AP'de kabul edilen Türkiye raporunda 'Mavi Vatan' ve 12 mil vurgusu

    • Yazan, Güven Özalp
    • Bildirdiği yer, Brüksel
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 5 dk

Avrupa Parlamentosu'nun (AP), sert eleştiriler içeren Türkiye raporu, 17 Haziran Çarşamba günü yapılan oylamada 107'ye karşı 381 oyla kabul edildi.

Fransa'nın Strasbourg kentindeki parlamentoda yapılan oylamada çekimser kalmayı tercih eden parlamenterlerin sayısı ise 171 oldu.

Bağlayıcılığı olmayan belgenin son taslağına verilen 55 değişiklik önergesinden bazıları kabul edildi.

Dışişleri Bakanlığı raporun kabul edilmesinin ardından metnin "Türkiye karşıtı çevrelerin temelsiz iddialarına ve yanlış bilgilere dayandığını" söyledi.

Açıklamada raporun "bazı AP üyelerinin ideolojik ezberlerini yansıtacak şekilde kasıtlı bir siyasi gündem çerçevesinde hazırlandığı" yorumu yapıldı ve şu ifadeler kullanıldı:

"[Raporun] Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik öneminin giderek arttığı bir dönemde, mevcut olumlu gündemi gölgelemeyi amaçladığı açıktır.

"Terör örgütlerine ve Türkiye karşıtı çevrelere zemin sağlayan bu yaklaşım, AP'nin Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine yönelik stratejik bir vizyon ortaya koymaktan ne denli uzak olduğunu bir kez daha göstermektedir."

'Mavi Vatan' vurgusu

Değişiklik önergeleri sayesinde metne giren vurgular arasında Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki tezlerine destek veren ve Türkiye'nin ön planda tuttuğu "Mavi Vatan" doktrininin aleyhine olanlar dikkat çekiyor.

Raporda, iki ülkenin diyalog ve işbirliği çizgisinde ilerlemeleri teşvik edilirken şu ifadelere yer verildi:

"AP, Yunanistan'ın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 3. Maddesi uyarınca Ege Denizi'nde karasularını 12 deniz miline kadar genişletme konusundaki yasal hakkını kullanması halinde Türkiye'nin, Yunanistan'a karşı resmi savaş tehdidini (casus belli) sürdürmeye devam etmesinden derin endişe duyduğunu ifade eder."

AP, bunun, müttefikler ve iyi komşular arasında "akılalmaz bir durum" olduğunu vurguladı.

Raporda "Mavi Vatan" doktrinini yasalaştıracak tasarıyla ilgili AP'nin duyduğu endişe de değişiklik önergesiyle metne girdi.

Metinde "AP, Türkiye'nin, 'Mavi Vatan' doktrinini teşvik etmek de dahil olmak üzere, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi AB üye devletlerinin egemenliğini ve egemenlik haklarını ihlal etmeye devam etmesini kınamaktadır" ifadeleri kullanıldı.

Kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölgeleri sınırlandırma, bu bölgelerdeki doğal kaynakları arama ve işletme hakkı konularında Türkiye'nin üye ülkelerin egemenlik haklarına saygı göstermesi ve bunlara aykırı olacak yasa çıkarmaması talep edildi.

Mutlak butlan raporda

Taslak raporda yer almayan CHP'ye ilişkin mutlak butlan kararı konusu da buna ilişkin değişiklik önergesinin kabulüyle metne girdi.

Mutlak butlan konusunda raporda şu ifadelere yer verildi:

"AP, bu durumu muhalefete yönelik daha geniş çaplı bir baskı eğiliminin en son örneği olarak değerlendiriyor.

"Bu eğilim, gelecekteki seçimlerde potansiyel rakipleri ortadan kaldırmak amacıyla yargı sisteminin bir araç olarak kullanılması ve dolayısıyla Türkiye'yi tamamen otoriter bir sisteme daha da sıkı bir şekilde bağlamayı içeriyor."

Hızlı bir kurultay düzenlenmemesi halinde muhalefet partisinde iç kriz riskleri bulunduğu görüşünün savunulduğu belgede, "AP, CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ile parti yönetiminin siyasi kurgularla görevden alınmasını şiddetle kınamaktadır" denildi.

Gri pasaport vurgusu

Schengen vizesine ilişkin konular metinde geniş şekilde işlenirken Türkiye'ye vize muafiyeti için gerekli olan son altı kriteri yerine getirme çağrısı yapıldı.

Vize kolaylaştırma adımlarına destek veren ve üye ülkelere bu konuyla bağlantılı kaynak artırımı çağrısında bulunan AP'nin, bu yıl hizmet pasaportlarına atıf yapması dikkat çekti:

"AP, Türk hükümetinin, tüm nüfusa fayda sağlayabilecek bir çerçeve oluşturmak için gerekli adımları atmazken sayıları bilinmeyen hizmet pasaportlarını suistimal etmesinden üzüntü duymaktadır."

Yargıda çifte standart iddiası

Türkiye'deki yargı sistemi ve uygulamaları AP'nin her yıl sert şekilde eleştirdiği unsurlar arasında.

Bu durum bu yılki belgede de değişmedi.

AP, "Türkiye'de hukukun üstünlüğünün ciddi şekilde aşınmaya devam etmesi ve yargı bağımsızlığının bulunmaması konusunda derin endişelerini" dile getirdi.

