Hayallerimiz, öfkelerimiz ve Kadir İnanır

Kırmızı bir arka plan kolajda objektife bakan siyah beyaz Kadir İnanır fotoğrafı
    • Yazan, Elif Key
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 7 dk

Herkesin gördüğü Kadir İnanır rüyası başkaydı.

Kimi onu yoksulluktan sevdaya uzanan o eski Yeşilçam dünyasında görüyordu.

Ağasına baş kaldıran, toprağından koparılan, sevdiğine kavuşamadan savrulan bir adam, onurlu, yüzü sert, kalbi kırık bir aşıktı.

Bu hikayede kendini bulan milyonlar vardı. Türkiye'nin ağır abisiydi. Gururundan vazgeçmeyen, masaya yumruğunu vuran, haksızlığa boyun eğmeyendi.

Bir bakışıyla kavgayı başlatacak, bir bakışıyla aşk ilan edecekmiş gibi duran adamlardandı. "Kadirizm" yakasına iliştiğinden beri çatık kaşlı birine dönüşmüş, insanı başka dünyalara götüren gülüşü azalmıştı.

Romantik jönün yerini yavaş yavaş memleket meselelerine karışan Kadir İnanır alıyordu, bazı zamanlar rüzgar ekip fırtına biçiyordu.

"7 Adım Sonra" filminde Kadir İnanır, Özcan Tekgül ile aynı sahneyi paylaştı

Kaynak, Instagram @kadirinanir

Fotoğraf altı yazısı, "7 Adım Sonra" filminde Kadir İnanır, Özcan Tekgül ile aynı sahneyi paylaştı. Bu onun kariyerindeki ilk sinema filmiydi

Herkesin onu sevmesi için de küsmesi için de sebepleri vardı. Çünkü yalnızca filmlerde yaşamıyordu.

Memleket meselelerine karışıyor, siyaset konuşuyor, iktidarla da muhalefetle de aynı anda ters düşüyordu.

Her şey Karadeniz'in Fatsa ilçesinde başladı.

On çocuklu bir ailenin en küçüğüydü. Çocukluğunu Fatsa'daki sinemalarda geçirse de oyunculuk aklının köşesinden bile geçmiyordu.

Dönemin efsane okulu Haydarpaşa Lisesi'nde yatılı okurken, bir yandan sınavlara hazırlanıyor, bir yandan geceleri okuldan kaçıp Beyoğlu'na gidiyorlardı.

Yanında liseden arkadaşları Mehmet Ağar ve Mehmet Ali Yılmaz vardı.

Ya doktor ya mühendis olacağını düşünürken bir arkadaşının kendisinden habersiz Saklambaç Gazetesi'nin düzenlediği Fotoroman Kralı yarışmasına fotoğrafını göndermesiyle hayatı değişti.

Yarışmada birinci gelmiş, fotoroman oyunculuğuna başlamıştı. Ardından sinema geldi.

Sene 1968. İlk filmi 'Yedi Adım Sonra'ydı. Türk sinemasında o yıllarda sıranı beklemen gerekiyordu.

Yıllar sonra o günleri özetlerken, "Türk sinemasında 15 star vardı. Ben o 15 starın 12 tanesine yardımcı rol oynadım. Sonra o 12 starın hepsini ikinci rollerde oynattım"diyecekti.

Türkiye'nin büyük aşkı

Karagözlüm filminde Türkan Şoray'la başrolü paylaşınca sinema seyircisi yıllarca peşinden gideceği bir aşka kavuştu.

Kadınlar Kadir'e, erkekler Türkan'a aşık olmuşlardı.

Onların aşkı hep imkansızdı, sınıf farkıyla, kaderle, erkek gururuyla, yoksullukla, töreyle, şehirle ya da geçmişle bölünen yaralı bir aşktı. Bakışarak kavga eder, kavga ederek severlerdi.

