Quincy Jones: Pop müziğe damgasını vuran efsane caz müzisyeni

Yayın tarihi
Okuma süresi 5 dk

Sadece “Q” olarak tanınan Quincy Jones, Count Basie’den Frank Sinatra’ya farklı sanatçılarla yaptığı çalışmalarla Amerikan müziğine büyük etkide bulundu ve Michael Jackson ile işbirliği pop müziği yeniden şekillendirdi.

Jones 3 Kasım Pazar günü, 91 yaşında hayatını kaybetti.

65 yıldan uzun süren müzik kariyerinde çok farklı alanlarda çalıştı. Trompetçilik, grup liderliği, aranjörlük, bestecilik, prodüktörlük yaptı ve 28 Grammy Ödülü aldı.

Stüdyoda bir işkolikti ve hassas egoları yönetmekte uzmandı. Miles Davis gibi Caz devlerinin kayıtlarını yeniden şekillendirdi, Sinatra’ya prodüktörlük yaptı. Aynı zamanda 1985’te Etiyopya’daki açlıkla mücadeleye yardım için çıkartılan We Are the World şarkısını birlikte söyleyen çok sayıda yıldızı bir araya getirdi.

Jones aynı zamanda çok sayıda film müziğine de imza attı ve Colour Purple filminin ortak yapımcısı oldu. Ayrıca, Will Smith’in kariyerini başlatan 1990’lı yılların televizyon dizisi The Fresh Prince of Bel-Air'in yapımcılarındandı.

Jones’un arkadaş çevresi de 20’ci yüzyılın en çok tanınan isimlerinden oluşuyordu. Pablo Picasso’yla yemek yedi, Nelson Mandela’yla 90’ıncı doğum gününü kutladı ve bir dönem depresyondan çıkmaya çalışırken, Marlon Brando’nun Güney Pasifik’teki adasında inzivaya çekildi.

Yaptığı her şeye kendi havasını katıyordu ve U2’nun solisti Bono bir zamanlar Jones için “tanıştığım en havalı insan” demişti.

Jones’un en çok ses getiren başarıları Michael Jackson ile yaptıkları işbirliğinden doğdu. Tarihe geçen ve Amerikan pop müziğini değiştiren üç albüme birlikte imza attılar: 1979’da Off the Wall, 1982’de Thriller ve 1987’deki Bad.

Thriller albümü 70 milyondan fazla satarken, albümdeki dokuz şarkıdan altısı ilk 10’a girdi.

Tam adıyla Quincy Delight Jones Jr. 14 Mart 1933’te Chicago kentinde doğdu.

Küçükken, büyüdüğü zorlu mahallede gördüğü gangsterler gibi olmak istiyordu. 7 yaşındayken annesi akıl hastanesine yatırıldı. Marangozluk yapan babası yeniden evlendi ve ailesini Washington eyaletindeki Bremerton’a taşıdı. Quincy Jones, burada ufak tefek suçlar işlemeye başlayacaktı.

Jones, yaşadıkları sosyal konut sitesinde yer alan toplum merkezine arkadaşlarıyla birlikte gizlice girdiklerinde bir piyano bulduklarını ve müziğe ilgisinin böyle başladığını anlatmıştı.

Okuldaki grubunda farklı enstrümanları denedi ve 13 yaşındayken trompete karar verdi.

Gece kulüplerinde Caz, pop müzik ve R&B çaldı. 14 yaşındayken Seattle’da, o zaman 16 yaşında olan Ray Charles ile tanıştı. Charles henüz meşhur değildi ve Jones’a aranjörlük ve besteciliği öğretti.

Count Basie ve trompetçi Clark Terry de genç Jones’a yardımcı oldu ve Boston’daki Berkle Müzik Okulu için burs kazandı. Fakat, 1950’li yılların başında, genç bir trompetçi olarak Lionel Hampton’ın grubuyla birlikte turneye çıkabilmek için bursu geri çevirdi.

Jones otobiyografisinde “Müzik, kontrol edebildiğim tek şeydi. Bana özgürlük veren tek dünyaydı. Yanıtları aramama gerek yoktu. Yanıtlar, trompetimin sesi ve karaladığım melodilerin uzağında değildi. Müzik beni tam, güçlü, popüler, kendine yeten ve havalı biri yaptı” diye yazmıştı.

1950’lerin sonunda, bebop cazın öncüsü Dizzy Gillespie’nin kurduğu bir grupla birlikte ABD hükümetinin fonladığı dünya turnelerine çıktı.

Jones daha sonra Avrupa’da kendi grubuyla dolaştı. 1960’ların başında iyice borca girmişti ve New York’taki Mercury Records’da işe başladı. Beyazların sahip olduğu bir şirketin ilk siyah yöneticilerinden biri oldu.

Jones burada Caz türünün dışına çıktı ve ilk hiti It’s My Party şarkısını çıkardı. Lesley Gore’un seslendirdiği şarkı, 1964’te ABD pop listesinin zirvesine çıktı.

