Yenidoğan çetesi soruşturmasında 14 şüpheli daha gözaltına alındı

Kaynak, Getty Images
Yenidoğan çetesi soruşturmasında ikinci dalga operasyonda 14 şüpheli daha gözaltına alındı.
İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet", "kasten öldürmenin ihmali davranış ile işlenmesi" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda, aralarında 5 doktor, 3 hemşire, 5 sağlık çalışanı ve 1 sivilin yer aldığı 14 şüpheli gözaltına alındı.
İstanbul'da görülen 47 sanıklı Yenidoğan çetesi davasında mahkeme, 3 Aralık Salı günü verdiği ara kararında 10 sanık hakkında daha tutuklama kararı verdi. Böylece tutuklu sanıkların sayısı 32'ye yükseldi.
İstanbul Bakırköy 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 18 Kasım'da görülmeye başlayan Yenidoğan çetesi davasında, mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verirken, tutuksuz yargılanan 10 sanığın da derhal tutuklanmasına hükmetti.
Davada sanıkların savunmaları tamamlandı.
Birçok sanık para ilişkisi içinde olduklarını kabul etti.
Ancak bazı bebeklerin ölümüne neden oldukları suçlamasını kabul etmedi.
Davanın 29 Kasım Cumartesi yapılan 10'uncu oturumunda 23 kişi, 13 hastane ve üç şirketin mal varlığına tedbir konulmuş, bazı hastane ve şirketlere kayyum atanmıştı.
Bir başka dikkat çekici gelişme de davada adı geçen Satılmış Çim isimli kişinin ölümü oldu.
Çim, Küçükçekmece’de bir aracın içinde, sağ kol bileğine iki adet iğne vurulmuş şekilde ölü bulundu.
Bu kişinin hastane depo sorumlusu olarak çalıştığı belirtiliyordu.
Davada bebeklerini kaybeden aileler de konuştu.
Gazete Duvar'ın haberine göre bir aile, "Ölüm belgesinde iki saat sonrası yazılıydı. Morga indim çocuğu bana bir bisküvi kutusu içinde verdiler" dedi.
13 hastaneye kayyum
Yargılanan sanıkların da aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçundan soruşturma başlatıldı.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından 26 Kasım'da hazırlanan raporda, şüpheliler ve malen sorumluların suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesi olduğu belirtilmişti.
Bunun üzerine, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hakimliğince, "yenidoğan çetesi" davası sanıkları suç örgütü elebaşı olduğu iddia edilen Fırat Sarı, İlker Gönen, Dursun Eryılmaz, Sümeyye Nur Taşçı (Arslan), Hüseyin Günerhan, Hasan Basri Gök, Mehtap Sayar, Cansu Akyıldırım, Çağla Durmuş, Deniz Korkmaz, Hakan Doğukan Taşçı, Damla Atak, Renas Kılıç, Ceren Hatice Kırım (Olcar), Mehmet Halis Başlı ve Murat Mantuş'un mal varlığına el konuldu.
Ayrıca şu hastanelere kayyum atandı:
Avcılar Hospital Hastanesi, Özel Doğa Hospital Hastanesi, Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Silivri Kolan Hastanesi, Esenler Güney Hastanesi, Özel Birinci Hastanesi, Özel Avrupa Şafak Hastanesi, Özel İstanbul Şafak Hastanesi, Özel Bağcılar Şafak Hastanesi, Özel Reyap İstanbul Hastanesi, Çorlu Reyap Hastanesi, Özel Bağcılar Medilife Hastanesi, Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketine, GMZ Sağlık Hizmetleri İnşaat ve Turizm Limited Şirketi ve Sarıoğlu Turizm Ticaret AŞ.

Kaynak, AVCILAR HOSPITAL
Davanın 10'uncu günü Esenyurt Reyap Hastanesi'nin mesul müdürü, tutuksuz sanık Hıdır Yüksel'in savunmasıyla başlamıştı.
