DEVA lideri Babacan: Geniş ittifak için partilerle görüşüyoruz

    • Yazan, Ayşe Sayın
    • Bildirdiği yer, Ankara
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 5 dk

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek ve Saadet partileriyle oluşturdukları Yeni Yol Grubu'nu seçimlere dönük daha geniş bir siyasi ittifaka dönüştürmek amacıyla Yeniden Refah Partisi başta olmak üzere farklı siyasi partilerle görüşmeler yürüttüklerini açıkladı.

Görüşmelerin zarar görmemesi için hangi partilerle temas kurduklarını açıklamayan Babacan, hedeflerinin yalnızca AKP'den kopan muhafazakâr seçmen değil, merkez sağda yeni adres arayan kesimler ile umudunu yitiren gençler olduğunu söyledi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bir grup gazeteciyle sohbet toplantısında bir araya geldi, siyasi gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

'Yeni Yol seçim ittifakının altyapısı'

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında "geniş kapsamlı bir ittifak" üzerinde çalıştıklarını açıklamıştı.

Ali Babacan da gazetecilerin sorusu üzerine bu konuda farklı siyasi partilerle görüşmeler yaptıklarını söyledi.

12 Ekim 2024'te gerçekleştirilen DEVA Partisi kongresinde "Türkiye'nin yeni bir alternatife ihtiyacı olduğu" tespitini yaptıklarını anımsatan Babacan, bu doğrultuda Ocak 2025'te kurulan Yeni Yol Grubu'nun daha geniş bir siyasi birlikteliğin ilk adımı olduğunu söyledi.

Farklı siyasi partilerle temas halinde olduklarını belirten Babacan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Yeniden Refah Partisi ile zaten bir diyaloğumuz vardı. Onlar da açık şekilde ittifakın gerekli olduğunu söylüyor. Biz de 'neden olmasın' diyoruz.

"Başka partilerle de görüşmeler yapıyoruz. Ama karşı tarafla mutabakat oluşmadan isim vermek doğru değil. Son aylarda bunun örneklerini gördük: Erken yapılan açıklamalar süreci zora sokabiliyor.

"Ama buna Türkiye'nin şiddetle ihtiyaç duyduğunu görüyoruz. Bizim 2023'te bir Altılı Masa deneyimimiz oldu. Oradan olumlu, olumsuz tecrübeler edindik. O tecrübeler dışında artık gerçekten yeni bir alternatif inşasının çok kritik olduğunu düşünüyoruz."

Babacan, seçim iş birliğinin yalnızca ittifaktan ibaret olmadığını belirterek, "İttifak en basit iş birliği modeli. Ortak liste, ortak aday gibi daha ileri modeller de var. Ancak bunlar bugünün konusu değil. Önce hangi siyasi partilerle birlikte hareket edileceğinin netleşmesi gerekiyor" görüşünü dile getirdi.

'Hedef AKP'den kopan seçmen'

Babacan, oluşturmayı hedefledikleri siyasi alternatifin üç temel seçmen grubuna hitap ettiğini söyledi.

İlk grubun geçmişte Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP) oy vermiş ancak bugün yeni bir adres arayan seçmen olduğunu belirten Babacan, merkez sağda oluşan boşluğa da talip olduklarını ifade etti.

Babacan, "Rahmetli Özal'ı hayırla yad eden, Menderes'le hâlâ gönül bağı kuvvetli olan bir kesim var. Onlar da bir arayış içerisinde. Biz o arayışın da cevabı olabiliriz diye düşünüyoruz" dedi.

Babacan, üçüncü hedef kitlenin ise umutsuzluğa sürüklenen gençler olduğunu söyledi.

'DEVA'nın adayı benim'

Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına ilişkin ise Babacan, "DEVA Partisi'nin doğal adayı benim" dedi.

Ancak önceliklerinin aday belirlemek değil, muhalefette ittifak zeminini genişletmek olduğunu belirten Babacan, ortak aday ve diğer seçim modellerinin seçim takvimi yaklaştığında müzakere edileceğini ifade etti.

'CHP önce kendi içinde ittifak kurmalı'

CHP'deki gelişmeleri de değerlendiren Babacan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'le de eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'yla da herhangi bir temaslarının olmadığını, Özel'i sadece amcasının vefatı nedeniyle taziye için aradığını söyledi.

CHP ile olası seçim iş birliğiyle ilgili soru üzerine de Babacan, öncelikle bu partinin kendi iç sorunlarını çözmesi gerektiğini vurguladı.

"Şu anda CHP'nin birinci önceliği kendi içinde bir ittifak oluşturabilmek" diyen Babacan, mutlak butlan tartışmaları ve parti içindeki gerilimlerin muhalefetin geleceğini belirleyeceğini ifade etti.

