayakta alkışlandı. Son güne kadar mücadeleyi sürdürdük ve buna devam edeceğiz."

  11. Kral 3. Charles COP28'de liderlere seslendi: Torunlamız sözlerimizin değil eylemlerimizin sonuçlarını yaşayacak

    Dubai'deki İklim Zirvesi COP28'de ülke liderleri bir araya geldi. İngiltere Kralı 3. Charles yaptığı konuşmada iklim değişikliğinin etkilerinin görmezden gelindiğini ve liderlerin eyleme geçmesi gerektiğini söyledi.

    İngiltere Kralı, hayatının büyük bölümünde iklim değişikliği, küresel ısınma ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına dair uyarılar yaparak geçirdiğini belirtti:

    “Bazı önemli ilerlemeler kaydedildi, ancak Küresel Durum Değerlendirmesi raporunun gösterdiği gibi, hedeften bu kadar uzaklaşmamız beni çok endişelendiriyor. Tehlikeler artık uzak riskler değil. İngiliz Milletler Topluluğu genelinde ve ötesinde, tekrarlanan şoklara dayanamayan, yaşamları ve geçim kaynakları iklim değişikliği nedeniyle yok olan sayısız topluluk gördüm. En savunmasız kurbanların artan kayıplarını durdurmak için kesinlikle gerçek eyleme ihtiyaç var."

    Kral 3. Charles gelecek nesillerin zirveye katılan liderleri sözleriyle değil eylemleriyle hatırlanacağını söyledi:

    "Ellerinizde ortak ümidimizi canlı tutmak için kaçırılmayacak bir fırsat var. Sizi azim, hayal gücü, yüzleştiğimiz aciliyet ve ortak geleceğimizin bağlı olduğu siyasi eyleme bağlılıkla bir araya gelmeye çağırıyorum. Nihayetinde 2050 yılında torunlarımız söylediklerimizle ilgilenmeyecekler, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızın sonuçlarını yaşıyor olacaklar. Yani birlikte kıymetli gezegenimizin geleceğini güvence altına almak için harekete geçersek tüm insanların refeahı da böylelikle sağlanacaktır".

    3. Charles, insanlığın doğadaki yerini hatırlamasının önemini vurguladı:

    "Yerlilerin dünya görüşünün bize sadece insan olarak değil, tüm canlılarla ve yaşamı sürdüren her şeyle bağlantılı olduğumuzu öğrettiğini de unutmamamız gerekiyor. Bu büyük ve kutsal sistemin bir parçası olarak doğayla uyumun korunması gerekiyor. Dünya bize ait değil, biz Dünyaya aitiz."

  12. Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı Kurucu Direktörü Özlem Altıparmak: Bir insan hakları savunucusu olarak COP28'den beklentim iklim değişikliğinin haklarımızı etkilediğinin farkında olarak kararların alınması

    COP28 iklim zirvesine Türkiye'den de yoğun bir katılım var. Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı Kurucu Direktörü Özlem Altıparmak BBC Türkçe için zirvenin gerçekleştiği Dubai'den izlenimlerini aktardı:

    COP28'deki toplantıları çalışma alanımız olan insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve afet risk azaltma boyutuyla takip ediyorum.

    Katılımcı sayısının 70 bin civarında olduğu söyleniyor ve katılımcıların içinde hak temelli çalışan sivil toplum kuruluşlarının sayısının oranının oldukça az olduğunu gözlemledim. Halbuki uluslararası alanda iklim değişikliğinin insan hakları boyutu gittikçe artan şekilde gündeme geliyor ve Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi insan hakları örgütleri de iklim gündemini takip edip söylem ve stratejilerini belirlemeye başladı.

    İnsan hakları açısından toplantıların Birleşik Arap Emirliklerinde (BAE) yapılması ciddi bir endişe kaynağı ve Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Raportörü dün bir basın açıklamasıyla COP’un katılımcılığı sağlaması gerektiğini, insan hakları savunucuları ve aktivistler üzerindeki baskıların sona erdirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları alanında çalışan örgütlerin bu sene gündemleri dört ana başlıkta toplanıyor:

    İlki toplumsal cinsiyeti içeren bir adil geçiş. Adil geçişin sadece fosil yakıttan çıkıp, termik santrallerde, maden ocaklarında çalışan erkek işçilere yeni iş bulunması gibi anlaşılmaması, gerçek anlamda adil bir dönüşümden bahsediyorsak bu dönüşümde kadınların ve aslında tüm toplumsal yapının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Kadınların ücretsiz bakım emeğinin dikkate alınması, sosyal altyapı hizmetlerinin oluşturulması ve planlama aşamasından itibaren toplumsal cinsiyet eşitliğinin adil dönüşüm süreçlerine dahil edilmesi gerekiyor.