Yüksel, "Yenidoğan denetlenir, hastane denetlenir bu konuda herhangi bir hatamız yok. Hastanemiz çok yoğun, son teknolojiyle donatılmış bir hastanedir. Reyap Hastanesinde yüzde 5 yüzde 10 gibi cüzi bir ortaklığım var" dedi.
Mahkeme başkanının, "Reyap Hastanesi doktoru Çorlu Reyap hastanesinde doktorluk yapabilir mi?" sorusuna cevap veren sanık "Sağlık müdürlüğü gönderirse olur. Fırat Sarı maaşını nasıl alır ben bilemem, bu konuları bilmem imkansız. Şirketler hakkında bilgim yok, kardeşler çalıştırıyor" yanıtını verdi.
Tutuksuz sanık Birinci Hastanesi Mesul Müdürü Ali Aksu ise savunmasında,"Hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Bu dava Türkiye Cumhuriyeti tarihinde doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarının işbirliği yapılarak hayata gözlerine yeni açmış bebeklerin öldürüldüğü algısı oluşturulduğu ilk davadır. Toplum vicdanında mahkum edilmeye çalışılmıştır. Yazılı ve görsel medyada tarafıma itibar suikastı yapılmıştır" şeklinde konuştu.
"Örgüt üyeliği", "Dolandırıcılık" ve "İhmali davranışla kasten öldürme" suçlarından yargılanan tutuksuz sanık Bahar Kınık savunmasında, "suçlamaları kabul etmediğini" söyledi.
Sanık Ceylan Çetin ise savunmasının sonlarında "Mesaiye geldiğimde 5 tane ilaç eksiğimiz vardı. Hasan Basri’yi aradım ve corrosorf ilacını sordum, 'Aldım, herkesin haberi var' dedi. Ben de sorgulamadım. Bir ay sonra geldiğimde fazlaca bin tane corrosorf eksiği vardı. Genel yönetime çıkıp 'Bu kadar eksiklik var, sizin, Fırat Sarı'nın haberi var' dedim. Bana 'Nasıl böyle bir şey olur, kuş uçsa haberim olacak' diyerek kızdı. Sonra Hasan Basri’nin ilaç sattığını öğrendim" dedi.
Davanın 9. gününde savunma yapan tutuksuz sanık hemşire yardımcısı Batuhan Çetin “Denetim gelmeden önce hastanenin bilgisi oluyordu. Normalde doktor yoktu, denetim olacağında doktor geliyordu Kaya bebek doğduktan sonra hiçbir doktor müdahalede bulunmadı. Elini bile sürmediler bebeğe. Kaya bebeğin durumu ağırlaşınca doktor Rıza Keykubat’ı aradım ‘Hocam nabzı alamıyorum artık’ dedim. Bana '500 gram zaten bebek, çek fişini gitsin' dedi” şeklinde konuştu.
Tutuksuz sanık Renginar Mola'nın savunmasıyla başlayan duruşmada, Mola Mahkeme Başkanı'nın "Neden yenidoğan yoğun bakımı doldurma peşindesiniz ve sürekli hasta alıyorsunuz?' sorusuna "Benim hasta doldurma derdim hiçbir zaman olmadı, böyle bir yetkim de yok" cevabını verdi.
Tutuksuz sanık Mustafa Kazan ise savunmasında, "Kimseyle telefon görüşmem yoktur, telefonları dahi yoktur. Haricinde bahsi geçen örgütten de ne para alışım ne de para verişim görülmemektedir. Buradaki isimlerle bir araya hiç gelmedim. Ne para aldım, ne para verdim. Sadece iki kez Gıyasettin Mert Özdemir'le konuştum" ifadelerini kullandı.
Kazan, "10 bin lira karşılığında bebek sevki istememi hastane yönetimi talep etti" dedi.
Tutuksuz sanık Semiha Yavuz ise savunmasında, "Üzerime atılı hiçbir suçu kabul etmiyorum" dedi.

