|
Kölecilikte İngiltere'nin rolü | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Başbakan Tony Blair 'üzerinde güneş batmayan' Britanya İmparatorluğunun kuruluşunda köleciliğin oynadığı rolden büyük üzüntü duyduğunu söyleyerek kamuoyu önünde özür diledi.
Aslında kölecilik İngiltere'de 1102 yılından itibaren yasa dışıydı. Ama hızla gelişen imparatorluğun topraklarında kölelerin çalıştırılmasına engel olacak bir kanun da yoktu. Kuzey Amerika'da İngiliz kolonilerinin oluşturulmasıyla birlikte bu kıtanın yerli halkının nüfusu hastalıklar ve katliamlarla yok olmaya yüz tutunca kraliyet, Afrika'dan çok sayıda insanı köleleştirerek kolonilere göndermeye başladı. Karayip adalarındaki İngiliz kolonilerine gönderilen köleler burada şeker kamışı çiftliklerinde çalışarak imparatorluğun zenginliğine zenginlik kattılar. 18 yüzyıl içinde İngiltere Atlas Okyanusu'ndaki köle ticaretini iyice düzene kavuşturmuştu. 1700 ve 1810 yılları arasında İngiliz tacirlerin Afrika'dan Amerika'ya köle taşıdıkları 30 bin sefer yaptılar ve tahminen 3 milyon köle taşıdılar. Bristol, Londra, Liverpool gibi kentler 18 yüzyıldaki zenginleşmelerini köleciliğe borçludur. Korkunç koşullar Bazı tarihçiler bu okyanus ötesi köle ticaretinin, İngiliz şirketlerini müthiş servetlere kavuşturmak suretiyle modern kapitalist sistemin temellerini oluşturduğunu söylüyor. Yalnızca Afrikalılar değil 1655 deki bir ayaklanma ardından tutuklananlar ve Oliver Cromwell'in esir aldığı katolik İrlandalılar da köle olarak kullanılmıştı. Köleler yeterli su ve temiz havadan yoksun bir şekilde büyük nakliye gemilerinin yük bölümlerine dolduruluyor doğru düzgün yiyecek verilmiyordu. Bu nedenle çok sayıda insanın daha yollardayken öldüğü biliniyor. Kölelerin çoğu emek yoğun şeker kamışı sektöründe çalıştırıldı. Afrikalı kölelerin makbul olmasının sebebi sıcakta çalışmaya dayanıklı olmalarıydı. Ama Londra ve Edinburg gibi büyük kentlerde sosyete içinde köle-hizmetkarlar da kullanılıyordu. Hristiyan kiliseleri köleciliğe göz yumdular. Fakat, daha sonra İngiltere'nin köleciliğin yasaklanması için yürüttüğü kampanyada başı çektiler. Kölecilikle mücadele hareketi İngiltere'de 18. yüzyılın sonlarında hız kazandı. İlk olarak bir Hristiyan grubu olan Quaker'lar tarafından örgütlendi ve Baptistler ve Metodistler tarafından da desteklendi.
Hareketin parlamentodaki öncülüğünü ise milletvekili William Wilberforce yaptı. Sonunda 1807 yılında kabul edilen Köleciliğin Yasaklanması Yasası İngiliz gemilerinde bulunan her bir köle için 100 sterlin ceza öngörüyordu ki, bu o günün koşullarında gemi sahipleri için yıkım demekti. Ama köleciliğin Britanya İmparatorluğunun deniz aşırı topraklarında da tam olarak engellenmesi ancak 1833'de gerçekleşebildi. Köleciliğin yasaklanması ardından 20. yüzyıl başlarına kadar İngiltere Kraliyet Donanmasına ait gemiler Afrika sahillerinde devriye gezerek bandırası neresi olursa olsun köle taşıyan gemileri durdurup engellediler. | İlgili haberler Fransa kölelik kurbanlarını anıyor10 Mayıs, 2006 | Avrupa BM: Kölelik hâlâ her yerde24 Nisan, 2006 | Haberler Dünyada milyonlarca insan 'modern köle'11 Mayıs, 2005 | Avrupa Birleşmiş Milletler köleliğinin sonunu anıyor23 Ağustos, 2004 | Haberler | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||