    Bir diğer başlık ise veri meselesi. Cinsiyete göre ayrıştırılmış veri konusu hem BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi sekretaryasının hem de kadın örgütlerinin ortak bir talebi olarak COP öncesinde burada düzenlenen bir konferansta dile getirildi. Çünkü cinsiyete göre veri tutulmadığı takdirde eşitsizlikler de görünmez oluyor, hatta bu eşitsizlikler yeniden ve yeniden üretiliyor. İklim adaletinden bahsediyorsak devletler ayrıştırılmış veri tutmalı ve bunu kamuoyuyla paylaşmalı.

    Kadın örgütlerinin diğer talebi ise feminist iklim finansmanı sağlanması. Bu talebe kadın liderliğinin güçlendirilmesi, kadınların süreçlere anlamlı ve etkili katılımlarının sağlanması da ekleniyor. İklim müzakerelerinin teknokratik bir yapısı var, konuyu hak temelli çalışmak bu yapıya ve anlayışa bir başkaldırı gibi aslında. Benzer çalışmaları Türkiye’de de yapmamız ve iklim müzakerelerine ve karar alma süreçlerine dahil olmamız, sesimizi duyurmamız şart.

    Afet risk azaltma açısından en önemli konular Kayıp ve Zarar fonu, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve iklim eylemine afet risk azaltma boyutunun dahil edilmesi. Çünkü artık iklim değişikliğinin etkilerini afetler olarak yaşıyoruz. Bu tehlikelerin afete dönüşmemesi için toplum temelli ve tüm toplumu kapsayan bir afet risk planlamasına ihtiyaç var. Afet risk azaltma da afetlere insan hakları temelli yaklaşmak ve afetler olmadan afet riskini azaltmak demek.

    Bir insan hakları savunucusu olarak COP toplantılarından beklentim iklim değişikliğinin haklarımızı etkilediğinin farkında olarak ve iklim değişikliğinin kesişimsel yapısını dikkate alarak bu kararların alınması. Kırılgan durumdaki kişi ve grupların seslerinin daha çok duyulmasını sağlamak gerek. En önemlisi de fosil yakıtlardan çıkışa dair çok net bir karar alınması gerekiyor. Sadece konuşulan ama arka planda aslında hiçbir kararın alınmadığı bir COP daha yaşamaya ne yeryüzünün ne de bizim sabrımız var.

  13. Zirvenin ikinci gününde dünya liderleri konuşuyor

    COP28 iklim zirvesinin ikinci günündeyiz. Bugün çok sayıda dünya lideri konuşma yapacak.

    Sabah saatlerinde konuşan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid, "Küresel iklim çözümleri" için 30 milyar dolarlık bir fon oluşturduklarını açıkladı.

    Muhammed bin Zayid yaptığı konuşmada, "Bu fon özellikle iklim finansmanı açığını kapatmak üzere tasarlandı" dedi.

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise, "Daha birkaç gün önce Antarktika'nın eriyen buzlarının üzerindeydim. Kısa bir süre önce de Nepal'in eriyen buzulları arasındaydım. Bu iki nokta birbirinden çok uzak ama krizde birleşiyorlar" dedi ve şöyle devam etti:

    "Buzullar gözlerimizin önünde yok oluyor, toprak kaymalarından ve sellerden yükselen denizlere kadar tüm dünyada hasara yol açıyor. Ancak bu, iklimimizin çöküşüne yol açan hastalığın sadece bir belirtisi. Bu sadece siz küresel liderlerin tedavi edebileceği bir hastalık."

    Guterres, "Dünyanın yaşamsal belirtileri bozuluyor. Ancak henüz çok geç değil" dedi.

  14. İklim değişikliğini önlemek için hangi ülke ne kadar adım atıyor?

  15. 2023 neden kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu?

      • Yazan, Mark Poynting
      • Unvan, İklim ve Çevre Muhabiri

    Dünya Meteoroloji Örgütü bugün 2023'ün kayıtlara geçen en sıcak yıl olacağının "neredeyse kesin" olduğunu açıkladı.

    Haziran ayından bu yana her ay, yaklaşık 100 yıl öncesine uzanan kayıtlardaki en yüksek aylık küresel hava sıcaklıkları yaşandı.