CHP içindeki tartışmaları Rusya-Ukrayna savaşına benzeten Babacan, "Birbirlerini öğütüyorlar. Biz kongremizde açıkladığımız alternatif siyasi yolu inşa etmekle meşgulüz. Başka partilerde ne olacağını öngörmek zor. Türkiye'nin çıkışını bugün itibarıyla kendi oluşturduğumuz alternatifte görüyoruz" dedi.

'Terörsüz Türkiye yasası çıkarılmalı'

PKK'nın silah bırakma sürecine ilişkin hazırlanması beklenen yasal düzenlemeyi de değerlendiren Babacan, teklifin Temmuz'da Meclis'e gelmesini beklediğini söyledi.

Sorunun çözümü için PKK mensuplarının hukuki durumuna ilişkin düzenlemenin bir an önce yapılması gerektiğini vurgulayan Babacan, dünyada da benzer süreçlerin izlendiğine işaret etti:

"Bir yandan 'örgüt bitiyor' diyorsunuz ama diğer taraftan örgüt elemanlarının ne olacağına ilişkin bir çerçeve sunmuyorsunuz. Bu iş böyle tamamlanmaz.

"Dünyada bu süreci başarıyla tamamlayan ülkeler, örgüt üyelerine ilişkin çıkış senaryosunu da hazırladı."

Babacan'a göre bu düzenlemenin ardından temel hak ve özgürlükler alanında yeni adımların gündeme gelmesi gerekiyor.

'Anayasa teklifini görmeden konuşmayız'

Anayasa değişikliği tartışmalarına da değinen Babacan, bu konunun kamuoyunda doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığıyla ilişkilendirildiğini belirterek, teklifin içeriğine bakmadan tavır almayacaklarını söyledi.

"Anayasa deyince hemen Erdoğan'ın yeniden adaylığı akla geliyor, insanlar tedirgin oluyor" diyen Babacan, Kürt sorunu bağlamında temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasa değişiklikleri getirilmesi hâlinde bunu değerlendireceklerini ifade etti.

Anayasa değişikliklerinde her maddenin ayrı ayrı oylanacağını hatırlatan Babacan, "İçinde demokrasiye açıkça zarar verecek maddeler olursa elbette karşı çıkarız. Ama teklifi görmeden peşin hüküm vermeyiz" dedi.

'Türkiye Abdullah Gül'ün birikiminden yararlanmalı'

Ali Babacan, son dönemde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'ın da aralarında olduğu siyasetçilerin D-8 toplantısında yan yana görüntülenmesinin ardından yapılan siyasi yorumlara mesafeli yaklaştı ve fotoğrafa gereğinden fazla anlam yüklendiğini söyledi. Gül'ün geçen yıl da toplantıya katıldığını anımsattı.

Gül'ün kısa süre başbakanlık, uzun yıllar dışişleri bakanlığı ve cumhurbaşkanlığı yaptığını hatırlatan Babacan, "Ülkenin en parlak dönemlerinde o başarıya büyük katkısı olan önemli bir siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye mutlaka Abdullah Gül'ün birikiminden ve tecrübesinden bir şekilde istifade etmeli" dedi.

Gül'ün cumhurbaşkanlığından sonra aktif parti siyasetini bıraktığını da vurgulayan Babacan, bundan sonraki siyasi planlarına ilişkin değerlendirme yapmaktan kaçındı ve bu konudaki soruların Gül'e yöneltilmesi gerektiğini söyledi.

'Erken seçimin iki temel kriteri var'

Babacan erken seçim ve baskın seçim senaryolarına ilişkin soru üzerine erken seçim tartışmalarını belirleyecek iki temel unsur bulunduğunu söyledi.

Bunlardan ilkinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığı için gerekli olan Meclis'teki 360 oyu bulabilmesi olduğunu belirten Babacan, ikinci kriterin ise yüzde 50 artı 1'i alabileceğine ilişkin siyasi kanaatin oluşması olduğunu ifade etti.

Erdoğan için "360'ı bulmadan aday olmaz" diyen Babacan, şöyle konuştu:

"Bir de ne kadar süreyi feda edeceğine bakacak. Bu sonbaharda seçim yaparsa yaklaşık bir buçuk yılını yakacak ama karşılığında yeniden beş yıllık görev süresi elde edecek.

"Ayrıca yüzde 50 artı 1'i görebilmesi gerekiyor. Bütün şartlara birlikte bakacaktır."

Babacan, kulislerde en çok konuşulan tarihin Kasım 2027 olduğunu belirterek, bunun da Erdoğan'ın görev süresinden yaklaşık altı aylık bir feragat anlamına geleceğini ve bunu göze alabileceğini vurguladı.

'Ekonomide kalıcı düzelme mümkün görünmüyor'

Seçim öncesinde ekonomide geçici iyileştirmeler yapılabileceğini ancak bunun sürdürülebilir olmayacağını savunan Babacan, "Kalıcı düzelme mümkün görünmüyor. Hukukun üstünlüğü sağlanmadan, yatırım iklimi düzelmeden ekonomi kalıcı biçimde toparlanamaz" değerlendirmesinde bulundu.