Pele: Dünya Kupası'nı üç kez kazanan tek futbolcu olan 'Yeşil sahaların kralı'

Yayın tarihi

Fernando Duerte / BBC Dünya Servisi

Brezilyalı futbol efsanesi Pele, 82 yaşında hayatını kaybetti.

Pele'yi son olarak 2015 yılının Mart ayında Londra’nın merkezindeki bir Subway sandviç dükkanında gördüm. Sandviçinin içine koyduracağı malzemeleri seçmekte zorlanıyordu.

Hayır, Brezilyalı futbol efsanesi geçim sıkınıtısı çekmiyordu. ABD’li fast food şirketinin Brezilyalıların "Kral Pele" diye bildiği efsaneyle bir tanıtım etkinliğiydi. Pele, futbol kariyeri sonrası bunu birçok şirketle yapmıştı.

O zamana dek Pele’yle birkaç kez görüşmüştüm. Beni gazeteci yığınının arasında gördüğünde, yüzüne bir gülümseme yerleşecek ve beni yanına çağıracak kadar. Yüz yüze bir röportaj yapma fırsatı bulacak kadar şanslıydım ama benim Pele’yle o günden geriye kalan en mutlu anım, onun 74 yaşında hala sağlıklı ve formda görünmesiydi.

“Hastaneye yattığında herkesi korkuttun, Kral” dedim.

“Benim Tres Coracoes (Portekizce Üç Kalp) kasabasında doğduğumu unuttun mu yoksa? ‘Üç kalpli’ birini toprağın altına sokmak o kadar kolay değil” diye yanıt verdi gülerek.

'Avengerlar’dan biriyle tanışmak gibi '

Bir yıl önce, Zürih’teki FIFA ödülleri töreninde o kadar solgun görünüyordu ki, ben de diğer tüm Brezilyalı gazeteciler gibi, bizimle çok vakti kalmadığından endişelendim.

Pele’nin zaten uzun süredir böbrek sorunlarıyla mücadele ettiğini öğrendim. 1970’lerde, 21 yıllık kariyerinde rakiplerinin darbeleriyle hasar alan bir böbreğini kaybetmişti.

Yolumuz her kesiştiğinde, başıma ne geldiğini düşünürdüm. Avengerlardan birinin, sizi gördüğünde daima mutlu görünen bir tanesinin karşısında olmak gibiydi.

Birçok futbol tutkunu, özellikle de Brezilyalılar için Edson Arantes do Nascimento adıyla dünyaya gelen bir süper insandı Pele, topa ayağı değmiş en büyük futbolcuydu.

Bir zamanlar John Lennon’ın, üzerindeki etkisi nedeniyle rock and roll’a "Chuck Berry" denmesi gerektiğini söylemesi gibi, futbola da "Pele" denmeliydi.

Pele hala üç Dünya Kupası kazanan ilk oyuncu ve Brezilya formasıyla 1958'de kupayı kazandığında sadece 17 yaşındaydı.

12 yıl sonra, 1970'de Meksika’da kupayı öyle bir aldılar ki, o Brezilya Milli Takımı hala gelmiş geçmiş en iyi takım oylamalarını kazanıyor.

Pele’nin turnuvadaki performansına en büyük övgülerden birini, finalde onu tutmakla görevlendirilen İtalyan Tarcisio Burgnich’ten gelmişti:

“Maçtan önce kendi kendime ‘O da etten kemikten yapılmış bir insan, herkes gibi’ dedim. Ama yanıldım.”

Pele Brezilya'nın İtalya'yı 4-1 yendiği final maçında bir gol atıp, iki de asist yapmış, Brezilya ile üçüncü kez Dünya Kupasını almıştı. O gol, kariyeri boyunca attığı 1200’den fazla golden biriydi.

Ulusal hazine  

Pele’nin nüfuzu futbolun da ötesindeydi. ABD’li sanatçı Andy Warhol, şöhretin geçiciliği üzerine söylediği o meşhur sözünü Pele için değiştirmişti.

Warhol “Pele teorimle çelişen birkaç kişiden biriydi: 15 dakikalık şöhret yerine, 15 yüz yıllık şöhreti olacak” diye tahmin etmişti.

Pele ben 1973’te doğmadan önce Brezilya Milli Takımını bırakmıştı. Ancak Brezilya’da doğmuşsanız, sürekli onun yeteneklerini ve yaptıklarını duyarak büyürsünüz.

Ancak, Brezilya’nın dünyanın en başarılı futbol ülkesi olmasına yardımcı olmasının ötesinde, Pele bir siyah olarak daha önemli bir şey başardı: Bugünlere dek devam eden utanç verici kölelik ve ayrımcılık mirası olan bir ülkede, ulusal bir hazine oldu.

Pele en ünlü Brezilyalıydı ve hala öyle. Nereye gittiysem, New York’tan Sahra altı Afrika’ya, nereli olduğumu söyledikten sonra herkesin söylediği ilk isimdi.