Selvi Boylum Al Yazmalım yalnızca onların değil, Türk sinemasının en büyük filmlerinden biri olarak, müzikleriyle ve "Sevgi neydi? Sevgi emekti" repliğiyle memleketin hafızasına kazındı.

Ancak gerçek hayattaki dostlukları bitince beyaz perdedeki aşk da bitti. 1978 yılında çektikleri Cevriyem filminin yapımcısı Kadir İnanır'ın canlandırdığı karakterin geçmişini değiştirerek siyasi devrimciyi adi suçluya çevirmiş, sansüre boyun eğmişti. İnanır'ın sert tepkisine Türkan Şoray'dan destek gelmeyince dostlukları İnanır'ın meşhur küslüğünden nasibini aldı. Ancak yıllar sonra Gönderilmemiş Mektuplar filminde yeniden bir araya geldiler.

Selvi Boylum Al Yazmalım filmi

Kaynak, IMDB

Fotoğraf altı yazısı, 1977 yapımı "Selvi Boylum Al Yazmalım" filmi Türk sinemasının en kült filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Filmde Kadir İnanır başrolü, usta oyuncu Türkan Şoray ile paylaştı

58 yıllık kariyerine 182 film, 12 dizi sığdıran Kadir İnanır, Yeşilçam'ın en üretken ama Türkiye'nin en sancılı dönemlerinde kamera karşısındaydı.

1960'ların sonunda başladı, 70'lerde yükseldi, 12 Eylül sonrası kararmış bir memleketin yüzlerinden birine dönüştü.

Her filmde başka bir adamı oynuyordu belki ama o adamların hepsi aynı ülkenin farklı ruh halleri gibiydi.

Kabadayı filmlerinde devletin ulaşamadığı yerde kendi adaletini kurmaya çalışan adamdı.

Göç filmlerinde köyden şehre, şehirden Almanya'ya savrulan insanların kayboluşunu oynuyordu.

72. Koğuş, Karılar Koğuşu ve Darbe gibi filmlerde hapishanenin, yoksulluğun ve siyasal şiddetin ağırlığını taşıyor, sınır ve kaçakçılık filmlerinde devletle toprak arasında sıkışmış insanlara dönüşüyordu.

Kadir İnanır yalnızca yakışıklı bir jön değildi, yüzünde aynı anda hep bir kavga izi, bir kırgınlık vardı, sanki birilerinin kalbini kırmış, kendi kalbi de kırılmış gibiydi.

Bıyıksız Kadir İnanır yaralı aşık, bıyıklı Kadir İnanır hesap soran adamdı.

Kabadayıyı da aşığı da oynadığında seyirci ona inanıyordu.

Milyonlarca insan posterini duvarına asıyor, kadınlar ona aşık oluyor, erkekler onun gibi yürümeye, onun gibi bakmaya çalışıyordu.

'Hepiniz oradaydınız'dan Akil Adam İnanır'a

Kariyeri Türkiye'nin sansür tarihiyle de iç içe geçti. Filmlerinin yaklaşık yüzde 35-40'ı sansüre uğradı.

Sansür kurullarını "dokuz cellat" diye tarif ediyordu.

Tatar Ramazan yıllarca bekletildi, hapishane, devlet şiddeti ve halk isyanı temaları nedeniyle ancak gecikerek çekilebildi.

Filmin müziklerini ise Ahmet Kaya hiçbir ücret almadan yaptı.

1999'da Magazin Gazetecileri Derneği gecesinde Ahmet Kaya'ya çatal-bıçak fırlatıldığında Kadir İnanır da salondaydı.

Yıllar sonra o geceyi anlatırken, "3-5 yavşak zibidinin haddine mi benim arkadaşıma çatal bıçak atmak' diyecekti.

