You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Amerikalı Papa 14. Leo ile Trump yönetiminin arası neden açıldı?
- Yazan, Lebo Diseko
- Unvan, Küresel Din Muhabiri
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 6 dk
Muhafazakar Katolik podcast yayıncısı Jesse Romero, Papa 14. Leo hakkında sert sözler söylüyor.
Jesse Romero, "Papa bize, cennete nasıl gideceğimizi söylemeli. Hükümet üzerinde hiçbir yetkisi yok. Sınırları içinde kalmalı" diyor.
Romero, ABD Başkanı Donald Trump'ın bir destekçisi olarak, ABD'li Papa ve Amerikalı piskoposlarının Trump yönetiminin kitlesel sınır dışı etme politikasına yönelik eleştirilerinden dolayı öfkeliydi.
Her beş Amerikalıdan birinin Katolik olduğunu belirten Romero, Katolik Kilisesi'nin Amerikan yaşamında ve siyasetinde önemli bir rol oynadığını söylüyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve etkili hukuk aktivisti Leonard Leo gibi Katolikler, Trump'ın seçim başarısında önemli rol oynadı.
Ayrıca Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Eğitim Bakanı Linda McMahon gibi önemli görevleri üstlenen Katolikler de ABD'de kabinenin kalbinde yer alıyor.
Ancak göçmenlik sorunu, Kilise'nin lider kadrosu ve ABD hükümeti arasında olduğu kadar Katolikler arasında da bir fay hattı oluşturdu.
Mayıs ayında papalık seçiminde kardinaller bir araya geldiğinde, Romero ABD Başkanı ile benzer bakış açısına sahip, "Trump benzeri bir Papa" ummuştu.
Papa Leo 14. Leo ise ABD'de göçmenlere yapılanlar konusundaki endişelerini defalarca dile getirmiş ve Kasım ayında bu konuda herkesi "derinlemesine düşünmeye" davet etmişti.
Papa, Matta İncili'ne atıfta bulunarak, "İsa çok açık bir şekilde diyor ki, dünyanın sonunda bize 'Yabancıyı nasıl karşıladınız?' diye sorulacak" demişti.
Bir hafta sonra, Amerika Birleşik Devletleri Katolik Piskoposlar Konferansı (USCCB), "Amerika Birleşik Devletleri'ndeki göçmenleri etkileyen, gelişen durumla ilgili endişelerini" dile getiren nadir bir "Özel Mesaj" yayımladı.
Piskoposlar, "korku ve endişe iklimi" olarak adlandırdıkları durumdan "rahatsız olduklarını" söylediler.
Ayrıca, "insanların ayrım gözetmeksizin toplu olarak sınır dışı edilmesine karşı olduklarını" ve "insanlık dışı söylem ve şiddetin sona ermesi için dua ettiklerini" de eklediler.
Bu, USCCB'nin 12 yıldır ilk kez böyle bir bildiri yayımladığı önemli bir müdahaleydi.
Papa da açıklamayı, "çok önemli" olarak nitelendirerek destekledi, tüm Katoliklerden ve "iyi niyetli insanlardan" piskoposları dikkatle dinlemelerini istedi.
Papa ile kavga
Fordham Üniversitesi Din ve Kültür Merkezi Direktörü David Gibson, "Bence ilişki oldukça gergin" diyor.
David Gibson'a göre, muhafazakarlar Papa 14. Leo'nun selefi Papa Francis'in sosyal adalet ve göç konularına odaklanmasından farklı bir tavır sergileyeceğini ummuşlardı.
Gibson, "Birçoğu öfkeli. Kilisenin susmasını ve kendisini kürtaj gibi konularla sınırlamasını istiyorlar" diyor.
Trump yönetiminin ülke sınırlarından sorumlu isim olarak belirlediği kendisi de Katolik olan Tom Homan, Kilise'nin "yanlış" yaptığını ve liderlerinin "Katolik Kilisesi'ni düzeltmek için zaman harcamaları gerektiğini" savundu.
Ekim ayında ise Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Chicago doğumlu Papa'nın ABD'nin göçmenlere yönelik muamelesinin "insanlık dışı" olduğu ve "yaşam yanlısı" inançlarla uyumlu olmadığı yönündeki eleştirisini reddetti.
Gibson, hükümetin şöyle bir hesapla hareket ettiğini savunuyor:
"Yeterince Amerikalı Katolik, özellikle de beyaz Amerikalı Katolik var ve onlar Cumhuriyetçi Parti'yi ve Donald Trump'ı destekliyorlar. Bu nedenle nihayetinde Papa ile kavga çıkarmak siyasi açıdan faydalı. Bu, eşi benzeri görülmemiş bir hesap."
Düşünce kuruluşu Kamu Din Araştırma Enstitüsü'nün yeni bir araştırmasına göre, beyaz Katoliklerin yaklaşık yüzde 60'ı Donald Trump'ın göçmenlik konusundaki yaklaşımını onaylıyor.
Bu oran, ABD'de Katolik nüfusunun yüzde 37'sini oluşturan Hispanikler için yaklaşık yüzde 30 civarında.
Siyasi alanda sağcı Katoliklerin artan gücü ve önemi, din değiştirmiş ve siyasetinin inancı tarafından şekillendirildiğini söyleyen JD Vance tarafından örneklendiriliyor.
JD Vance, mevcut politikanın Kilise öğretisiyle çelişmediğini savunsa da, ülkede yasa dışı olarak bulunan insanların insanlığını hatırlama sorumluluğu olduğunu da söyledi.
Ancak bazı Katolikler şu anda olanın bu olmadığını söylüyor.
Jeanne Rattenbury, Chicago'daki St. Gertrude Katolik Kilisesi'nin cemaat üyelerinden.
