Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri bakanları Kahire'de biraraya geldi

    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 3 dk

Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri bakanları Kahire'de biraraya geldi. Toplantıda bölgesel gelişmelerin değerlendirilmesi ve ABD ile İran arasında varılan mutabakatın uygulanma sürecinin ele alınması bekleniyor.

21 Haziran'da yapılan toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar katıldı.

Dört ülke, son dönemde bölgedeki gerginliğin azaltılmasına yönelik diplomatik çabalarını yoğunlaştırmıştı.

Dört ülke arasındaki ilk toplantı, 20 Mart 2026'da Riyad'da düzenlenmiş, bunu aynı ayın sonlarında İslamabad'da yapılan ikinci toplantı izlemişti. Üçüncü toplantı ise 17 Nisan 2026'da Antalya'da gerçekleştirilmişti.

Bu toplantılar, çeşitli ülke basınlarında Endonezya'yı da içerebilecek bir Arap-İslam siyasi ve askeri ittifakın kurulabileceğine dair yorumlar eşliğinde yapılmıştı.

Kahire toplantısı, 17 Haziran'da ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmek amacıyla imzalanan Mutabakat Zaptı'ndan sonraki ilk toplantı.

Mısır'ın devlet tarafından işletilen ve İngilizce yayın yapan Ahram Online web sitesi, dört ülkeden oluşan bu mekanizmanın iki ana hedefi olduğunu belirtti: bölgesel gerginliğin daha da tırmanmasının önlenmesi ve savaş sonrası güvenlik düzenlemeleri.

Web sitesi, bu ülkelerin İsrail'in bölgede oynadığı rol konusunda da benzer görüşleri paylaştıklarını belirterek, "İsrail'in bölgesel askeri hegemonyası ve devam eden savaşları konusunda endişe duyduklarını ve bunları bölgesel istikrarsızlığın temel kaynağı olarak gördüklerini" kaydetti.

Fidan: 'Dışarıdan dayatılmadan, biz işbirliği içinde bir vizyon ortaya koyacağız'

Hakan Fidan toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, bölgenin kapasite sahibi dört ülkesinin, bölgedeki sorunları sahiplenmesi, siyasal, güvenlik ve ekonomi ile ilgili sorunlara çözüm arayışına girmesi ve bölgesel çabalar ortaya koyması uğraşı verdiğini söyledi.

Fidan, ABD-İran savaşını kastederek "Savaş sonrası düzen bölgede nasıl olacak?" sorusunun önem kazandığını belirtti ve "dışarıdan bir vizyon dayatılmadan, biz işbirliği içinde bir vizyon ortaya koyacağız" dedi.

İki ülke arasında İsviçre'de devam eden görüşmelere atfen, iki konunun önemli olduğunu söyledi:

"Tartışılan konular önemli, teknik detaylarını hemen çözmek mümkün olmayabilir, zaman zaman tıkanmalar görebiliriz, buna hazırlıklı olmak lazım. İkincisi her zaman köşede bekleyen, fırsatını bulur bulmaz konuları sabote etmeyi bekleyen bir İsrail var."

Fidan, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve ABD temsilcilerinin katılımıyla dün yaptıkları toplantıda da Libya konusunu görüştüklerini, ayrıca Akdeniz'e ilişkin diğer konuları da gündeme getirdiklerini belirtti.

Arap basını toplantı için ne yazmıştı?

Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hegazi, toplantı öncesinde Ahram Online'a yaptığı açıklamada, görüşmelerin "ABD ile İran arasındaki son askeri çatışmayı durduran ateşkesin ardından, bölgesel güvenlik konusunda kolektif yaklaşımlar geliştirilmesi ihtiyacının kilit bölgesel güçler arasında giderek daha fazla kabul gördüğünü" yansıttığını söyledi.

"Bölgenin önde gelen güçleri, Körfez güvenliği, Filistin sorunu ve devlet egemenliğine saygı konularında ortak bir anlayışa varmayı başarırsa, daha dengeli ve sürdürülebilir bir bölgesel düzenin temellerini atabilirler" diye ekledi.

BBC'nin medya izleme servisi BBC Monitoring'e göre toplantı, 19 ve 20 Haziran tarihlerinde Arap medyasında geniş yer buldu.

Middle East Online internet sitesi ana manşetinde "Mısır, bölgedeki barışı güçlendirmek için bölgesel bir girişime öncülük ediyor" diye yazdı.

Londra merkezli Suudi gazetesi Asharq al-Awsat, Kahire toplantısının "işbirliği ve ortaklığı güçlendirmeyi" amaçladığını belirtti.

Önde gelen Mısırlı gazeteci Emad el-Din Hussein, Katar'ın Al Jazeera internet sitesinde "Kahire'de Dörtlü, İsrail'de ise endişe" başlığını kullandı.

Hussein, "Karşımızda sadece bir danışma, işbirliği ve koordinasyon mekanizması mı var, yoksa bu mekanizma – özellikle güvenlik boyutunda – gerçek bir ittifaka dönüşebilir mi? Ve eğer böyle bir şey olursa, düşman kim olur?" sorusunu gündeme getirdi.

Hussein, bir Arap diplomatın, bunun "günden güne yavaş yavaş şekillenmekte olan bir platform veya mekanizma çerçevesinde" gerçekleştiğini söylediğini aktardı.

"İsrail'in bu işbirliği veya koordinasyona karşı temkinli olması doğaldır, özellikle de bu bir ittifak biçimini almaya başlarsa" diye ekledi.