Kaos GL'ye yönelik 'müstehcenlik' soruşturmasında yöneticiler gözaltına alındı

Kaynak, Getty Images
- Yazan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Londra
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 3 dk
Kaos GL Derneği yönetim ve denetim kurulu üyeleri, evlerine yapılan baskınlarda gözaltına alındı ve dernek ofisinde arama yapıldı.
Türkiye'nin ilk resmi LGBTİ+ derneği olan kuruma yönelik bu operasyonun; "müstehcenlik" ve "Dernekler Kanunu'na muhalefet" soruşturması kapsamında, derneğin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarındaki içerikler nedeniyle düzenlendiği açıklandı.
Kurum, 10'dan fazla LGBTİ+ aktivistinin de evlerine yapılan baskınlarda gözaltına alındığını yazdı.
Ajansların aktardığına göre soruşturma kapsamında 26 kişi hakkında arama, el koyma ve dijital materyallerin incelenmesine yönelik adli karar verilirken 21 kişi gözaltına alındı.
Kaos GL haberine göre soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosu tarafından Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 226'ncı maddesinde düzenlenen "müstehcenlik" suçu kapsamında başlatıldı.
Bu kapsamda Kaos GL Derneği'nin internet sitesi ile sosyal medya hesaplarında yayımlanan içerikler "müstehcenlik" suçlamasına gerekçe gösterildi.
Bu içeriklerin çocuklar tarafından görülebilecek şekilde yayımlandığı öne sürülürken dernek, suçlamaya konu edilen içeriklerin neler olduğunun belirtilmediğini söyledi.
Ayrıca paylaşımların "dernek çatısı altında oluşturulmuş bir sivil toplum kuruluşu faaliyetleri üzerinden derneğin kurumsal internet sayfaları ve sosyal medya hesapları kullanılarak" yapıldığı öne sürülerek Dernekler Kanunu'na muhalefet kapsamında da değerlendirme yapılması istendi.
Kaos GL, soruşturmaya ilişkin delil, fotoğraf ve basılı materyaller bulunması halinde bunlara el konulmasına izin verildiğini de duyurdu.
"Hakimlik ayrıca 'şüphelilere' ait masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler, taşınabilir bellekler, CD ve DVD'ler ile diğer dijital materyaller üzerinde inceleme yapılmasına karar verdi" denildi.
Öte yandan Kaos GL, Beyoğlu ve Şişli'de çok sayıda mekana da eş zamanlı operasyon düzenlediğini ve 12 Eylül'de LGBTİ+ dernek ve aktivistlerine ait onlarca internet sitesi ve sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini belirtti.
İfade Özgürlüğü Derneği Kaos GL, Lambdaistanbul, HEVİ LGBTİ+, Pembe Hayat, Genç LGBTİ+, Kırmızı Şemsiye, ÜniKuir, Mersin 7 Renk ve Muamma LGBTİ+ derneklerinin web siteleri ile Velvele'nin web sitesi ve çok sayıda LGBTİ+ örgütünün sosyal medya hesabının, İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği ile Mersin 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla erişime engellendiğini duyurdu.
Bakan Gürlek 'Ailem Güvende' operasyonlarını duyurdu
Adalet Bakanı Akın Gürlek de 13 Eylül'de yaptığı açıklamada; İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin merkezli olmak üzere toplam 15 ilde LGBTİ+ dernekleri ile mekanlarının da hedef alındığı operasyonlar düzenlendiğini açıkladı.
Gürlek, "'Ailem Güvende' operasyonlarında, 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemler gerçekleştirilmektedir" dedi ve şunları ekledi:
"Soruşturmaların mali boyutunda ise LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden derneklere ilişkin; MASAK incelemelerinde bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edilmiştir".
Siyasilerden tepki geldi
Operasyonlara siyasilerden ve insan hakları derneklerinden tepkiler geldi.
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, "Bu memleketin her bir yurttaşı, herkesi bağlayan bir hukuk ve karşılıklı saygı çerçevesinde eşit yaşam hakkına sahiptir" dedi.
Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şunları ekledi: "LGBTİ+ yurttaşlarımıza, onların derneklerine, demokratik kitle örgütlerine dönük saldırıları kabul etmiyoruz. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır, çünkü varolmak suç değildir".
EMEP Milletvekili Sevda Karaca, "Kendi yarattıkları yoksulluğun, şiddetin ve çürümenin üzerini LGBTİ'leri düşmanlaştırarak örtemezler. LGBTİ'lerin yaşam ve örgütlenme hakkını savunmak, bu ülkede herkesin haklarını ve özgürlüğünü savunmaktır" dedi.
"Nefret siyasetine, baskıya ve örgütlenme hakkının gaspına karşı; yaşam hakkını, eşitliği, anayasal özgürlükleri ve örgütlenme hakkını yan yana, bir arada, korkmadan savunmaya devam edeceğiz" sözlerini ekledi ve gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısında bulundu.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, "Aileniz sizin olsun. Kimin nasıl yaşayacağına, kimin kiminle yan yana duracağına, kimin örgütleneceğine sizin düşmanca ahlak anlayışınız karar vermeyecek" dedi.
Yeni Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, "Etki ajanlığı yasası geçmedi, eşcinselliğe özendirme yasası geçmedi. Ama şimdi olmayan bir yasa uygulanıyor. Konu sadece ilgili derneklerin değil, tüm milletvekillerinin ve TBMM'nin sorunudur" dedi.
TİP LGBTİ+ Bürosu, "İktidarın bir gecede LGBTI+ hak savunuculuğunu suç kategorisine sokma çabalarını ve bu keyfi kararları reddediyoruz" şeklinde açıklama yaparken "Yasal haklarımızı, örgütlenme özgürlüğümüzü ve yan yana durma irademizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz" ifadelerine de yer verildi.
Çağdaş Hukukçular Derneği stanbul Şubesi'nden yapılan açıklamada, "Nefreti körükleyen, ahlakçı, aileci politikalarla örgütlenme özgürlüğünü gasp eden saldırıların karşısında, LGBTİ+'ların yanındayız" denildi.
İnsan Hakları Derneği gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep ederken "Bu derneklerin hedef alınması, insanları test ve tedaviden uzaklaştırır, kamu sağlığını tehdit eder ve HIV ile yaşayanların son derece hassas kişisel verilerini devlet müdahalesine açık hâle getirir" denildi.
Yapılan açıklamada "12 Eylül'ün dernekleri kapatan, yayınları yasaklayan ve farklı olanı düşmanlaştıran devlet aklı bugün 'Ailem Güvende' adıyla sürdürülmektedir. Adalet Bakanı'nın devam eden soruşturmalar hakkında peşinen suçluluk ilan eden ve nefret söylemi üreten açıklamaları kabul edilemez" ifadeleri yer aldı.
DİSK Basın-İş, "Demokratik bir toplumda hiçbir kimlik, hiçbir hak savunucusu ve hiçbir yayın organı, düşüncesi veya kimliği nedeniyle erişim engeliyle, gözaltı ve tutuklama ile cezalandırılamaz" şeklinde bir açıklama yayımlarken demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek örgütlerini ve hak savunucularını ortak mücadeleye davet etti.
İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı tarafından yapılan ortak açıklamada da "İnsan haklarını ve LGBTİ+ haklarını savunmak suç değildir. Birlikte hak mücadelesi yürüttüğümüz arkadaşlarımız derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalı, LGBTİ+'ların varoluşlarını, örgütlenme özgürlüklerini ve hak savunuculuğu faaliyetlerini engellemeye yönelik tüm baskı, hedef gösterme ve müdahalelere derhal son verilmelidir" denildi.