Tabii ki Pele’yi eleştirenler de vardı. Brezilya’yı 1964-85 arasında demir yumrukla yöneten askeri rejime karşı çıkması gerektiğini söyleyenler vardı. Cunta liderleri Milli Takım’ın başarılarını kendilerine yontmaktan çekinmezlerdi.

Pele, baskıyı görmezden gelen tek futbolcu değildi ama hiç birinde ondaki karizma yoktu.

Pele, 2021 yapımı Netflix belgeselinde özür diler bir tonda askeri rejim sırasındaki insan hakları ihlalleri için “Futbolcular bir fark yaratamazdı” demiş ve eklemişti:

“İhlalleri bilmediğimi söylersem yalan söylemiş olurum. Ama ne olduğundan emin değildik.”

Pele, sonraki yıllarda 1974 Dünya Kupası’nda milli takıma geri dönmeyi reddetmesinin cuntaya karşı bir protesto olduğunu iddia etti.

Televizyon yorumculuğu, siyaset ve reklamlar

Pele, ne futbol oynarken ne de futbolu bıraktıktan sonra, Brezilya’daki ırkçılığa karşı mücadelede aktif bir şekilde yer almadı.

2014’te Brezilya Ligi’ndeki ırkçı bir olay sonrası, futbol oynarken forma giydiği her maçı terk edecek kadar çok ırkçı hakaretle karşılaştığını söyleyince, olayı normalleştirmeye çalışmakla suçlanmıştı.

Pele’nin kişisel yaşamı da tartışmalıydı. Oğlu Edson, uyuşturucu kaçakçılığına karışmaktan tutuklandı. 1960’lardaki bir ilişkisinden doğan kızı Sandra’yı kabul etmeyi reddetti.

Pele, Netflix belgeselinde “kaç çocuğu olduğunu bilmeyecek kadar çok ilişki yaşadığını” kabul etti.

ABD’nin ilk profesyonel futbol liginde bir süre oynadıktan sonra 1977’de kramponlarını tamamen astı.

Hiç teknik direktör olmadı ve futbolla ilgisi, televizyon yorumculuğuyla sınırlı kaldı. Los Angeles’taki Rose Bowl Stadyumu’nda Brezilya’nın 1994 Dünya Kupasını kazanmasının ardından basın tribününde, kulaklıklarıyla zıplaması hala gözlerimi yaşartır.

Pele, pembe dizilerde ve Zafere Kaçış gibi filmlerde oynadı. Hatta 1995-98 arasında Brezilya Spor Bakanıydı.

Bir sürü ulusal ve uluslararası şirketin reklamını yaptı. Hatta 2000’li yıllarda, iktidarsızlık haplarının reklamlarında oynadığında dalga bile geçildi.

Pele ulusal ve uluslararası medyanın manşet istediğinde gittiği biriydi. Kelimelerini pek ölçmezdi.

Brezilya’nın Dünya Kupası alan forveti Romario bir zamanlar “Pele ağzı kapalı olduğunda bir şair gibi”  demişti.

Bazen hiç tutmayan tahminler de yapardı.

1970’lerde 21. yüzyıldan önce bir Afrika takımının Dünya Kupasını kazanacağını söylemişti.

1994’te Dünya Kupası elemelerinde Arjantin’i deplasmanda 5-0 yenen Kolombiya’nın kupayı kazanacağını söylemişti. Kolombiya, Dünya Kupası finallerinde ABD’ye 2-1 yenilip ilk turda elendi.

Pele’nin “ölüm öpücüğü”, Brezilyalı gazeteciler arasında bir espriye dönüşmüştü.

'Oyundaki geçmişim, ne istersem söyleme hakkı veriyor’

Pele 2006’da Berlin’de bana “Bence oyundaki geçmişim bana istediğimi söyleme hakkı veriyor” demişti.

Aynı gün kendisini adil olmayan bir şekilde eleştirdiğini düşündüğü Diego Maradona da dahil herkese ağzına geleni söylemişti.

Müthiş bir haberdi ama hiç yayımlanamadı. Çünkü Kral net bir şekilde söylemişti:

“Bir arkadaş olarak oradaydım, gazeteci olarak değil."

Ben kimdim ki majestelerine karşı çıkabileyim? Ancak Brezilya 2006 Dünya Kupası'nda çeyrek finalde Fransa’ya elenince, Pele tek röportajını bana vermişti.

Lionel Messi sonrası birçok kişi, Pele’nin artık dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olmadığını söyledi. Ancak Brezilyalı efsane pek öyle düşünmüyordu.

“Ben kafa golleri, her iki ayakla goller atabiliyordum ama Messi sol ayağını çok daha fazla kullanıyor. Ayrıca 1000 gol atması lazım” demişti.

Keşke Pele’ye bir kez daha, Messi’nin hala üç dünya kupası olmadığını söyleyebilseydim.

Bu Kral’ı güldürürdü ve o kahkahayı çok özleyeceğim.