Netflix'in The Crown dizisinin son sezonu neden beğenilmedi?

Yayın tarihi

Caryn James |BBC Culture

Peter Morgan'ın altı sezonluk The Crown dizisinin finali Netflix'te yayınlanırken, İngiliz Kraliyet Ailesini anlatan ve bir zamanlar büyük beğeniyle izlenen dizinin son sezonu neden yokuş aşağı inişe geçti?

Kraliçe 2. Elizabeth 70 yıl tahtta kaldıktan sonra 2022'de hayatını kaybetmişti. Dizinin son iki sezonunda 2. Elizabeth'in giderek azalan varlığı, "Dizide yanlış giden neydi?" sorusunu aslında yanıtlıyor.

Senarist Peter Morgan'ın Kraliçe'nin hayatını konu alan altı sezonluk kurgusu sona erdiğine göre, bütünlüklü bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde dizinin Kraliçe'ye ne kadar odaklanırsa o kadar iyi olduğunu gösterdiği söylenebilir.

Dizinin son iki sezonunun önceki görkemli günlerinden çok daha zayıf olduğu konusunda geniş bir mutabakat var. Bu son bölümlerde Kraliçe genellikle arka planda kalıyor, ya dönemin başbakanı Tony Blair'e kafa sallıyor ya da Prens Charles'a iç geçiriyor.

Yine de dizinin başarısı, Kraliçe'nin esrarengiz kamusal varlığının ardında nasıl biri olabileceğini gösterecek samimi duygusal ayrıntılara yer vermesinde yatıyordu. Süveyş Krizi'nden tutun da çok fazla içki içen kız kardeşiyle başa çıkmaya çalışmasına kadar siyasi ve ailevi entrikalar onun etrafında dönüyordu. Güçlü karakteri her zaman odak noktasıydı.

Kraliçe'nin gençliğini canlandıran Claire Foy umut doluydu ve unvanının hakkını verme konusunda güvenli bir oyunculuk sergiliyordu.

Olivia Colman, artık kendinden emin ama kişisel ve siyasi sıkıntılarla boğuşan, madencilerin grevine tepki veren ve Charles'ın uygunsuz bir kadına, Camilla Shand'a aşık olmasından endişe eden orta yaşlı Kraliçe rolünü sorunsuz bir şekilde devraldı.

Karakterleri psikolojik açıdan zekice spekülasyonlara dayanıyordu - şüpheleri ve karanlık anları olmalıydı - bu da onu bir figüran olmaktan uzaklaştırdı, daha fazla canlılık kattı.

Yaşlı Kraliçe rolündeki Imelda Staunton daha sakindi ve monarşinin geleceği hakkında özel olarak endişeliydi. Elizabeth bu dönem daha etkisiz görünüyorsa, bunun nedeni kısmen Staunton'a dizide çok az yer verilmiş olmasıdır.

Morgan’ın Diana’nın ölümüne verdiği yavaş tepkiyi anlatan çıkış filmi Kraliçe (2006) ve Kraliçe 2. Elizabeth’in İngiltere başbakanlarıyla haftalık özel görüşmelerini konu edinen Seyirci (The Audience-2013) oyunu, bilinen gerçekleri yakından takip etme ve gerideki boşlukları inandırıcı bir biçimde doldurmaktaki başarılı formülünü izliyor. Bu stratejiyi başarılı bir biçimde The Crown dizisine de taşıdı.

Ve dizide, Kraliçe 2. Elizabeth’i keskin çizilmiş karakterler ve performanslarla çevreledi. Bu rol için akla ilk gelen isimlerden biri olmasa da John Lithgow’ın, nazik ama düzenbaz ilk başbakanı Winston Churchill’i; ünlü aktris Gilian Anderson’ın köşeli Margaret Thatcher karakterini canlandırması bunlardan bazılarıydı.

Prenses Margaret, Vanessa Kirby’nin canlandırdığı güzel yabani çocuktan Helena Bonham-Carter ile zevk düşkünü jet sosyeteye ve Lesley Manville’in canlandırdığı sindirilmiş kız kardeşe dönüştü.

The Crown dizisinin tarihe ne kadar uygun olduğu konusunda sonu gelmeyen sızlanmanın çoğu aslında gerçeğe çok yakın olan dizideki detaylarla ilgiliydi. 1952 yılındaki Büyük Londra Sisini ele alan birinci sezonda Churchill’in ölen asistanı kurgu olabilir ama binlerce kişinin öldüğü unutulmuş vaka, dizinin ana akım kültüre kazandırdığı birçok olaydan biriydi.

Dizi bir aile melodramına sarılı bir tarih dersi olarak mükemmel iş çıkardı.

Ancak son iki sezon izleyicilere pek de ihtiyaç duymadıkları, bulvar gazetelerinin büyük sükse yaptığı Diana ve Dodi ile Charles ve Camilla ile Will ve Kate hikayelerini yeniden ısıtıp getiriyor.

DİKKAT: Bu yazı The Crown dizisiyle ilgili spoiler içerir

Sorun sadece hikayenin günümüze yaklaşması değil. Gerçi bu da bir sorun. Charles’ın Camilla'ya "tamponun olmak istiyorum" dediği telefon konuşmasının dökümlerini okuduktan sonra insanların aklında dolduracak çok daha az boşluk kalıyor.

Bundan daha da büyük bir sorun, var olan spekülasyonların daha zoraki bir hale gelmesi ve eskisi kadar keskin olmaması. Bazı durumlarda bu spekülasyonlar tamamen raydan çıkıyor. Örneğin yazar Morgan'ın tahttan çekilme takıntısı gibi. Geçen sezon, tamamen kurgu olan ve Charles'ın Kraliçe'yi yerinden etmek için Başbakan John Major’dan yardım istediği sahnesi tepkilere neden olmuştu.

Dizinin oldukça hantal final bölümünde bunun bir varyasyonu daha bulunuyor. Morgan'ın, dizideki hikayenin kronolojisinin 2005'te sona ermesine rağmen Elizabeth'in ölümünü öngörmeye çalıştığı açık.

Çok fazla unsuru bir araya getiren bu son bölümde Kraliçe ve Prens Philip kendi cenazelerini planlıyor. Prens Philip'in cenaze arabası olarak seçtiği yeşil Land Rover gösteriliyor. Ayrıca Charles ve Camilla’nın düğün gününde Kraliçe’nin tahttan çekilmeye karar verdiğini duyurmaya çok yakın olduğu öne sürülüyor.

Dizinin son karesi ise istemeden de olsa Kraliçe’nin ölümünden sonra Paddington ayısıyla yürüyerek uzaklaştığını gösteren ve viral olan bir çizimi akıllara getirebilir. Bu gülünç bağlantı, dizinin inandırıcı derecede gerçek kahramanını kaybederek muhteşem başlangıcından ne kadar uzaklaştığını gösteriyor.