    Ancak bilim insanları, kutuplardaki buz çekirdekleri ya da derin okyanus tortuları gibi diğer kayıtları inceleyerek iklimin çok daha eskilere dayanan ayrıntılı bir resmini çıkarabiliyor.

    Birleşmiş Milletler (BM) bu verilere dayanarak, gezegenin muhtemelen 125 bin yıldır bu kadar sıcak olmadığını söylüyor.

    Günümüzde dünya, insan faaliyetlerinden ve özellikle fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan, karbondioksit gibi gezegeni ısıtan sera gazları nedeniyle ısınıyor.

    Ancak 2023'te yaşanan olağanüstü sıcaklık artışı, bazı bilim insanları arasında tam olarak ne olup bittiği ve bunun gelecek için ne anlama geldiği konusunda kafa karışıklığı yarattı.

    Uzmanlar Pasifik Okyanusu'nda devam eden El Niño hava olayı ve atmosferdeki aerosol olarak bilinen küçük parçacıkların azalmasından kaynaklandığını düşünüyor.

    • İklim değişikliği: Küresel ısınmayı sınırlandırmak için hangi ülke ne kadar adım atıyor?
  16. İngiltere, ABD ve BAE gibi ülkelerin iklim felaketlerinden etkilenen ülkelere söz verdiği maddi yardım yeterli mi?

    İklim felaketlerinden en kötü etkilenen ülkelere maddi yardım aktarımı sağlayacak Kayıp ve Zarar fonu için İngiltere, ABD ve BAE'den yardım taahhütleri geldi.

    İngiltere 47 milyon dolar taahhüt ederken ABD'nin iklim temsilcisi John Kerry, 17,5 milyon dolarlık yardım yapılacağını duyurdu.

    Kerr, "İşbirliğine dayanan ve sorumluluk ya da tazminat içermeyen etkili bir fon tasarlamak için çok yakın bir şekilde çalışıyoruz" diye konuştu.

    COP28'e ev sahipliği yapan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de 100 milyon dolarlık yardım taahhüt etti.

    COP28'in resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "BAE böylece savunmasız topluluklara yardım sağlama ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden muzdarip topluluklar için dayanıklılık oluşturma konusunda önemli bir kilometre taşı oluşturuyor" ifadeleri kullanıldı.

    Peki bu yeterli mi?

    Fona 2030 yılına kadar yılda "en az" 100 milyar dolar aktarılmasına karar verilmiş olsa da gelişmekte olan ülkeler gerçek ihtiyaçların halihazırda yıllık 400 milyar dolara yakın olduğunu söylüyor.

    Delaware Üniversitesi tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, iklim değişikliğinden kaynaklanan kayıp ve zarar, 2022 yılında yaklaşık 1,5 milyar dolara mal oldu.

  17. Son dakika, COP28'de iklim değişikliğinden etkilenen ülkelere maddi yardım konusunda tarihi bir karar alındı

      • Yazan, Matt McGrath
      • Unvan, Çevre Muhabiri

    COP28'in ilk gününde olumlu ve tarihi bir adım atan delegeler, bir kayıp ve zarar fonunun faaliyete geçirilmesine yönelik önerileri onayladı.

    Bu fon, iklim felaketlerinden en kötü etkilenen ülkelere maddi yardım aktarımı sağlayacak.

    COP28 Başkanı Sultan El Caber'e göre bu, gelişmekte olan ülkeler tarafından uzun süredir talep edilen bir şey ve "harekete yönelik olumlu bir sinyal."

    Karara ilişkin detaylar geldikçe aktarmaya devam edeceğiz.

  18. Türkiye neden kömürden vazgeçmiyor, yenilenebilir enerji potansiyeli yeterli mi?

  19. COP28'den bu yıl neler bekleniyor, neden takip etmeliyiz?

    Dünyada bu yıl kayıtlara geçen en sıcak 12 ay yaşandı, ortalama sıcaklıklar defalarca kez rekor kırdı.

    Bilim insanları, El Nino hava olayının yanı sıra insan kaynaklı küresel ısınmanın da bunda etkili olduğunu söylüyor.

    Sanayileşme öncesine kıyasla uzun vadeli ısınma şu an için 1,1 ve 1,2 derece civarında. Ancak son araştırmalara göre 2100’e kadar dünyanın 2,4 ve 2,7 derece kadar ısınabileceği öngörülüyor.