Belgede, "AP, yargı sistemindeki tarafsızlık ve bağımsızlık eksikliğini ve çifte standartların yaygın olarak uygulanmasını esefle karşılamaktadır" denildi.

Rapora, "hükümet destekçilerine muhalefet üyeleriyle aynı şekilde davranılmadığı" notu düşüldü.

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındakiler de dahil olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını isteyen AP, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun dava sürecini eleştirdi ve tutukluluk halini bir kez daha kınadı.

Türkiye gerek AB Komsiyonu'nun gerekse AP'nin raporlarında yargı, temel haklar ve iç siyasi gelişmelerle ilgili olarak yapılan vurguları taraflı, önyargılı ve temelsiz iddialar olarak değerlendiriyor ve kategorik olarak reddediyor.

Dikkat çeken laiklik vurgusu

AP'nin beş yıl aradan sonra laiklikle ilgili bir vurgu yapması dikkat çekti:

"AP, Türk makamlarının, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'da güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden duyduğu endişenin giderek arttığını ifade eder."

Bu eğilimin, "mevzuatta, siyasi söylemde, eğitimde, kültürel yaşamda ve medyada gözlemlenebildiği ve bu durumun laikliğin, çoğulculuğun ve temel özgürlüklerin aşınmasına ilişkin ciddi endişeler uyandırdığı" belgeye yansıtılan vurgular arasında yer aldı.

AP, en son 19 Mayıs 2021'de kabul edilen Türkiye Raporu'nda laiklik vurgusu yapmıştı.

Bakan Gürlek'e yaptırım çağrısı metinde kaldı

Taslak belgede yer alan Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yaptırım çağrısının nihai metinde düşürülmesi için herhangi bir değişiklik önergesi verilmediğinden bu vurgu raporun son halinde de yer aldı.

Raporda, "demokratik gerileme göz önüne alınarak" insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi'nin işletilmesi talebi yer alıyor.

Belgede, "Bu yetkililer arasında, kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek gibi isimler yer almaktadır" ifadeleri kullanıldı.

AP'nin çağrısı ilgili kişilerin AB'deki varlıkların dondurulması odaklı.

AP ilk kez spesifik isim belirtse de kısıtlayıcı önlem çağrısı ilk değil.

Gürlek raporla ilgili sorulara metnin bağlayıcılığı olmadığını vurgulayarak yanıt vermiş ve "Biz görevimizi yaptık, yapmaya da devam ediyoruz" demişti.

Dışişleri Bakanlığı da 17 Haziran'da yayınladığı açıklamada "Bağımsız Türk yargısı tarafından yürütülmekte olan hukuki süreçlerin çarpıtılarak, Sayın Adalet Bakanımızın mesnetsiz ithamlarla hedef alınmasını kesin bir dille reddediyoruz" dedi.

'Siyasi irade yok' mesajı

Türkiye ile AB arasında 2005'te başlayan üyelik müzakereleri 2018'den bu yana fiilen donmuş durumda.

AP'ye göre mevcut durumda müzakerelere dönülmesi için hukukun üstünlüğünün ve demokratik süreçlerin korunması konusunda somut ilerleme kaydedilmesi gerekiyor.

Bu tür bir ilerleme sağlanmadığı takdirde katılım sürecinin yeniden başlatılamayacağının vurgulandığı belgede şu ifadelere yer verildi:

"AP, bu süregelen eylemsizliği, Türk hükümetinin reform ya da üyelik sürecini yeniden canlandırma konusunda gerçek bir siyasi iradeye sahip olmadığının açık bir göstergesi olarak değerlendiriyor."

Türkiye, AB'nin üyelik süreci konusunda ahde vefa ilkesine uygun hareket etmediğini savunuyor.

Ankara, Brüksel'in üyelik perspektifini güçlendiren bir yaklaşım içinde olmadığı görüşünde.

İlişkilerin, bazı üye ülkelerle yaşanan ikili sorunların rehini haline gelmesine izin verildiği de Türkiye'nin öne çıkan eleştirileri arasında yer alıyor.

Stratejik önem vurgusu

Belgede, özellikle değişen jeopolitik manzara ışığında, bölgesel güvenlik konularında AB-Türkiye işbirliğinin güçlendirilmesinin önemi vurgulandı.

AP, aynı zamanda bir NATO müttefiki olan Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik öneminin altını çizdi.

Uluslararası güvenlik ve AB'nin stratejik çıkarları açısından kritik öneme sahip alanlarda, ayrıca göç yönetimi, terörle mücadele ve enerji güvenliği gibi diğer ilgili işbirliği alanlarında Türkiye'nin giderek artan varlığı, etkisi, arabuluculuk ve kolaylaştırıcı rolü teyit edildi.

AP belgesinde, Türkiye ile güvenlik ve savunma alanlarında karşılıklı stratejik çıkarlara yarar sağlayan durumlarda pragmatik işbirliğinin güçlendirilebileceği mesajı verildi.

AP, Türk makamlarının devam eden makroekonomik istikrar ve reform programını ve enflasyonu düşürürken büyümeyi koruma taahhütlerini memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Türkiye'nin yaklaşık 2.7 milyon mülteciye ev sahipliği yapmasını takdir etmeyi sürdürdü.

Gümrük birliğinin güncellenmesine şartlı desteğini sürdüren AP, Kıbrıs sorunu konusunda iki devletli çözümden vazgeçilmesi talebini yineledi.