You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Tahir Elçi davasında avukatlar reddi hakim talebinde bulundu, duruşma 3 Mart 2021'e ertelendi
- Yazan, Hatice Kamer
- Unvan, Diyarbakır
- Yayın tarihi
Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin 28 Kasım 2015'te Diyarbakır'ın Sur ilçesinde öldürülmesiyle ilgili dava Çarşamba günü Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Davada Tahir Elçi'nin avukatları reddi hakim talebinde bulundu, duruşma 3 Mart 2021'e ertelendi.
Yoğun güvenlik önlemleri altında başlayan duruşmada, pandemi nedeniyle sadece 84 kişinin salona girmesine izin verildi.
Tahir Elçi'nin ailesi adına 25 kişilik bir avukat ekibi hazırlandı ama mahkeme avukatların savunma yapmasına izin vermedi.
Avukatlar, sanık polis memurlarının SEGBİS üzerinden mahkemeye katılması kararına itiraz etti, mahkemeye heyeti avukatların itirazını reddetti.
Gergin geçen duruşmada söz alamayan avukatlar reddi hakim talebinde bulundu.
Müşteki sıfatıyla duruşmaya katılan Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi de hazırladığı dilekçeyi okuyamadı.
Duruşmanın sonunda reddi hakim talebinin bir üst mahkeme olan 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesine karar verildi ve mahkeme 3 Mart tarihine ertelendi.
Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, Türkan Elçi, Elçi ailesinin avukatı Nahit Eren, basın açıklamasında mahkemenin tutumunu eleştiren bir konuşma yaptı.
'Adaleti duruşma salonunda bulamadık'
İlk konuşmayı yapan Cihan Aydın, "adaleti duruşma salonunda bulamadık" dedi ve şöyle devam etti:
"Kapı ve duvar olmuş bir yargı var karşımızda. Bizi duruşma salonundan atmakla tehdit eden bir yargıyla karşı karşıyayız. Savunmasız bir yargı isteği var. 5 yıllık adalet arayışımız bitmedi. Davaya başladığımız anda öncelikli olarak Elçi ailesi avukatları olarak davaya katılma talebimizi reddetti. Bu gerçeğe ulaşma noktasında bir tutum değil. 15 gün önce sanıkların SEGBİS ile dinlenilmesi kararının kaldırılmasını istedik. Bu gün de sanıkların neden duruşma salonunda dinlenmesi gerektiğini anlattık. Ancak talebimiz reddedildi.
"Sanıkların bulunduğu SEGBİS odalarında naip hakim olmadığı tespit edildi. Sanıkların SEGBİS'te olup olmadığının tespiti için itirazlarımız da reddedildi. Sanıkların yanında SEGBİS'te bulunma talebiniz de reddedildi. Sanıkları yüzünü görme imkanımız olmadığını dile getirmeden duruşmadan atılmakla tehdit edildik. Bu tavır, mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğinin göstergesidir. Bu mahkemeden adil yargılama beklemiyoruz. Yargılamayı avukatsız sürdürmek istiyorlar. Buna yargılama diyorlar. Buna inanmamızı istiyorlar. Bu yargı sistemi ve yargıçlarla yol almamız mümkün değil. Yargı revize edilmez böyle devam ederse buradan adalet çıkmaz yurttaşlara zulüm çıkar. Mücadelemiz sürecek."
Türkan Elçi: Dilekçeyi kamuoyunun vicdanına bırakıyorum
Ardından konuşan Türkan Elçi ise, beş yılın ardından ilk duruşma yapıldığını hatırlatarak yargının kararını etkilememek için yorum yapmaktan kaçındığını ifade etti.
"Yargının vereceği kararı etkilemek istemedim. Dilekçemi mahkemeye sunmak istedim ama söz hakkı verilmedi. Bu onların ayıbıdır, dilekçeyi kamuoyunun vicdanına bırakıyorum." diyen Türkan Elçi, mahkeme heyetine okumak üzere hazırladığı iki sayfalık dilekçeyi basın mensuplarına okudu.
Türkan Elçi'nin dilekçesinden bazı satır başları şöyle:
"Şu an önünüzdeki dosyada maktul olarak geçen kişinin, insan haklarının evrensel ilkelerine inanan, ahlaki boyutunu kavrayıp içselleştiren, her türlü ideolojik, siyasi, dini görüşten münezzeh birinin; bir sonbaharın kasımında savaşsız ve huzurlu bir yaşamın tesisi için dudaklarından dökülen son sözlerinin sesi hala kulaklarımızda hâkim bey. Gidenler gider, bir daha dönmez. Ölüler konuşamaz, geride sesleri kalır hâkim bey. Dar bir sokağın dar anında "Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak olsun cümlesi yankılanır. Bu sese aksiseda olabilecek tek ses, adaletin ulvi sesidir hâkim bey. Elimiz yüreğimizde, kulaklarımız kirişte adaletin sesini beklemekteyiz hâkim bey."
