İran'da güvenlik güçlerinden üniversitede eylem yapan öğrencilere sert müdahale

    • Yazan, Alys Davies & David Gritten
    • Unvan, BBC News
  • Yayın tarihi

İran’da hükümet karşıtı gösteriler sürerken, başkent Tahran’daki ülkenin prestijli üniversitelerinden birinde güvenlik görevlileri, öğrencilere yönelik sert bir müdahale gerçekleştirdi.

Şerif Teknoloji Üniversitesi’ndeki bir otoparkta yaşanan olaylara dair paylaşılan videolarda, silah seslerinin duyulduğu ve öğrencilerin de kaçıştığı görülüyor.

BBC Farsça Servisi'nden Rana Rahimpour, okulda birçok öğrencinin ve akademisyenin güvenlik güçleri tarafından darp edildiğini söyledi.

İran’da yayın yapan haber kuruluşlarının servis ettiği haberlerde birçok öğrencinin dövüldüğü ya da havalı tabancalarla vurulduğu, 30-40 arasındaki öğrencinin de gözaltına alındığı bildirildi.

Şerif Teknoloji Üniversitesi’ndeki ilk eğitim yıllarına başlayacak öğrenciler Pazar günü ilk kez okullarına gitti.

Yarı resmi Mehr haber ajansı, Pazar öğleden sonra yaklaşık 200 öğrencinin kampüste toplandığını ve "kadın, yaşam, özgürlük" ve "öğrenciler ölümü aşağılanmaya tercih ediyor" gibi sloganlar atmaya başladığını bildirdi. Eylem devam ederken, sloganlar daha da sertleşerek din adamlarını hedef aldı.

Şiddet olayları ise Pazar akşam üstü  güvenlik güçlerinin kampüse gelmesiyle başladı. Mehr, güvenlik görevlilerinin göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullandığını, bunun neticesinde de pek çok öğrencinin otoparka kaçmak zorunda kaldığını aktardı.

Sosyal medyada paylaşılan bir görüntüde, motosikletli güvenlik güçleri tarafından kovalanan bazı öğrencilerin de otoparka doğru kaçtığı görülüyor.

Bir diğer videoda ise yine cadde boyunca motosikletli güvenlik güçlerinden kaçan göstericiler görülüyor. Videoda silah seslerinin yanı sıra, “Hamaney’e ölüm” sloganları da duyuluyor.

Üçüncü bir videodan bahseden İran'daki ABD merkezli İnsan Hakları Merkezi de "gözaltına alınan kafası giysilerle sarılı bir protestocunun motosikletli iki güvenlik görevlisi tarafından götürüldüğünü" söyledi. İnsan Hakları Merkezi, olayı kamerasıyla çeken bir kadına da ateş açtığını belirtti.

Devlete bağlı haber ajansı Irna, Bilim Bakanı Muhammed Ali Zülfigol'ün öğrenciler ve güvenlik güçleriyle konuşmak için kampüse gitmesinin ardından sükunetin yeniden sağlandığını aktardı.

Mehr, Pazartesi günü okuldaki derslerin iptal edildiğini ve “öğrencileri koruma” gerekçesiyle internet üzerine taşındığını belirtti.

Ülkede hükümet karşıtı gösterilere dönüşen protestolar, 17 Eylül’de ahlak polisi tarafından gözaltına alınan Mahsa Amini’nin ölümü sonrasında patlak verdi.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, kamuoyuna yaptığı ilk açıklamalarda Amini'nin ölümünü “Derin üzüntü yaratan, acı bir olay" olarak nitelendirdi.

Ancak Hamaney, ülke çapındaki “ayaklanmaları” kınayarak, bu protestoların ABD ve İsrail ile onların paralı ajanları ve yurt dışındaki bazı hain İranlılar tarafından planlandığını öne sürdü.

Tahran’daki polis memurları, 22 yaşındaki Amini’yi başörtüsü kurallarını çiğnemekle suçlayarak gözaltına almasının ardından komaya girdi. Hastaneye kaldırılmasından üç gün sonra da hayatını kaybetti.

Ailesi, polis memurlarının Amini’nin copla dövdüğünü ve kafasını da bir araca vurduğunu iddia ediyor. Polis ise kötü muamele iddialarına ilişkin herhangi bir kanıt olmadığını ve Amini’nin “ani kalp yetmezliği” yaşadığını söyledi.

Amini’nin cenaze töreninde başlayan protestolar, İran geneline yayılarak yıllardır ülkede görülen en büyük eylemlere sahne oldu.

‘En az 133 kişi öldü’

Artan ölü sayısına rağmen, son iki gecede başkent Tahran ve diğer birçok şehirde protestoların sayısı da arttı.

Norveç merkezli bir grup olan İran İnsan Hakları, Pazar günü yaptığı açıklamada, en az 133 kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü duyurdu.

İranlı yetkililer ise protestoların bastırılacağına vaadinde bulunuyor.