    Peki bunun üstesinden nasıl gelebiliriz? Şimdiye kadar düzenlenen 27 iklim zirvesinin 28. yılında neler farklı olabilir? Başka seçeneklerimiz var mı? Tüm bu soruları soruyor olabilirsiniz.

    COP28'e bu yıl yaklaşık 70 bin kişinin katılması bekleniyor.

    İklim zirvesinin gündemindeki konulardan bazıları şöyle:

    • Fosil yakıt kullanımının azaltılması ve sonlandırılması
    • Yenilenebilir enerji kaynaklarının üç katına çıkarılması, enerji verimliliğinin iki katına çıkarılması
    • Karbon tutma ve yakalama teknolojileri
    • Küresel durum değerlendirmesi
    • İklim finansmanı
    • Değişen iklime adaptasyon yöntemleri

    COP28 Başkanı Sultan Ahmet El Caber bu sabah yaptığı açılış konuşmasında ülkelerin sera gazı salımlarında daha derin kesintiler yapma sözü vermeleri ve yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına, enerji verimliliğini ise iki katına çıkarmak için birlikte çalışmaları gerektiğini söyledi.

    El Caber, en büyük petrol ve gaz şirketlerinden bazılarının 2030 yılına kadar metan emisyonlarını sıfıra indirmeyi taahhüt etmeye hazır olduklarını da belirtti. Metan gazı, karbondioksitin 28 katı ısıtma potansiyeline sahip olduğu için bu açıklaması oldukça önemli.

    Ancak gelişmekte olan ve iklim krizine karşı savunmasız ülkelere maddi yardım vaadi daha da çarpıcıydı. El Caber, BAE'nin bu ülkelerin "kalkınma ve iklim eylemi arasında seçim yapmak zorunda kalmamasını sağlamak için finansmanın kilidini açacağını" söyledi. Bunun için yüz milyarlarca dolar gerektiği belirtiliyor.

    2023 yılı, iklim krizinin üstesinden gelmeye çalışan çok sayıda kritik zirve ve konferansa sahne oldu. Önemli anlar arasında G7, G20, BM İklim Hedefi Zirvesi'nin yanı sıra son ABD-Çin toplantısı gibi önemli ikili görüşmeler de yer aldı.

    • COP28: Bugün başlayan iklim zirvesi neden önemli?
  20. COP28 Başkanı: Kutup yıldızımız olan 1,5 dereceyi asla gözden kaçırmayın

    COP28 Başkanı Sultan Ahmet El Caber az önce zirvenin açılış konuşmasını yaptı.

    "Bugünün nihayet gelmiş olmasından dolayı çok mutluyum" diyen El Caber şöyle devam etti:

    "Farklı geçmişlerden, farklı nesillerden geliyoruz ama hayati bir şeyi paylaşıyoruz. Hayatımızın bir noktasında hepimiz bir seçim yaptık. Büyük bir sorumluluğun yükünü taşımaya yardımcı olmak için bir seçim. Bugün hepimizin burada bulunmasının nedeni işte bu seçim."

    Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) devlet petrol şirketi ADNOC'un başkanı olması nedeniyle El Caber'e başkanlık rolünün verilmiş olması hazırlık sürecinde endişelere yol açtı.

    El Caber bugün yaptığı konuşmada, "Meslektaşlarım, petrol ve gaz şirketleriyle proaktif bir şekilde ilişki kurmak için cesur bir seçim yapan bir başkanlık olduğumuz gerçeğini tarihin yansıtmasına izin verin" ifadelerini kullandı.

    Birçok ulusal petrol şirketinin 2050 yılı için net sıfır hedeflerini benimsediğini kaydeden El Caber, "Ezber bozan bu yolculuğa katılmaya yönelik adım attıkları için minnettarım. Ancak bunun yeterli olmadığını söylemeliyim ve daha fazlasını yapabileceklerini biliyorum" diye konuştu.

    Bu süreçte zorlu tartışmalar yaşandığını da belirten El Caber, "Dünya bir dönüm noktasında" dedi.

    El Caber, "Kutup yıldızımız olan 1,5 dereceyi asla gözden kaçırmayın" diye sözlerine devam etti.

    Burada 2015 yılında imzalanan Paris iklim anlaşmasının temel vaatlerinden biri olan küresel sıcaklığın sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerine çıkmasına izin vermeme taahhüdüne atıfta bulunuyor.

    Uzmanlara göre bu hedef, küresel ortalama sıcaklıklar artmaya devam ettikçe ciddi bir tehdit altında.