Chicago, Trump yönetiminin göçmenlik uygulamalarının odak noktası olmuş bir şehir.
Rattenbury, Kasım ayında Chicago'nun Broadview semtindeki bir Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE) merkezinin önünde 2 bin kişinin yer aldığı bir ayine katıldı.
"Halk Ayini", Manevi ve Kamusal Liderlik Koalisyonu (CSPL) tarafından düzenlenen bir dizi eylemden biriydi.
Rattenbury eylemin amacının, "içerideki insanlara Komünyon getirmek, onlara hizmet etmek olduğunu, bunun eskiden izin verilen ancak artık izin verilmeyen bir şey olduğunu" söylüyor.
CSPL, dini hizmet sunmasının engellendiği iddiasıyla federal mahkemede dava açtı.
Rattenbury, "Katolik Kilisesi, Papa'dan piskoposlara kadar, göçmenlerin saygıyla muamele görme hakkını savunuyor. Onların, doğuştan gelen insanlık onuruna saygı duyma hakkına saygılı olduklarını söylemesi beni gururlandırıyor" diyor.
Bu duygu o kadar büyük ve güçlü ki, Boston yakınlarındaki bir kilise, İsa Peygamber'in bir mülteci olduğunu vurgulamak için Noel'deki doğum sahnesini kullandı.
Massachusetts Dedham'daki St. Susanna Kilisesi, bebek İsa'nın yerine "ICE buradaydı" yazan elle boyanmış bir not koydu.
Topluluktan bazıları şikayette bulundu. Boston Katolik Başpiskoposluğu, bunun bölücü ve kutsal nesnelerle ilgili kurallara aykırı olduğunu söyleyerek serginin kaldırılmasını emretti. Kilise ise şimdiye kadar bunu yapmadı.
Birçok ABD'li Katolik, Kilise'nin görüşleriyle uyumlu olarak kürtaj gibi konularda muhafazakar pozisyonlar aldı.
Kendilerini, son üç seçimde ezici çoğunlukla Cumhuriyetçi Parti'ye oy veren beyaz Evanjelik Hristiyanlardan daha çok ilerici görüyorlar.
Öte yandan, beyaz Katoliklerin yaklaşık üçte biri sürekli Demokrat Parti'ye oy vermişti.
Ve ABD'deki Katoliklerin neredeyse üçte biri başka ülkelerde doğmuş.
David Gibson, "Bu, göçmenlik üzerine kurulmuş bir kilisedir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Katolik markası, bir göçmen kilisesidir" dedi.
'İncil'le tutarsız'
Washington Eyaleti'nde Yakima Piskoposu Joseph Tyson, ABD Katolik Piskoposlar Konferansı'nın "Özel Mesajı"nı destekleyen 216 kişiden biriydi.
Mesajla ilgili oylamada sadece beş piskopos karşı oy kullandı, üç piskopos ise çekimser kaldı.
Joseph Tyson, "Kilisenin cemaatlerimizdeki göçmenlere bakış açısıyla mevcut yönetimin göçmenlere bakış açısı arasında temel bir görüş ayrılığı var. Biz bu göçmenlere çok daha fazla olumlu bakıyoruz" diyor.
Tyson, açık sınırları savunmadığını, Papa 14. Leo'nun da dile getirdiği gibi, "ayrım gözetmeksizin sınır dışı etmeye" karşı olduğunu söylüyor.
Piskopos, "Cemaat üyelerimizin ve ABD'de insanlarımızın sınır dışı edilmesi, cerrahi bir operasyon veya suçlulara yönelik hedefli bir uygulama değil" diye konuşuyor.
Ağırlıklı olarak Hispanik nüfusa sahip piskoposluğundaki ailelerin yaklaşık yarısının, hane halkından birinin göçmenlik statüsüyle ilgili bir sorun yaşadığını tahmin ediyor.
Rahiplerin çoğu da göçmen oldukları için, Kilise bu konuda kendisini giderek daha hassas bir konumda bulunuyor.
Piskopos Tyson, atadığı din adamlarının üçte birinden fazlasının, yeşil kart almadan önce bir noktada geçici vizeyle ABD'de bulunduğunu ve mevcut ortamda bu sürecin riskli olabileceğini söylüyor:
"Chicago bölgesinde bir öğrencim var. Geçici vizeyle ülkede bulunuyor ancak [ICE] geldi ve o da yakalanmaktan korktu.
"Herkesin evrakları iptal edilebilir. Bu yüzden adamlarımız evraklarını her zaman yanlarında taşıyorlar."
Piskopos Tyson, ABD'nin mevcut politikasının Katolik öğretisine aykırı olduğunu savunuyor:
"Bu, ayrım gözetmeksizin sınır dışı etmeyi destekleyen kamusal hayattaki Katoliklerin vicdanlarında ağır bir yük oluşturmalı. Yaşam İncili ile tutarsız."
Jesse Romeo'ya göre ise Katolik doktrinine karşı çıkanlar, ABD'li piskoposlar ve Papa'dır.
Romero, Kateşizmin, göçmenlerin ülkede bulunup bulunmamaları da dahil tüm yasalara uymaları gerektiği konusunda açık olduğunu savunuyor:
"ABD Katolik Kilisesi'nde Kutsal Kitap ve teolojiyle ilgili olarak daha modern, liberal, ilerici bir bakış açısına sahip çok sayıda piskopos var."
Romero, onların dönüşümü için dua ettiğini söylüyor.
Papa ve piskoposları inancının liderleri olarak kabul etse de, "Bu onların her şeyi doğru yapacakları anlamına gelmez. Onlar da insan" diyor ve sözlerini şöyle noktalıyor:
"Günahsız tek kişi İsa'dır. O mükemmeldir. Diğer herkes için, birbirimiz için dua etmeliyiz."