Tahir Elçi'nin ailesinin avukatı olan Nahit Eren ise son iki aydır 25 avukat ile davaya hazırlandıklarını söyledi ve mahkeme heyetinin bu dosyanın yükünü taşıyabilecek bir heyet olmadığını öne sürdü:
"Duruşmanın ilk anından itibaren katılım talebimizi reddeden heyetin bu dosyanın yükünü kaldırabilecek bir heyet olmadığını anladık. Bizim son beş yıl içinde soruşturmaya dahil eksiklilerin bu vasat iddianameyle bu yargılamanın yapılmaması gerektiği gibi taleplerle geleceğimizi biliyorlardı. Yeni taleplerimizle soruşturmanın nasıl eksik geliştiği ve iddianamenin nasıl eksik hazırlandığını gösterecektik ama heyet adeta bir duvar gibi, bizden kilometre uzaklıktaki sanıklarla bir yargılama yapmak istedi, ama biz buna alet olmayacağız. Siz vicdanınızı yitirmişsiniz ama ömrünü faili meçhul cinayetleri aydınlatmaya adamış Tahir Elçi kovuşturmasını biz faili meçhul bırakmayacağız."
Tahir Elçi hakkında 2015 yılında katıldığı bir televizyon kanalında yaptığı konuşma nedeniyle yakalama kararının çıkartıldığını hatırlatan Eren konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bakırköy'deki bir yargıç, 'ülke içinde saklanan Tahir Elçi için' yakalama kararı verdi. O günkü hakimler nasıl tarafsız değilse bugünkü heyet de tüm taleplerimizi reddederek tarafsız olmadığını gösterdi. Biz maddi gerçek ortaya çıksın istiyoruz, bu amaçla da bu mücadelemizi sürdüreceğiz, Türkiye'nin hemen her barosu, Diyarbakır Barosu'nun ve Tahir Elçi'nin dostlarının yanındaydı, bizler bu kovuşturmanın asla onların istediği şekilde yürümesine izin vermeyeceğiz."
Yaklaşık 5 yıl süren Tahir Elçi'nin öldürülmesiyle ilgili soruşturmada üç başsavcı değişti ve 40 sayfalık bir iddianame hazırladı.
10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 3 Nisan 2020'de kabul ettiği iddianamede, Başlıkçılarbaşı'nda PKK'lılarca öldürülen polis memurları Cengiz Erdur ve Ahmet Çiftaslan'ın davası da Elçi'nin davasıyla birleştirildi.
Duruşmayı takip eden avukatlar ise aynı gün öldürülen iki polis memurunun dosyasının Tahir Elçi dosyasıyla birleştirilmesinden rahatsız ve bu durumun dosyadan çıkacak karara etki edeceğine inanıyorlar.
Sanıklar kim, hangi cezalar talep ediliyor?
İddianame dosyasında 3 polis ile PKK üyesi olmakla suçlanan bir kişi sanık olarak geçiyor.
PKK üyeliğiyle suçlanan ve firari olan Uğur Yakışır, "İki polisi öldürmek, ülke birliğini ve bütünlüğünü bozmak"tan 3 kez ağırlaştırılmış müebbet, Elçi'yi "olası kastla öldürmek"ten 20 yıl, polis memuru S.T yi "öldürmeye teşebbüsten" 20 yıl ve "izinsiz silah bulundurmaktan" 5 yıl olmak üzere, toplam 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 45 yıl hapis istemiyle yargılanıyor.
Üç sanık polis F.T, M.S. ve S.T. için ise "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek"ten 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Tahir Elçi kimdir?
1992 yılında avukatlığa başlayan Tahir Elçi, 23 yıllık meslek hayatında ağırlıkla insan hakları ihlallerine ilişkin davalarla ilgilendi.
1990'lı yıllarda Güneydoğu'daki köy yakma ve faili meçhul cinayetlerle ilgili davalarda mağdurların avukatlığını yaptı. Davaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürdü ve AİHM tarafından bu konularda verilen karar ve içtihatlarda rolü oldu.
Avukatlığını üstlendiği 1994 yılında Şırnak'ta Kuşkonar ve Koçağılı Köyleri'nin bombalanması ve 38 köylünü öldürülmesi davası, Silopi'de gözaltına alınan 7 köylünün öldürülmesi ile ilgili 'Culaz davası', 1993-95 yılları arasında Cizre'de JİTEM adı verilen örgütlenme tarafından 20 kişinin öldürülmesiyle ilgili Temizöz ve diğerleri davası, Şırnak'ın Ormaniçi Köyü'ün yakılarak boşaltılması ilgili 'Ahmet Özhan ve diğerleri davası', avukatlık mesleğine karşı hukuka aykırılıkların çok ciddi bir şekilde tespit edildiği 'Elçi davası' gibi önemli davaları AİHM'e kadar götürdü ve bu davaların bir çoğunu müvekilleri lehine sonuçlandırdı.
Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin savaş uçaklarıyla bombalanması ve 38 köylünün öldürülmesi davası Elçi'nin en uzun süren davalarından biri oldu. 1994 yılında açılan dava en son olarak AİHM'in 2013 yılında Türkiye aleyhine "yaşam hakkını ihlal" kararı vermesiyle sonuçlanmış fakat, savcılık dosyayı zaman aşımından düşürmüştü.
Tahir Elçi hayattayken 20 Ağustos 2014'te bu dosya için Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvuru yapıldı.
Elçi öldürüldükten sonra davayı avukat Neşet Girasun takip etmiş ve AYM 2 ay önce Ağustos ayı sonunda verdiği karar ile Şırnak Uludere'ye bağlı Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin 1994 yılında askeri uçaklar tarafından bombalandığına, yaşamını yitiren 38 kişi ile yaralananların ve yakınlarının yaşam haklarının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar vermişti.