Kaynak, Getty Images
'Bebeğe hiçbir şey yapmayın'
Davanın sekizinci gününde altı aylık Michelle Nwandi Opara adlı bebeğin ölümüne yol açtığı iddia edilen sanıklardan hemşire Ayşe Gizem Büyükköleş de sanık kürsüsüne çıktı.
Büyükköleş, tutuklu sanık hemşire Tuğçe Toptemel'in bebeğin kalp atımlarını duyamadığı zaman tutuklu sanık Hakan Doğukan Taşçı'yı aradığını söyledi.
Büyükköleş, "Doğukan'ın doktora haber vereceğini düşündüm. Doğukan bebeğin kan şekerine bakmamızı istedi. Doğukan Taşçı, 'Bebeğe hiçbir şey yapmayın' dedi ama Tuğçe CPR işlemine başladı. Bunu uzun süre yapmadı çünkü sorumlusu yapmaması gerektiğini söyledi" diye konuştu.
"Benim bu fiyat konularıyla ilgili bilgim yok ama nöbeti teslim alacağımız zaman bize söylenen şey şuydu: Bebeğin günlüğünden 20 bin TL alınacağını, bu yüzden bakılacağını söylediler.
"Monitörlerimiz çok sağlıklı değildi ama kötü durumdaki hastalara genelde çalışan monitörlerimiz takılırdı. Ancak eksikliklerimiz çoktu."
"Ben yenidoğan doktoru değilim, çocuk doktoruyum"
Davanın yedinci gününde, ilk savunmayı tutuksuz sanık hemşire Ecem Koç yaptı.
Suçlamaları kabul etmeyen hemşire Ecem Koç, Fırat Sarı ve Baha Kanık dışında kimseyi tanımadığını ve örgüt mensubu olmadığını savundu.
Aynı gün Avcılar Hospital Hastanesi'nde yenidoğan hemşiresi olan tutuksuz sanık Serenay Şenkalaycı savunma yaptı.
Şenkalaycı, "Fırat Sarı'nın epikrizleri değiştirmesini istediğini" ileri sürdü ve "Kabul etmedim. Bu usulsüzlüktür yapmadım, yönetime de söyledim" diye konuştu
Ardından Tokluoğlu bebeğin ölümüyle ilgili suçlanan Avcılar Hospital Başhekimi Prof. Dr. Fetin Rüştü Yıldız'ın savunmasına geçildi.
Yıldız "Bebek anne karnındayken ciddi anomali tespit edilmiş, bebeğin kaybedilebileceği aileye söylenmiştir. Bebeğin alınması önerilmiş, aile kabul etmemiştir" dedi
Uzman raporundaki "ötanazi" ibaresinin hatalı olduğunu ileri süren Yıldız "Eksik inceleme yapılmıştır" diye konuştu.
Daha sonra bütün suçlamaları reddeden tutuksuz sanık Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi Dr. Cafer Akdur, "Ölümlerde ihmalim yok. Ben yenidoğan doktoru değilim, çocuk doktoruyum" dedi.
Fırat Sarı ve İlker Gönen'i tanımadığını ileri süren Akdur, "Ben anlaşma imalamadım. Muhtemelen hastane sahipleri imzaladı" şeklinde konuştu.
Tutuksuz sanık hemşire Tuğba Özkaynak da savunmasında hiçbir nöbetinde çocuk doktoru görmediğini söyledi.
Hemşire takip formlarında oynama yaptıklarını itiraf eden Özkaynak, “Sizin yoğun bakımda müdahale etme yetkiniz var mı?” sorusuna, “Entübasyon ve CPR yapabilirim” yanıtını verdi.
Tutuksuz sanık Tıbbi Sekreter Sümeyye Özdemir ise savunmasında, epikriz yazmadığını ifade etti, doktorların bilgisayar kullanımı iyi olmadığı için onların söylediğini, kendisinin ise yazdığını söyledi.