Kadir İnanır üzerinde siyah bir tişört ve üzerine bağladığı beyaz bir kazakla ayakta durup poz veriyor

Kaynak, Instagram @kadirinanir

Fotoğraf altı yazısı, Usta oyuncu Barış Süreci'nde kurulmuş "Akil İnsanlar" arasındaydı

2013'te Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Kaya gecesiyle Gezi Parkı protestolarını "Hepiniz oradaydınız, görüntüler ortada" cümlesiyle anarken hedef aldığı isimlerden biri Kadir İnanır'dı.

Erdoğan'a çok kırıldığını söylese de çözüm süreci sırasında oluşturulan 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nde yer almayı kabul etti.

Doğu Anadolu grubunda çalıştı, şehir şehir dolaşıp rapor hazırladı. Süreç çöktü, heyet dağıldı.

Ama o, yıllar sonra bile yeniden çağrılsa yine katılacağını, barış fikrinden vazgeçmediğini söylemeye devam etti.

Türkiye'ye has bir kariyer inşası

Kadir İnanır'ın serüveni yalnızca Yeşilçam'ın değil, Türkiye'nin erkeklik rejiminin de serüveniydi biraz.

Etrafında racon dünyasının da edebiyat dünyasının da insanları vardı. Mehmet Ağar ve Dündar Kılıç kadar Oğuz Atay da o dünyanın parçasıydı.

Kendini yıllar sonra Tutunamayanlar'daki karakterlere benzetiyor, "Hangisinde tutunacaktım? İşimde mi, şehirde mi, hayatımda mı? İşimde tutundum. Şehirde tutundum. Ama bir yerde tutunamadım. Hâlâ yalnızım, 40 yıldır evimde yemek pişmiyor" diyordu.

Halbuki hayatında uzun ilişkiler, birlikte yaşadığı kadınlar vardı. 14 yıl Canan Yaka, ardından Jülide Kural.

Kadir İnanır ve Jülide Kural birbirlerine sarılıyorlar

Kaynak, Instagram @kadirinanir

Fotoğraf altı yazısı, Kadir İnanır ve Jülide Kural

Bu ilişkiler hakkında kamuoyuna en çok konuşan taraf genellikle Kadir İnanır oluyordu.

Özel hayatı sorulduğunda bundan sıkılıyor, aşkla sevgiyi birbirinden ayırıp hayatına binlerce kadın girse de aşkın kendisine teğet geçtiğini söylüyordu.

Kadir İnanır Dalaman Çayı'nda ayakta duruyor. Kafasıdna bir bandana var

Kaynak, Instagram @kadirinanir

Fotoğraf altı yazısı, 1983 yılındaki "Tomruk" filminden

Derdinin memleket olduğunu, halkın yoksul ve örgütsüz bırakıldığını savunan Kadir İnanır bir ara okulunu bitirdiği ama hiç yapmadığı gazeteciliği denemeye karar verdi.

'Böyle Gitmez' adlı haber programını ve Flash TV'de ana haber bültenini sunmaya başladı.

Aynı zamanda Türkiye'nin reklam yüzüne de dönüşmüştü. Tıraş bıçağından benzin istasyonuna, kredi kartından çaya, bir keçiyle ekranı paylaştığı sigorta reklamından toplu konutlara, çamaşır makinesine kadar her yerdeydi.

Kadınlara çay servisi yapıyor, tülleri yıkıyor, perdeleri asıyor, kafasında afro perukla "Kadir Bey olmak kolay mı Kadir Bey?" sorusunu yanıtsız bırakıyordu.

Hem halkın vicdanını oynuyor hem memleketin bütün tüketim arzularını pazarlıyordu.

Ama bütün bu görünürlüğün içinde insanlarla arasına görünmez bir duvar örüyor, "Hayranlarınla aranda mesafe olacak, canı isteyen sana dokundu mu yıldızlığın biter" diyordu.

'Kadirizm': Rüzgâr ekti, fırtına biçti

Kadir İnanır'ın en büyük çelişkilerinden biri kendini halktan, soldan ve sosyal adaletten yana tanımlaması ama üzerine yapışan maçoluğu hiçbir zaman bütünüyle reddetmemesiydi.