Cazcılar, pop müzik yaptığı için Jones’u “satıcılıkla” suçladı. Quincy Jones daha sonra Rolling Stone dergisine şöyle demişti:

“Stravinsky de Miles Davis de olsa her sanatçının motivasyonu istedikleri müziği yapmak ve yine de herkesin satın almasıdır.”

Jones, Mercury Records’da ilk film müziğini Sidney Lumet’in The Pawnbroker filmine yaptı. Daha sonra 40’tan fazla filmin müziklerine imza attı.

Jones’un birlikte çalıştığı isimler genelde caz veya R&B dünyasının en büyük isimleriydi; Basie, Gillespie, Tommy Dorsey, Dinah Washington, Nat King Cole, Sarah Vaughan, Aretha Franklin.

Ama Quincy Jones farklı müzik türlerinde de prodüktörlük yaptı. Paul Simon, Amy Winehouse, Barbra Streisand ve Donna Summer gibi ünlülerle çalıştı.

Frank Sinatra’nın ünlü şarkısı Fly Me to the Moonun (Beni Ay’a Uçur) aranjörlüğünü yaptı. Astronot Buzz Aldrin 1969’daki ay seyahatinde iniş sırasında şarkıyı çaldı.

Yıllar sonra Jones GQ dergisine, “Sinatra beni aradı, küçük çocuk gibiydi. ‘Ay’daki ilk müzik bizimki, adamım’ dedi” diye konuştu.

Kendi kayıtları cazdan soul müziğe, Afrika’dan Brezilya’ya farklı türlerdeydi. 1991’de Back on the Block albümü Yılın Albümü, Rap, R&B, caz füzyon ve enstrümantal kategorilerinde Grammy Ödülü aldı.

Jones’un Michael Jackson ile yaptığı işler tarihe geçse de, Jackson’un albüm şirketi Jones’u başta fazla cazcı bulmuştu.

Michael Jackson’un kardeşleriyle kurduğu Jackson 5 grubundan ayrılmasından sonra 1979’da Off the Wall albümüyle başladılar. Albümdeki dört şarkı ilk 10’a girdi.

1982’de yaptıkları Thriller albümü 1980’lerin kültürel dönüm noktalarından biri oldu. Jones ve Jackson, hayran kitlelerini genişletmek için müziklerine rock ögeleri de kattı ve Michael Jackson’ın en gözde şarkılarından birine dönüşen Beat It'te gitarist Eddie Van Helen’in solosu öne çıktı.

Jackson’ın danslarıyla süslü video klipler de tam MTV’nin popüler olmaya başladığı yıllarda, Jackson’ı dünyanın en büyük yıldızlarından biri haline getirdi.

Beat It, Billie Jean ve albüme adını veren “Thriller” şarkılarıyla tüm zamanların en çok satan albümü oldu. Albümle Jones üç, Jackson da yedi Grammy Ödülü aldı.

1987’de aralarında Smooth Criminal ve Man in the Mirror'ın da bulunduğu beş liste başı şarkı çıkartan Bad albümü piyasaya sürüldü.

1985’te Jones, Jackson and ünlü şarkıcı Lionel Richie, Etiyopya’daki açlıkla mücadeleye destek için çıkartılan We Are The World şarkısını organize etti.

Dev yıldızlar korosunda Ray Charles, Bob Dylan, Diana Ross, Bruce Springsteen ve Smokey Robinson gibi isimler yer aldı. Jones, kaydın yapıldığı stüdyoya “Egonuzu kapının dışında bırakın” yazmıştı.

Jackson 2009’da öldü ve Quincy Jones daha sonra ünlü yıldızın mirasçılarına “telif haklarında aldatıldığını ve parasının alındığını” öne sürerek dava açtı. Temmuz 2017’de Los Angeles’ta görülen davada 9,4 milyon dolar almasına hükmedildi.

Jones kendi kayıt şirketi Qwest’i ve ve hip hop dünyasına özgü Vibe dergisini kurdu. Çok sayıda vakıfta ve insani projede rol aldı.

Jones, 2018’de 84 yaşındayken GQ dergisine “Hayatımda hiç bu kadar yoğun olmamıştım” demişti.

Jones üç kere evlendi. İlk eşi, lise aşkı Jeri Caldwell oldu ve bir kız çocukları dünyaya geldi. İkinci eşi İsveçli manken Ulla Anderson ile iki çocuğu daha oldu. Bu çocuklardan Quincy III hip hop yapımcısı oldu.

Üçüncü eşi, aktris Peggy Lipton ile evliliğinden de iki kızı dünyaya geldi. Bunlardan biri aktris Rashida Jones. Jones’ın evlilik dışı iki çocuğu daha var ve bunlardan biri de aktris Nastassja Kinski'yle olan beraberliğinden.