İlk altı gün
22 tutuklu sanığın savunması altıncı günde tamamlandı.
Davanın altıncı gününde ilk kez örgüt yöneticiliği suçlaması yöneltilen isimler savunma yaptı.
İddianamede örgüt yöneticisi olmakla suçlanan doktor Fırat Sarı, 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ve doktor İlker Gönen konuştu.
Tutuklu sanık Fırat Sarı savunmasında "Bu yapıyı ben keşfetmedim. Sen gel yap dediler" ifadesini kullandı.
Aylık gelirinin 400 bin TL olduğunu söyleyen Sarı şöyle devam etti:
"Sevk süresi 5-6 saat sürüyor ve yenidoğan için çok kritik bir süre. Bebek kötüyse hemen müdahale ettik. Bazen ben kendim gittim müdahale ettim. Usulsüz sevk dedikleri de bu."
Hemşire Hakan Doğukan Taşçı ve Hasan Basri Gök'ü suçlayan Sarı, "Hayatımı kararttılar. Ekip varsa orada var" iddiasında bulundu.
Örgüt yöneticisi olmakla suçlanan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ifadesinde, "Hasta yönlendirerek para kazandığımı kabul ediyorum" dedi.
Özdemir, kendi kurdukları sistem sayesinde "5-6 saat" olan sevk süresinin hastalar yararına "45 dakikaya düştüğünü" iddia etti.
Örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen doktor İlker Gönen ise ise suçlamaları kabul etmedi.
Hastaneye hasta yatırdığı, hastaların geç taburcu edildiği ve evrakta sahtecilik iddialarını reddeden Gönen, "Ben hiç evrak imzalamadım, ben hiç ilaç satımında bulunmadım" dedi.

Kaynak, Getty Images
Sanık Mehtap Sayar’a, sanık Hasan Basri Gök’ün “Mehtap öldür şu bebeği” dediği, fezlekeye göre kendisinin ise “Öldüreceğim de, öldürsem de dert” dediği telefon konuşması soruldu.
Sayar soruya, “Sıkıntılı bir bebek hakkında sıkıntılı bir konuşmadır. Bunun sosyal medyada da basında da psikolojik baskısını yaşadım. O yüzden bu konuda konuşmak istemiyorum” yanıtını verdi.
Tutuklu sanık doktor Rıza Keykubad da savunmasında, denetim raporunda "kendilerinin üzerine oyun oynandığını" ve iftiraya uğradığını iddia etti.
Esenyurt Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Renas Kılıç ise savunmasında, Reyap Hastanesi'nde çalıştığı dönemi kapsayan suçlamalara yanıt verdi; bebekleri 112 sistemini aşarak sevk ettiği ve maddi menfaat sağladığı iddiasını reddetti.
Aynı hastanenin muhasebe biriminde çalışan tutuklu sanık Funda Özen de, "yenidoğan çetesi" ile ticari ilişkisinin olmadığını ve dosyadaki çoğu kişiyi tanımadığını savundu.
Birinci Hastanesi'nde hemşire olan ve serbest bırakılması için duruşma savcısının tehdit edildiği ortaya çıkan Tuğçe Toptemel de savunmasında, sanık hemşire Hakan Doğukan Taşçı'yı ölen bebeklerden biri olan Opera bebeğin ailesine doktor olarak tanıttığını ve aralarında para ilişkisi bulunduğunu kabul etti. Bebeğin ölümüyle ilgisi olmadığını savundu.
Sanık Sümeyye Aslan, bu paraların fazla hasta bakmaları karşılığında motivasyon amacıyla verildiğini iddia etti.
Sanık Serdar Yüksel de Gıyasettin Mert Özdemir ve Fırat Sarı'dan para aldığını itiraf etti.
Bu makalede Google YouTube içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
YouTube paylaşımının sonu










