01 Mart, 2006 - TSİ 13:37
Kate Clark
File On 4 programı, BBC Radyo 4
Bundan dört yıl önce, Amerikalılar Taleban karşısında zafer kazandıklarını iddia etmişlerdi. Ancak geçtiğimiz yıl çatışmalar yoğunlaştı ve 2001 yılından bu yana en fazla ölü ve yaralı sayısı görüldü. BBC muhabiri Kate Clark, ülkedeki güvenlik durumunu araştırdı.
Afganistan'ın Zabul eyaletinde tanıştığım Taleban savaşçısı, kimliğini ifşa etmediğim takdirde benimle konuşmayı kabul etti.
28 yaşında olduğunu söylüyor ama çoğu Afgan gibi zor bir hayat sürdüğünden daha yaşlı görünüyor.
Ufak tefek yapılı ve değişik bir mizah anlayışı var.
Dünyanın en güçlü ordusuna nasıl karşı geldiklerini anlatırken gülüyor.
"Bir kalaşnikof ve bazukayla savaşıyorum. Ülkeyi ele geçirmeye değil, sadece maaşımı kazanmaya çalışıyorum.
Bu savaşçı, 'cihad' çağrısına para için katılmış.
"Bana maaş, yeni kıyafetler, ayakkabılar, bir motosiklet ve kalaşnikof tüfeği verdiler. Ayda 7-8 gün söyledikleri yere gidip, savaşmam gerekiyor."
Bu, Taleban'ın iktidarı döneminde zorunlu askerlikten kaçmak için Pakistan'a sığınan bir adam.
Orada tehlikeleriyle ün salmış kömür madenlerinde günde iki dolara çalışmış.
Taleban'ın devrilmesinden sonra bir hayat kurabilmek için ailesinin yanına dönmüş.
Savaşçılara katılması için kendisine 300 dolar ve her ay da 150 dolar maaş teklif edilince, bu şansı değerlendirmiş.
Aldığı parayla aile evini yeniden inşa etmiş, erkek kardeşini evlendirmiş ve ailesine bakmış.
Hiçkimseye para için savaştığını söylememiş; özellikle de isteyerek ya da istemeyerek isyancıları destekleyen köylülere...
Savaşma nedeni ekonomik
"İnsanlardan yiyecek almak konusunda ün salmıştım" diyor; "Bazen 'Bana yumurta getirin!' diye bağırırdım. Kimse bir şey diyemezdi. Çok korkuyorlardı. Bize yemek vermezlerse onları silahlarımızla döverdik. Sağa sola emirler yağdırır; 'Biz mücahitiz ve siz bize yemek vermiyorsunuz!' diye bağırırdım. 'Bize yemek vermek zorundasınız. Bu savaşı Allah adına yapıyoruz."
Zabul, Afganistan'ın en yoksul eyaletlerinden biri. Burada görev yapan hiçbir uluslararası yardım kuruluşu yok.
Afgan bir sivil toplum kuruluşunun başkanı, ülkeye Taleban rejimini yeniden getirmek için savaşanların yüzde 60-70'inin ekonomik nedenlerle savaşçılar arasına katıldığına, sadece yüzde 10'luk bir bölümün dini nedenlerle savaştığına; kalanların ise ABD güçleri, Afgan askerleri ya da yerel yetkililerin zulmüne maruz kaldıktan sonra savaşçılar arasına dahil olduğuna inanıyor.
Bu değerlendirme, File on 4'un ülkenin güneyinde edindiği bulgularla da örtüşüyor.
Taleban'ın 2001 yılında devrilmesinden sonra iktidarı ele geçiren komutanların o tarihten beri sivil halkı suistimal etmesine müsamaha gösteriliyor.
Afganistan İnsan Hakları Komisyonu'ndan avukat Muhammed İbrahim Sahdat, Helmand eyaletinde en büyük sorunun haksız yere gözaltına alma olayları olduğunu söylüyor.
"İnsanlar çoğunlukla para için gözaltına alınıyorlar. Ama her zaman bu böyle olmuyor" diyor.
Bir patlamanın meydana geldiği olay yeri yakınlarında evi olan ve bu patlamanın emrini vermekle suçlanarak gözaltına alınan 30 yaşındaki birinin örneğini veriyor.
AB de "Kötü muamele var" diyor
"Birşey olduğunda, polis birini gözaltına almak zorunda" diyor Sahdat.
"Celaleddin toprağı olmayan, yoksul, etkisiz bir adamdı ve işte bu yüzden gözaltına alındı. İşin ilginç yanı, onu gözaltına alan kişi şimdi Kabil'de milletvekili."
Sahdat, Celaleddin'in 10 saat boyunca ayaklarından asılı tutulduğunu, dövüldüğünü, elektrik akımlarına maruz bırakıldığını; serbest kalmasının ardından da pakistan'da tedavi gördüğünü söylüyor.
Avrupa Birliği de Helmand'da kötü muamele, yanlışlıkla hapse atma ve işkence olaylarının varolduğunu tespit etti.
İhtiyar bir adam, bana köylerindeki gençlerin gözaltına alınmalarını anlatırken; 'zamanın çok kötü olduğunu, birçok insanın dindar olduklarından değil ama güvenlik istediklerinden Taleban'ın dönmesini arzu ettiğini' söyledi.
Ona göre, kötü yönetim isyancılara yardım ediyor.
"İnsanlar güvenliklerini garanti altına alacak, dinlerine ve ailelerine saygı duyacak bir hükümet istiyorlar. İşte bu nedenle Taleban'ın geri gelmesini bekliyorlar."
Helmand'da sonunda itibarlı yeni bir vali göreve başladı.
Zabul'da ise bir yıl önce dürüst bir vali olan Hacı Arman göreve atanmıştı ve şimdiye dek yüzlerce kişiyi işten çıkardı.
Dört yıldır ilk kez, BM eyaletin geleceği hakkında hayli iyimser görüşlere ship.
İngiltere de Zabul'un Helmand'a örnek olmasını umuyor.