Bir dizi afişinde ortaya atılan "Ne kapitalizm, ne komünizm, Kadirizm" sloganını hiç sahiplenmedi. Ancak o sloganın işaret ettiği imaj peşini bir daha bırakmadı.

Onunla çalışanların anlattığına göre Kadir İnanır çoğu zaman setlerin görünmez ağırlık merkeziydi, yalnızca filmlerinde değil, gerçek hayatta da kuralları koyan adam olduğuna dair yaygın bir inanç vardı.

Setlerde yaşananlar da bu algıyı güçlendiriyordu. Derman Bey dizisindeki rol arkadaşı Buket Saygı tarafından telefonla taciz edilmekle suçlandığında kendisini "Onu motive etmeye çalışıyordum" diyerek savundu.

Kumsaldaki İzler'de rol arkadaşı Sanem Çelik'e "Kot pantolon değil, topuklu ayakkabı giy" dediği ve yaşanan anlaşmazlık nedeniyle oyuncunun kadrodan ayrıldığı iddia edildi.

Komser Şekspir'de kraliçe kostümü giydiği için eleştirildiğinde ise "Giymek isteyene eteği ben giydiririm" diyerek yanıt verdi. Reklam filmlerinin onu küçülttüğünü, karizmasını aşındırdığını söyleyenlere aldırmıyordu.

Cevabı kısa ve netti: "Çizilecek olanlar gelsin ben çizerim."

Komser Şekspir filmi afişi

Kaynak, IMDB

Fotoğraf altı yazısı, Yönetmenliğini Sinan Çetin'in üstlendiği 2000 yapımı "Komser Şekspir" filminin afişi

Belki de onu çözülmesi zor kılan şey buydu. İnsanların zihninde yaşayan Kadir İnanır ile gerçek Kadir İnanır hiçbir zaman tam olarak aynı kişi olmadı.

Türkiye onu çoğu zaman oynadığı karakterlerle karıştırdı. Oysa hayatı boyunca hem o karakterlerin içinde yaşadı hem de onlardan kurtulmaya çalıştı.

Bir yanda gururlu, öfkeli bir adam, diğer yanda cömertliğiyle, yalnızlığıyla ve kırılganlığıyla bilinen bambaşka bir adam.

Canı sıkkınsa mezarlıklara gider, mezar taşlarının arasında ağır ağır yürür, dua eder, ölümün yanında insanın dertlerinin küçüldüğüne inanırdı.

Şöhretin, kırgınlıkların ve kavgaların sonunda herkesin aynı sessizlikte buluştuğunu düşünürdü. Bir şiirinde dünyayı şöyle anlatıyordu:

"Başlı başına hamallık şu dünya / Doğuşum anama / Yaşamam bana / Ölümüm bile hamallık / Cenaze alayına."

2008 yılında TRT'de yayımlanan İpsiz Recep dizisinde Kadir İnanır

Kaynak, Instagram @kadirinanir

Fotoğraf altı yazısı, 2008 yılında TRT'de yayımlanan İpsiz Recep dizisinde Kadir İnanır

Öldüğünde Türkiye'deki bütün evlerden cenazesinin çıkacağını söylerken aslında insanların onu bir film yıldızından çok, kendi ailelerinin bir parçası gibi gördüğünü anlatıyordu.

Çünkü o biraz da geçmişti. Annenin ilk aşkıydı. Babanın gençliğiydi. Anneannenin çok efendi bulduğu delikanlıydı.

Gömleklerin yakaları geniş, ceketler kahverengiydi. Çocukların arka koltukta emniyet kemersiz uyuduğu, salondaki kahverengi sehpanın üzerinde misafir sigaralarının eksik olmadığı yıllardı.

Türk sinemasının en uzun hikayelerinden birinden geriye Sen Türkülerini Söyle filminden vasiyet gibi bir replik kaldı: "Allah'a ısmarladık, her zaman başınız dik, alnınız açık olsun."